Son dönemi ekonomik çalkantılarla geçen 2008 yılını geride bırakarak, yeni bir
yıla giriş yapıyoruz. Sektörün önde gelen sivil toplum örgütlerine, 2008 yılı
değerlendirmelerini ve 2009 yılı beklentilerini sorduk. Petrol Piyasası
Kanunu’nun hedefine ve ruhuna aykırı uygulama ve düzenlemelerden kaçınılması
gerektiği noktasında birleşilen değerlendirmeler şöyle:
TOBB Petrol ve Petrol Ürünleri Meclis Başkanı Canan Ediboğlu:
“Kanun'un öngördüğü piyasa yapısından uzaklaşıldığının açık göstergeleri var”
2008 yılında akaryakıt pazarındaki genel gelişmeyi gerek PETDER olarak, gerekse
TOBB olarak yayınladığımız duyuru ve basın bilgilendirme notları aracılığıyla
kamuoyu ile paylaşmış bulunuyoruz. PETDER sektör raporuna baktığımızda akaryakıt
sektöründe 2008 yılında toplam satışlar bazında bir büyüme yaşanmadığını
görüyoruz. Geçmiş yıllardan çok farklı bir durumla karşı karşıyayız. Ekonomik
kriz, petrol fiyatlarındaki çok büyük dalgalanmalar ve büyüyen vergi yükünün bu
olumsuz gelişme üzerinde etkileri olduğu kuşkusuz. Ancak bunun yanı sıra
akaryakıt ürünlerinin kayıt dışı alanda kaçak olarak satıldığını ve bu yöndeki
faaliyetlerin arttığını da görmekteyiz. Oysa alınan tedbirler tamamen kayıt
altındaki işletmelere yönelik olmakta, bu yüzden kayıt dışı faaliyetlerin
önlenmesinde etkili olamamaktadır. Sektörümüzün 2008’de büyümemesinde tüm bu
faktörlerin etkisi vardır. Sektör reel olarak büyümemesine rağmen sağladığı
dolaylı vergilerde bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 civarında bir artış
beklenmektedir.
Akaryakıt sektöründe 2009 yılında da bir büyüme gerçekleşemeyebilir
2009 yılı için öngörülerimiz, herkes tarafından da kabul edileceği üzere,
tamamen global finansal krizin ülkemizin genel ekonomisi ve sınai büyüme
üzerindeki etkileri ile ilişkilidir. Tüm dünyayı etkisi altına alan kriz
koşullarında akaryakıt sektöründe 2009 yılında da bir büyüme
gerçekleşemeyebilir. Krizin sanayimiz üzerindeki etkilerinin ağırlıklı olarak
2009 başından itibaren görülmeye başlanacağı bir çok rapor ve yorumda yer
alıyor. Bu açıdan bakıldığında 2009 yılının zor bir yıl olacağını düşünmekteyiz.
Kanun’un öngördüğü piyasa yapısından uzaklaşıldığının açık göstergeleri var
Petrol Piyasası Kanunu’nun öngörmüş olduğu yapıda bazı önemli ilerlemeler
olduğunu geçtiğimiz dönemlerde TOBB toplantıları ve Sektör meclisimizin
yayınladığı raporlar üzerinden ifade etmiş bulunmaktayız. 5015 sayılı kanun ile
özellikle kanunun yayınlandığı ilk yıllarda petrol sektörü ve petrol sektörü
üzerinden enerji sektörü bir bütün olarak çok önemli kazanımlar elde
etmişlerdir. Ancak özellikle 2008 yılında kanunun öngördüğü piyasa yapısından
uzaklaşıldığının açık göstergeleri var. Bu gözlem sektörün hemen tüm kesimleri
için geçerli. Özellikle bazı basın yayın organlarında görülen, sektörde
rekabetçi bir yapının olmadığı yönündeki sektör aleyhine yorum ve haberlerin
etkisiyle fiyatlandırma yapısı ve rekabet sistematiği üzerinde değişiklik
yapılma yoluna gidildi. Devletin dağıtım şirketi kurmak sureti ile tekrar
akaryakıt piyasasına girişini ve yayınlanan fiyatlandırma yönetmeliğini, serbest
piyasa düzeninden ve kanunun öngördüğü yapılardan uzaklaşıldığının önemli
işaretleri olarak yorumlamaktayız.
Bu olumsuz gelişmelerin sadece petrol sektörüne değil, petrol sektörü üzerinden
diğer enerji piyasalarına da olumsuz etki edeceği endişesindeyiz. Ülkemizin
enerji alanında önemli yatırımlara ihtiyacı var. Bu yatırım ve girişimlerin
zamanında yapılabilmesi, yerli ve yabancı sermayenin ülkemizin serbest piyasa
yönündeki adımlarının kararlılığı ve bunun oluşturduğu güven ortamı ile son
derece ilişkili.
Ne yazık ki petrol sektöründe giderek serbest piyasa düzeninden uzaklaşıldığı
izlenimleri ve sektörün bir bütün olarak adeta potansiyel kaçakçı zannı altında
faaliyetlerini sürdürmesi, enerji piyasalarında güven ortamının oluşmasını
olumsuz etkilemektedir.
Kaçak akaryakıt tanımı değişmeli
Petrol Piyasası Kanunu’nda muhakkak değişmesi gereken birkaç madde var. Bu
maddeler üzerinde TOBB Petrol Meclisi olarak detaylı çalışmalar yapmaktayız. Bu
çalışmaların önemli bir bölümünü sözlü olarak TOBB Petrol Meclisi toplantılarına
katılan EPDK üyeleri ile paylaştık.
Sektörün bir bütün olarak hemfikir olduğu ve talep ettiği değişiklik
önerilerinin başında “kaçak akaryakıt” tanımının değiştirilmesi geliyor. Kaçak
akaryakıt tanımı Kanunda sadece Ulusal Marker seviyesine endekslenmiş durumda.
Ve bu nedenle de birçok sorun yaşanıyor. Yasa ve yönetmeliklere tümüyle uygun
hareket edilmesine rağmen, sirkülasyonu düşük ürünler, ortam şartlarından
etkilenme ve cihazlar arası farklılıklar nedeni ile suçsuz kişiler ve işletmeler
kaçakçılık suçundan soruşturmalara konu edilebiliyor ve sorun mahkemelere kadar
uzayabilir. Bu çok ciddi bir durum ve muhakkak düzeltilmesi gerekiyor.
Kanunun ceza maddesinde ciddi anlamda bir revizyona gidilmeli
Kanun’da yeniden düzenlenmesi için sektörde güçlü mutabakat sağlanan konulardan
biri de cezalar. Petrol Piyasası Kanunu’nda tanımlanan geçiş sürecini yetersiz.
Bu nedenle sektörün hemen her kesimi tamamen bürokratik gecikmelerin sonucu
olarak haksız cezalarla karşı karşıya kalmakta. Bu alanın yeniden düzenlenmesi
gerekiyor. Bu tür cezai işlemlerin hala devam ettiği görülmektedir. Yüzlerce,
hatta binlerce dava halen sürmektedir. Bazı davalarda sektör oyuncularının bu
geçiş sürecine ilişkin aksaklıklardan kaynaklanan haklılıkları tespit olunmaya
da başlamıştır. Bu nedenle kanunun ceza maddesinde ciddi anlamda bir revizyona
gidilmeli, bu geçiş sürecinde yaşanan bürokratik yığılmalar sonucu haksız cezai
uygulamalarla karşılaşan işletmelerin haklarını güvence altına alacak
değişiklikler yapılmalıdır.
Bunun yanı sıra, 60 bin ton yükümlülüğünün kanunda yeniden düzenlenmesi de
gerekiyor. İkincil mevzuatta ise yapılması gereken çok sayıda değişiklik ve
iyileştirme ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak esas itibarı ile Petrol Piyasası
mevzuatında aşırı bürokratik ve aşırı düzenleyici bir yapıya doğru ilerlediğini
görüyoruz. Bu çizgiden vazgeçilmesi ya da en azından böyle bir izlenim veren
uygulamaların terk edilmesi büyük önem taşıyor.
Sektörümüzün sağlıklı büyümesi için güçlerimizi birleştirelim
2009 yılı zor bir yıl olacak. Bu nedenle sektör olarak dileğimiz bu dönemde daha
yoğun bir şekilde işimize yönelmek, enerjimizi daha verimli çalışmak, krizle
daha etkin bir şekilde başa çıkmak için işletme sermayemizi nasıl daha iyi
finanse ederiz gibi önemli sorunların çözümüne harcamak istiyoruz. Rafineri,
dağıtım şirketleri, bayilerimiz, tedarikçilerimiz, nakliyecilerimizle bir bütün
olarak sektörümüzü bu zor dönemde mümkün olan en başarılı bir şekilde atlatmayı
hedefliyoruz. Bunun için el ele verelim ve sektörümüzün sağlıklı büyümesi için
güçlerimizi birleştirelim diyoruz.
Bu vesile ile siz değerli Enerji Petrol & Gaz Gazetesi çalışanlarının da yeni
yılını kutlar, başarılarınızın önümüzdeki yıllarda da devamını dileriz.
PETDER Başkanı Melih Türker:
“Serbest piyasa yapısından uzaklaşılıyor”
2008 yılında akaryakıt pazarındaki genel gelişme önceki yıllara nazaran çok
farklı olmuştur. Ekonomik kriz, petrol fiyatlarındaki çok büyük dalgalanmalar ve
büyüyen vergi yükü pazarın geçtiğimiz yıllara göre büyümemesi sonucunu ortaya
koymuştur. Bu yıl toplam otomotiv satışları olarak büyüme görülemeyecektir. Buna
rağmen sektörün sağladığı vergilerde bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15
civarında bir artış beklenmektedir ki, sektör vergi sağlama açısından büyümekte
ancak reel olarak büyümemektedir.
2009 yılı için öngörülerimiz tamamen ekonomik krizin etkileri ile ilişkilidir.
Bu aşamada görünen tablo, krizin etkilerinin 2009 yılının ilk aylarında
ülkemizde daha da fazla yoğunlaşacağını göstermektedir. Nitekim otomotiv
endüstrisi başta olmak üzere bir çok endüstri kolları üretim kısıtlamasına veya
üretimi durdurma uygulamalarına geçmişlerdir. Bu durum doğal olarak sınaî büyüme
ile doğrudan ilişkili olan motorin tüketimini olumsuz etkileyecektir. Bu
yaklaşım ile 2009 yılı genel sonuçlarının akaryakıt sektörü için 2008'den farklı
olmayacağı ve büyüme gerçekleşmeyeceği kanısındayız.
Gelişmeler beklentilerin altında
Kanun’un beşinci yılı geride kaldığında Petrol Piyasası Kanunu'nun öngörmüş
olduğu yapıda bazı önemli ilerlemeler olduğunu geçtiğimiz dönemlerde birçok
ortamda ifade ettik. Ancak bu anlamda 2008 yılının Petrol Piyasası Kanunu'nda
beklenen gelişmeler açısından sektör beklentilerinin oldukça altında olduğunu
söylememiz gerekir kanısındayız. 2008 yılında yüksek petrol fiyatlarının
oluşturduğu olumsuz ortam ne yazık ki birçok kurum ve hatta kamuoyu tarafından
doğrudan sektör aleyhine yorumlar yapılarak değerlendirildi. Bunun sonucunda
sektörde serbest piyasa yapısından uzaklaşılma eğilimleri ciddi olarak ortaya
çıktı.
Devletin dağıtım şirketi kurmak sureti ile tekrar akaryakıt piyasasına girişi ve
fiyatlandırma yönetmeliği bu anlamda serbest piyasa düzeninden ve kanunun
öngördüğü yapılardan uzaklaşıldığının önemli işaretleri olarak yorumlamaktayız.
Son dönemdeki gelişmeleri Petrol Piyasası Kanunu'nun gelişmeleri açısından
değerlendirdiğimizde Kanun'un öngördüğü serbest piyasa yapısından, aşırı
bürokratik ve her aşaması ile regüle edilmeye çalışılan bir piyasa yapısına
doğru bir gidiş var. Bu anlamda kanunun öngördüğü yapıdan uzaklaşıldığı
kanısındayız.
Kanun değişikliği
Petrol Piyasası Kanunu'nda muhakkak değişmesi gereken bir iki madde var.
Bunların başında kaçak akaryakıt tanımının değiştirilmesi geliyor. Kaçak
akaryakıt tanımı Kanun'da sadece ulusal marker seviyesine endekslenmiş bir
tanımlama. Bu yaklaşım son derece yanlış ve sakıncalı. Nitekim bunun
sakıncalarını ve olumsuz sonuçlarını son zamanlarda daha fazla yaşamaya
başladık. Çok sayıda akaryakıt bayii ve bugün artık dağıtım şirketleri ve
rafinerileri, kanundaki bu tanım ve ulusal marker uygulamasındaki sistemsel
hatalar yüzünden haksız yere kaçakçılık soruşturması ile karşı karşıyalar.
Kanun'da düzenlenmesi gereken bir başka konu ise dağıtıcılar arası akaryakıt
ikmal işlemlerinin Kurum iznine tabi olması. Bu yükümlülük nedeni ile getirilen
kısıtlamalar esas itibarı ile sektörde rekabetin gelişmesine olumsuz etki ediyor
ve rekabeti kısıtlıyor. Bir başka önemli konu ise Petrol Piyasası Kanunu'nda
tanımlanan geçiş sürecinin yetersiz olması nedeni ile sektörün hemen her
kesiminin karşı karşıya olduğu cezalar ve cezalara ilişkin maddede yeniden
düzenleme yapılması ihtiyacı. Kanunun geçiş sürecine ilişkin maddesinin ve
cezalara ilişkin maddesinin de yaşanan deneyimler doğrultusunda tekrar
değerlendirilmesi gerekiyor.
Çarklar senkronize çalışmalı
Yaşanmaya başlanan ekonomik sıkıntıların etkileri 2009 yılında görülecek olup,
özellikle reel sektöre yansımalardan kaynaklanacak bu sıkıntıları minimize etmek
büyük önem taşıyor. İyi haber bu krizi yönetecek bilgi birikimi ve deneyimi
ülkemizde mevcut. Kriz koşullarının aşılmasında yüksek moral ve güvenin de rolü
büyüktür. Şirketlerin bu dönemde topluma yakın durması, onlar için, Türkiye için
çalışıldığını hissettirmesi, "krizi el ele yeneceğiz" mesajının verilmesi,
psikolojik krizi yenmek adına oldukça yararlı olacaktır. Geçmişte tüketici
güveninin canlı tutulabildiği, yatırımların hızlandırıldığı dönemlerde hedef
çıtasının daha yükseklere taşındığını hep birlikte gözlemledik.
Burada herkesin üzerine düşeni yerine getirmesinin önemi büyük. Altını önemle
çizmek istediğim, birbirimizi dinlememizin ve tüm çarkların senkronize
çalışmasının, bu durumdan daha da güçlenerek çıkmasının anahtarı olacağı... Her
kurumun bunu dürüst, açık ve şeffaf olarak göstermesi umuduyla mutlu, sağlıklı
ve başarılı bir yıl diliyorum.
ADER Başkanı Fikret Öztürk:
“Sektörde kıyasıya rekabet var”
2008 yılı, ağırlıklı olarak hedge ve emeklilik fonlarının aldıkları kağıt
pozisyonları sebebiyle ham petrolün rekor fiyatlara ulaştığı bir yıl oldu.
Spekülatif yanı ağır basan bu fiyat artışları, önemli bir miktar paranın el
değiştirerek dünyanın batısından doğusuna doğru kaymasına yol açtı.
Spekülatörlerin kâr realizasyonuna geçip kağıt piyasasından çıkması ve küresel
malî kriz sonucunda daralan talep nedeniyle ham petrol fiyatları bugünkü
seviyeye geriledi. Dünyanın içinde bulunduğu koşullar, ham petrol fiyatları
konusunda sağlıklı bir tahmin yapmayı güçleştiriyor. Ama en azından 2009 yılında
yeniden 140 - 150 dolar seviyelerini göreceğimizi sanmıyorum.
Ülkemizde ise akaryakıt pazarı, 2007'ye oranla yüzde 1 civarında bir daralma
yaşadı. Yaz aylarındaki yüksek fiyatlar nedeniyle oto LPG'ye bir miktar daha
geçiş olması, bunun nedenlerinden biridir.
2008 yılı, sektörümüzün bazı haksızlıklarla karşı karşıya kaldığı bir yıl oldu.
Kamuoyunun sektörümüze bakış açısını olumsuz bir şekilde yönlendirmeye çalışan
bir kesim oluştu. 2 lira 75 kuruş olan pompa fiyatının 2 lirası vergiyken,
fiyatların yüksekliği konusunda dağıtım paylarını hedef gösteriyorlar. Kredi
kartı puanlarını, filo indirimlerini, kamu ve özel sektör ihalelerine, tarıma ve
çiftçiye verilen yüksek iskontoları görmezden gelip, yaşanan kıyasıya rekabeti
yokmuş gibi göstererek resmi kurumları baskı altına almaya çalışıyorlar. Bu
olumsuz havayı yaymaya çalışanlara çok basit bir yöntem öneriyorum. Gelsinler
büyük petrol şirketlerinin 2008 bilançolarına baksınlar. Bu şirketler eskiye
göre daha mı çok kazanmış, daha mı az kazanmış görsünler, ondan sonra
konuşsunlar. Kazancın düştüğünü gördükleri zaman ne denli bir haksızlıkla karşı
karşıya kaldığımızı herkes görecektir.
Son olarak, ulusal marker denetimlerindeki sağlıksız yapıdan bahsetmek
istiyorum. Biz yasal zorunluluk gereği, geçerli ulusal marker raporu almadan
tanklarımızı satışa açmıyoruz. Marker testleri, bağımsız gözetim kuruluşları
tarafından yapılıyor. Hatta denetimlerde EPDK elemanları bile bu tutanakları
imzalıyorlar. Alınan numunelerle 3 ay sonra yapılan testlerde ulusal marker
"geçersiz" çıkıyor. Yani tankta geçerli, laboratuarda geçersiz. Ölçen cihazlar
aynı cihazlar, akaryakıt aynı akaryakıt. Ne yapacağımızı şaşırdık. Hiçbir
günahımız yokken soruşturmalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ülkenin önde gelen
kurumsal şirketlerini zan altında bırakmaya kimsenin hakkı yoktur. Yetkililere
sesleniyorum; Bu sorun, acil çözüm bekleyen bir sorundur.
Zor bir yıl olacak
Küresel malî kriz nedeniyle 2009 yılının zor bir yıl olacağı şimdiden görülüyor.
Umarım, ülkemiz bu krizi minimum hasarla atlatır ve yoluna devam eder. 2009'dan
beklentimiz, özellikle marker uygulamalarındaki teknik aksaklıkların giderilmesi
ve yürürlükteki mevzuatın, ruhuna uygun ve doğru bir şekilde uygulanmasıdır.
AKADER Başkanı Süleyman Bölünmez:
“Kanun’un hedefine tam olarak ulaşılamadı”
Özellikle akaryakıt ürünleri üzerindeki ağır vergi yükünün yol açtığı kayıt dışı
faaliyetler ve makro ekonomideki olumsuz gelişmelerin de etkisiyle, 2008 yılında
pazarın beklenen büyümeyi gerçekleştiremediğini görüyoruz. Yılın son aylarında
kendisini iyiden iyiye hissettiren global mali krizin de etkisiyle, pazarın 2009
yılındaki gelişimine ilişkin öngörümüz de maalesef çok olumlu gözükmüyor. Her ne
kadar ham petrol fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak akaryakıt fiyatlarının da
düşmüş olması tüketimi arttırıcı etki yapacak olsa da, otomotiv pazarındaki ve
sanayi üretimindeki daralma, akaryakıt pazarını da olumsuz etkileyecektir. Ancak
bu olumsuz etkinin büyük bir daralma şeklinde olacağını sanmıyoruz.
Hedefe ulaşılamadı
Petrol Piyasası Kanunu, petrol sektörü için bir milattır. Tam rekabete dayalı,
disiplinli, çağdaş, kurallı bir piyasa oluşumunu hedefleyen kanun, bu hedefine
büyük oranda ulaşmıştır. Ancak uygulamada görülen bazı aksaklıklar ile, kanunun
ilk çıktığı günden bu yana yaşanan değişimler nedeniyle hedefe tam olarak
ulaşılamamıştır.
Gerekli değişiklikler yapılmalı
Mevzuatlar da yaşayan birer organizma gibi değerlendirilmelidir. Zaman içinde
ihtiyaçlar, hedefler, sorunlar değişebilir. Kanunlar ve ikincil mevzuatlar da bu
değişimlere ayak uydurmalıdır. Dolayısıyla Petrol Piyasası Kanunu'nda ve ikincil
mevzuatında halen değiştirilmesi gereken hususlar olduğu gibi bundan sonra da
değiştirilmesi gereken hususlar olacaktır. Burada önemli olan, yapılacak
değişikliklerin kanunun ruhuna ve hedefine aykırı olmamasıdır. Ülke ekonomisi ve
tüketici hakları zarar görmeksizin, sektörün üzerinde konsensüs sağladığı
değişikliklerin yapılması için hiçbir sakınca yoktur.
Ekonomik açıdan oldukça zorlu geçeceğini düşündüğümüz bir yıla giriyoruz. Bu
dönemde özellikle toplumsal psikolojinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tüm
sivil toplum örgütlerinin, siyaset ve ekonomi alanındaki yöneticilerin topluma
vereceği mesajların önemi bir kat daha artmıştır. Topluma birlik ve beraberlik
ruhunu perçinleyici, iş dünyasına ise yatırıma yönlendirici, güven verici
mesajlar verilmeli. Kurumlar arası eşgüdüm mutlak surette sağlanmalı, hızlı ve
doğru karar alma süreçleri oluşturulmalı. Bu vesileye herkesin yeni yılını
kutlar, sağlıklı ve mutlu yıllar dileriz.
Türkiye LPG Derneği Başkanı Selim Şiper:
“Kalorifik bazda vergi politikası uygulanmalı”
LPG ülkemizde yaklaşık 50 yıldır, sosyal yaşamla özdeşleşmiş olarak
kullanılmaktadır. Günümüzde istihdamın ve de yaşamsal gerekliliklerin önemi
dikkate alındığında, sektörel anlamda 450 bin kişinin geçimine olanak sağlayan
önemli bir iş koluyuz. Ayrıca LPG, gelişmiş ülkelerde çevreci özelliği nedeniyle
teşvik edilen bir enerji koludur. Bu nedenlerden dolayı sektörümüze 2009
yılından itibaren enerji politikalarında yer verilmesi stratejik arayışlar
açısından da büyük önem ifade etmektedir.
Şöyle ki:
Doğal gaz artan kullanım alanları ile petrolde olduğu gibi kritik bir enerji
unsuru haline gelmektedir. Doğal gaz tüketiminin dünya enerji kaynakları
içerisindeki payı da giderek yükselmektedir. Ayrıca elektrik üretiminde gelecek
için risk oluşturacak anlamda artarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle de
yakın zamanda doğal gaz arzındaki istikrar, ülkeler açısından çok büyük önem
ifade eder hale gelecektir. Ülkemizde depolama ile alakalı olarak devam eden
sorunlar, ayrıca da sınırlı temin kaynaklarından dolayı, muhtemel sıkıntıların
yaşanabileceği de bir gerçektir. Bu nedenle LPG'nin alternatif ürün olarak
enerji politikaları içersinde yer alması mutlaka sağlanmalıdır.
LPG hakettiği yeri almalı
LPG doğrudan doğal gazın alternatifi bir üründür ve bu kapsamda
konumlandırılması gerekmektedir. Doğal gazla mukayese edildiğinde, tedarik
kaynaklarının çokluğu, taşınabilir ve mobil bir ürün olması nedeniyle, doğal
gazda olası bir kesinti durumunda ayrıca ulaştırılamadığı veya ekonomik olarak
fizibl olmayan tüm mahallerde LPG'nin alternatif yakıt olarak kullanılması
sağlanmalıdır.
Doğal gaz ve elektrik yanında LPG'nin hakkettiği yeri alması gerekmektedir. Bu
şekilde LPG'nin kendi altyapısını, ülke menfaatine uygun olarak daha kalıcı ve
sürdürülebilir olarak sağlaması mümkün olacaktır.
Tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de enerji ürünlerinde alternatif arayışlar
büyük önem ifade etmektedir. Bu anlamda LPG kullanımının güvenilirlik ve
ekonomiklik anlamında temin ve de ikame ürün anlamında çeşitlendirilmesi,
sektörümüzün geleceği ile paralel değer taşımaktadır. Ayrıca tüm enerji ürünleri
için uzun vadeli ve kalorifik bazlı bir vergi politikasının belirlenmesi, ayrıca
şu konularda somut kararların alınması gelecek açısından önem ifade etmektedir.
Doğal gaz için olası kriz dönemlerinde LPG sektörünün teknik alt yapısının da
kullanılabileceği alternatif politika oluşturulmalıdır.
Kış dönemlerinde doğal gaz temin kaynaklarındaki olası problemlerden dolayı
gündeme gelebilecek kısıntılar, ilk planda sanayi ve turizm alanındaki
işletmelere doğal gaz kesintisi uygulamasını gündeme getirebilecektir. Gelecek
dönemlerde de elektrik üretimindeki önemi her geçen gün artan ve bu nedenle
stratejik ürün haline gelen doğal gazda benzer kesintilerin olması muhtemel
görülmektedir. Olasılıkları önceden planlayarak sanayi ve turizm işletmelerinin
söz konusu durumlarda kullanacakları LPG'nin maliyetleri ile alakalı
yönlendirmenin önceden yapılmasının yararlı olacağı düşünülmelidir. Bu anlamda
ilgili işletmelerin LPG dağıtıcıları ile koordinasyon içerisinde, LPG yedekleme
ünitelerini hazır bulundurmaları da sağlanabilir. Ayrıca doğal gaz kullanımına
geçilmeyen mahallerdeki sanayi işletmelerinde, LPG dökmegaz olarak doğal gaza
alternatif olarak konumlandırılmalıdır. Bu işletmelerin doğal gaz kullanan
işletmelerle rekabet edebilmesi, kapasite artışı ile ilave istihdam
yaratabilmesi açısından, masraf kalemlerinde önemli bir yer tutan enerji gideri
maliyetlerinde parelellik oluşturulabilmek için 5307 Sayılı Kanun'un geçici 7
Maddesinde yer alan doğrultuda yeni düzenleme yapmak gerekliliği bulunmaktadır.
Ülkemiz açısından yenilenebilir enerji kaynak arayışında "Büyokütle gazlaştırma
ünitesi" büyük önem ifade etmektedir. Fındık kabuklarının (Çotanak), çöplerin ve
benzer atıkların enerjiye dönüştürülmesinde acil olarak harekete geçilmesi
gerektiği kanaati yerleşmiştir. Ayrıca jeotermal enerjiden elektrik elde
edilmesi de önem ifade etmektedir. Bu projelere bağlı gazlaştırma ünitelerinde
yedekleme ve ikame ürün olarak propan LPG kullanılması, kırsal kesimde ise
elektrik üretiminde biyogazın gündeme getirilmesi, tüplü ve/veya dökme LPG'nin
ise ısınma ve pişirmede sosyal amaçlı projelerde yer alması düşünülebilir.
Sosyal amaca uygun olarak, kırsal alanlarda tüketicilere yapılabilecek KDV
indirimli LPG teslimleri sonucu, tüplü bayilerin ilgili mahallerdeki mülki
idarelere tasdik ettireceği fatura ve/veya belirlenecek belge ile sosyal
yardımlaşma veya uygun görülebilecek kanallardan desteklenme yapılması
düşünülebilinir.
Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 5784
sayılı Kanun 26 Temmuz 2008 tarihinde 26948 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun'un 10. Maddesinde "Doğal gaz ve ikincil yakıtı
akaryakıt olan santrallara Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı talimatı veya
onayı ile Kanuna ekli (I) sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan.... G.T.İ.P.
numaralı malların aynı amaçla kullanılmak üzere teslimi vergiden müstesnadır. Bu
maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları Maliye Bakanlığı belirlemeye
yetkilidir" denilmektedir. İlgili G.T.İ.P. numaralı mallarda LPG, değerlendirme
dışında tutulmuştur. Muhtemel elektrik kesintilerine acil önlem almak anlamında
LPG'nin de değerlendirilmesi ülkemiz açısından önem ifade etmektedir.
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından 5627 sayılı Enerji Verimliliği
Kanunu kapsamında yayınlanan "Ulaşımda Enerji Verimliliğinin Arttırılmasına
İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" kapsamında doğal gaz ile birlikte
LPG de çevreci bir yakıt olarak görülmeli ve bu anlamda ele alınmalıdır.
Piyasalarda Haksız Rekabetin Önlenmesinde Denetimin Önemi, Sektör gözetim ve
denetimi hususundaki mevzuatın işlerliğinin sağlanması da büyük önem ifade
etmektedir.
Bazı otogaz istasyonlarında illegal olarak devam etmekte olan tüp dolumunun ve
haksız rekabet olarak değerlendirilebilecek sektörü disiplinden
uzaklaştırabilecek bazı uygulamaların sonlandırılabilmesi için; Alt yapısı
istenen anlamda oluşturulmuş LPG derneklerinin görevlendirilerek, özel, bağımsız
denetçiler ve hukukçular marifetiyle yapılacak tespitlerde, olması gereken
vesaik ve belirlemelerin Kurum tarafından kabul görmesi ve bu anlamda Kanun
hilafına icraatta bulunanların soruşturma açılmaksızın cezalandırılması için
ilgili yönetmelikte gereken değişikliklerin yapılması da dernek üyelerimizin
talebidir.
Teknik Düzenlemeler Yönetmeliği'nin yeniden ele alınması, LPG sektörünü
düzenleyen mevzuat ve standartların yönetmeliklerle paralelliğinin sağlanması
açısından EPDK tarafından uyumlaştırılması gerekmektedir.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarında bilhassa tüplü bayiliklerin geleceği
açısından yeniden düzenleme yapılması, tüplü bayi dükkânlarının mutlaka 3. sınıf
GSM olarak devamının sağlanması, kazanılmış hakların korunması bu nev'i küçük
işletmelerdeki istihdamın devamı açısından büyük önem ifade etmektedir.
Binaların Yangından Korunması Yönetmeliği de sektörün konumunun değerlendirmesi
ile ayrı bir düzenlemeye gidilmesi gerekmektedir.
TOBB LPG Meclisi Başkan V. Ömer Yağız:
“LPG Piyasası Kanunu’nda ve ikincil mevzuatta değiştirilmesi gereken pek çok
hüküm var”
2008 yılını LPG pazarı açısından değerlendirecek olursak pek de iyi geçmediğini
ve hatta piyasanın önemli ölçüde daraldığını söyleyebiliriz. Firmalarımızın asli
faaliyeti olan tüplü ve dökme faaliyetleri neredeyse yok olma sürecine girdi.
Bunun sebebi ÖTV oranının ikame ürünlere göre LPG de yüksek oluşudur.
Otogaz tüketimindeki artıştan da LPG firmaları payını alamadı. İstasyonların
intifasını elinde bulunduran akaryakıt dağıtım şirketleri istasyonların kendi
firmaları dışında otogaz bayiliği yapmalarını engelledi ve otogaz pazarı
akaryakıt firmalarının kurduğu LPG dağıtım şirketlerine kaydı. LPG piyasası
açısından 2008 yılının en önemli gelişmesi budur.
Bu sürecin 2009 yılında da hızlanarak devam edeceğini tahmin ediyorum.
LPG piyasasında düzenlemelerin biraz daha yeni olmasından dolayı bir takım
sıkıntılar devam etmektedir
2005 yılında LPG Piyasası Kanununun yayınlanması ile beraber piyasa EPDK’ya
bağlandı. Elektrik, doğalgaz ve petrol piyasasaları kamu kurumlarının elindeydi.
EPDK’nın denetiminde piyasa ekonomisi kurallarına göre işlemeye başladı. Bu
piyasalar açısından, önemli gelişmeler kaydedildi. LPG piyasasında
düzenlemelerin biraz daha yeni olmasından dolayı bir takım sıkıntılar devam
etmektedir.
Değiştirilmesi gereken hükümler var
LPG Piyasası Kanununda ve ikincil mevzuatta değiştirilmesi gereken pek çok hüküm
var. Özellikle cezalar, eğitim ve stok mükellefiyetlerine ilişkin hükümlerde
acil değişiklik yapılması gerekmektedir.
Yeni yılda; intifalarla engellenmemiş rekabetçi bir piyasa oluşmasını, mutfakta
ve sanayide kullanılan LPG üzerindeki ÖTV yükünün azaltılmasını ve LPG de zaten
işleyen serbest piyasanın diğer piyasalara paralel uygulamalarla
yavaşlatılmamasını temenni ediyorum.
ANALPGSİAD Başkanı Rasim Kahyaoğlu:
“2009 yılında mutfakta kullanılan LPG ile doğal gazın vergisi eşitlenmeli”
LPG piyasası için 2008 yılını kayıp yıl olarak değerlendirebiliriz. Doğalgaz ve
elektriğe oranla, LPG üzerinden alınan ÖTV’nin yüksek olması sebebiyle satışlar
büyük ölçüde azaldı. Bu dönemde EPDK haksız yere pek çok ceza kesti ve sektörün
neredeyse yarısıyla davalı duruma düştü. 2009 yılında mutfakta kullanılan
LPG’den alınan ÖTV nin doğal gazdan alınan ÖTV ile eşitlenmesini bekliyoruz.
Geçiş dönemi sorunları değilmiş
LPG Piyasası Kanunu yayınlanmadan önce Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tebliğleri
ile pazara yön veriliyordu. Büyük ölçüde özgür olan sektör, sancılı dönemlerin
ardından önemli gelişmeler kaydetti. İşleyen bir rekabet ortamı oluştu. Serbest
piyasanın işleyişinde LPG sektörü diğer pazarlara örnek teşkil etti. LPG
faaliyetleri tamamen özel sektör eliyle yürütülüyordu. 01.01.2005 tarihinde
fiyatlar tamamen piyasaya bırakıldığında sektör bu sınavı başarıyla verdi.
Nihayet büyük umutlar beslediğimiz LPG Kanunu yayınlandı ve piyasa EPDK’ya
bağlandı.
Başta yaşadığımız sorunları geçişten kaynaklanan sorunlar zannettik. Oysa zaman
geçtikçe bu sorunlar azalmadığı gibi tam tersine arttı. Hayal kırıklığını
atlatamadık. Serbest pazar okulunda lise son sınıf öğrencisiyken ana okulundan
başlatılmıştık. Piyasa ekonomisinden çok uzak olan ve kamu kurumlarının hakim
olduğu doğal gaz ve elektrik piyasası oyuncuları ile aynı sınıfa düşürüldük.
Sektör küme düşürüldü
Özellikle 2000-2005 yılları arasında büyük başarılar kaydederek rekabetçi
serbest pazar ekonomisini örnek bir şekilde işleten LPG sektörü, serbest
piyasayla yeni tanışan sektörlerle aynı uygulamalara tabi tutularak küme
düşürülmüştür. Elektrik, doğal gaz ve petrol piyasaları için gelişme sayılacak
uygulamalar zaten serbest pazar ekonomisine adapte olmuş LPG piyasasına aynen
uygulanınca mudahaleler pek çok olumsuz sonuçlar doğurdu.
Lisans bedelleri tesis sayısına göre alınmalı
Kanuna ve yönetmeliğe göre lisans bedelleri tesis sayısına göre alınması
gerekirken, şirket başına ve yüksek tutarlarda alınarak Anadolu'daki tek tesisli
yerel şirketler ezilmiştir. Bu tür yanlış uygulamalarla küçük şirketlerin
rekabet gücü zayıflatılarak piyasaya zarar verildi. Rekabetin dinamikleri
yerinden oynatıldı. İthalat yapamayan veya ithalat yapması rantabıl olmayan
satış hacmi küçük şirketlere diğerlerinin iki katı katılma payı yüklendi.
Kanunun yanlış yorumlanması sonucu, eğitimler konusunda sektör TMMOB’a bağlı
odalara mecbur edildi ve eğitimler yapılamadı. Tesislerimizi ve istasyonlarımızı
emanet ettiğimiz ve güvendiğimiz tecrübeli müdürlerimiz hiç bir kanuni dayanağı
olmadığı halde yetersiz görülerek, tesisler TMMOB’un istediği kişilere teslim
edilmeye zorlanıldı.
Kanundaki ceza hükümleri adaletsiz olduğu halde değiştirilmesi yönünde hiç bir
çaba harcanmamış aksine adaletsizliği artırıcı yönde girişimlerde bulunulmuştur.
Yine bu adaletsiz kanuni hükümler en uç noktalarda yorumlanarak şirketlerimize
haksız ve yüksek cezalar kesildi. Bununla da yetinilmeyip, cezalar kesinleşmeden
infaz edildi.
2008 yılında yaşadığımız sorunların 2009 yılında yaşanmamasını diliyoruz
Kayıp yıl olarak kabul ettiğimiz 2008 yılında yaşadığımız sorunların 2009
yılında yaşanmamasını diler; yeni yılda kamu otoritesi adına karar verenlerin
LPG piyasasına katkı sağlayacağını sanarak sektöre daha fazla zarar
vermemelerini umut ederiz. 2009 yılından beklentimiz devletimizin artık bize
katkı sağlamaması ve ABD’nin hiç bir ülkeye demokrasi götürmemesidir.
MAPESAD Başkanı Yusuf Koçak:
“Ülkemiz madeni yağ üretim üssü oldu”
Ülkemizin bulunduğu coğrafik konum ve sanayileşmede yaşanan gelişmeler,
Türkiye'de uluslararası ve yerli yatırımcıların, modern madeni yağ fabrikaları
kurmasının temelini oluşturdu. Kurulan bu tesisler, yıllar içinde uluslararası
piyasalarda teknolojisiyle de rekabet edebilecek kadar mesafe kat etti. Hatta
ülkemiz, kapasitesiyle madeni yağ üretim üssü haline geldi ve bu alanda
günümüzde uluslararası markalara fason üretim gerçekleştiriliyor. 5015 sayılı
kanunla lisansa tabi olan üretim tesisleri kontrol altında olmaları, sektörü
disiplin altına almıştır ancak halen tam istenilen gibi değildir; zaman
içerisinde aşılacağını sanıyorum.
Sektör gelişiyor
Sektör gerek ulusal gerekse uluslararası pazarda gelişmesine devam etmektedir.
2009 yılı içerisinde özellikle dernek olarak sektörün ihracat açılımının
yapılması yönünde ciddi çalışmalar başlatılmış olup, ülkemizin coğrafi konumunun
avantajlarını kullanarak yakın çevremizden başlayarak ihracat hamlemizi
başlattık. İKMİB ile beraber ilk olarak katalog çalışmaları yapılmış ve yakın
tarihte dağıtımına başlanacaktır. Bu hizmet için ilan verenlerden hiçbir ücret
alınmamıştır. Küresel ekonomik krizin olumsuz yansımaları ülkemizde hissedilmeye
başlanmıştır. Sektörler birbirleriyle ilişkili olduğundan; 2009 yılı için
beklentimiz, ikinci altı aylık süreçte krizin olumluya dönüşmesidir. Madeni yağ
sektörünün önemli sorunlarından biri de, Türkiye'de yerleşik üreticilerin 4760
sayılı ÖTV Kanunun (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde 0,300
YTL/Kg maliyete atılan bir vergi yükü varken; (I) sayılı listeye dahil olmayan
malların ithalatından herhangi vergi alınmaması yurt içi üreticilerinin aleyhine
ciddi problemler oluşmaktadır. (özellikle 3403, 3811 G.T.İ.P ile başlayan
mamuller.) Bundan dolayı (I) sayılı listeye dahil olmayan malların ithalatından
herhangi vergi alınmaması yurt içi üreticilerinin aleyhine ciddi problemler
oluşmaktadır. Kararnamenin yeni olmasına rağmen ithalatın daha şimdiden artacak
olacağına dair beklentiler biz yerli üreticileri zora sokacaktır. Üretim
tesislerimizi kapatıp bizlerin de üretici konumundan ithalatçı konuma gelmemesi
için; özellikle 3403 G.T.İ.P. ile başlayan mamullerin ithalatında 0,300 YTL/ Kg
vergi konarak bu haksız rekabetin önlenmesini ve ayrıca yerli üreticilerin
madeni yağ imalatındaki üretim yapabilme kriterlerinin ithal edilen madeni
yağlarda da istenmesi üreticilerin aleyhine olan haksız rekabetin kalkması
istiyoruz (TSE, etikette Türkçe açıklamalar ve ithalatçı firma bilgileri gibi
tüketiciyi koruma amaçlı genel bilgiler).
Kanun'un ilk çıkışından beri dernek olarak EPDK'nın tüm toplantılarında olduk.
Zaman içersinde değişik konularda çok sıkıntı çektik. Bunlardan biri fason
üretim diğeri de 10 numara adı altındaki ürünlerin piyasada olmalarıdır. Madeni
yağ sektörünün kontrol altında olmasından yanayız. Bu, sektörün gelişmesi ve
ülkemizin marka olmasında etkili olacaktır. Şu anda lisansız üretim yapan birçok
firma var. Bunların tespit edilip cezalandırılmaları gerekiyor. Aksi taktirde
sayıları çoğalmakta. Müstahzar adı altında üretim yapanların da lisansa tabi
olmaları gerektiğine inanıyoruz. Diğer bir sıkıntı da, daha önceden izne tabi
olan Akaryakıt Harici Ürünlerin ithalatının 2009 yılı için serbest kalmasıdır.
Yıllarca kaçak akaryakıtla mücadele eden ülkemizde, AHÜ izinlerinin
kaldırılmasını erken buluyoruz.
Beklentimiz madeni yağ lisansı alma kiriterlerinin değişmesidir. Bununla ilgili
fikirlerimiz; TOBB Petrol ve Petrol ürünleri Meclisinde tartışılmış ve Madeni
Yağ Lisansı Alma Kiritelerinin değiştirilmesi konusunda EPDK ile görüşülmüştür.
Öncelikle Küresel mali kiriz nedeni ile sıkıntılar çekmekteyiz. Bunun geçici
olduğu bir gerçek, inşallah kırıcı olmadan geçer. Ülkemizin bir marka olması,
hep birlikte çalışıp kazanmak dileği ile hayırlı bir yıl dilerim.
PÜİS Genel Başkanı Muhsin Alkan:
“Mevzuat değişiklikleri bir an önce yapılmalı”
Üzülerek ifade etmek istiyorum ki, 2008 yılı, bayilerin önceki yıllardan
süregelen sorunlarının önemli bir bölümünün çözüme kavuşturulamadığı gibi, bazı
önemli yeni sorunlarla da karşı karşıya kaldığı bir yıl oldu. PÜİS olarak
yetkililer nezdinde yaptığımız tüm girişimlere rağmen; idari para cezaları,
istasyon denetimlerinde yaşanan aksaklıklar, promosyonlar, ihalelerde yapılan
yüksek kırımlar, kaçak akaryakıt, istasyonsuz bayilerin kazanılmış haklarının
ellerinden alınması ve mevzuattan kaynaklanan sorunlar hala devam etmektedir.
Kısacası, geride bıraktığımız 2008 yılında bayilerimizin maddi ve manevi
mağduriyetleri ne yazık ki giderilemedi.
Bu sıkıntılarımıza ilaveten, tüm dünyada yaşanan ve son dönemde Türkiye'de de
etkisini gösteren ekonomik kriz, bayilerimizi de olumsuz yönde etkiledi. Çek
opsiyonlarının önemli boyutta düşürülmesi ve veresiye satışlarda yaşanan
sıkıntılar, bayilerimizi zor durumda bıraktı.
EPDK Başkanı Sayın Hasan Köktaş'a teşekkür ediyoruz
Bunun yanı sıra, özellikle taşıma lisansının yürürlükten kaldırılması
bayilerimiz açısından önemli bir gelişme oldu. Bu vesileyle EPDK Başkanı Sayın
Hasan Köktaş'a bayilerim adına bir kere daha teşekkür ediyor, özellikle
mevzuatta yapılması gerekli değişikliklerin bir an önce hayata geçirilmesi için
bir kere daha ricada bulunuyorum. Bu şekilde 2009 yılında söz konusu
sorunlarımızın büyük ölçüde çözümleneceğini düşünüyorum.
Ne yazık ki, Kanun'un amacı ile örtüşen bir piyasa düzeni henüz oluşmadı, bu
amaca tam ulaşılamadı. Zira, 5015 sayılı Kanun'un 1. Maddesi, Kanun'un amacını
şu şekilde özetlemiştir: "Bu Kanunun amacı; yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan
temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet
ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf,
eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve
denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamaktır. Bu Kanun; petrole ilişkin
piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemelerinin sağlanmasına ve geliştirilmesine
yönelik; düzenleme, yönlendirme, gözetim ve denetim işlemlerini kapsar."
Ancak özellikle ikincil mevzuattan kaynaklanan sorunların hala giderilememiş
olması ve EPDK'nın Sayın Hasan Köktaş'tan önceki dönemde, yönlendirme ve gözetim
ilkesini göz ardı edip, sadece denetim konusuna, o da fevkalade yanlış bir
şekilde yoğunlaşmaları sonucunda Kanun'un amacı ile örtüşen bir piyasa düzeninin
oluşması mümkün olamamıştır.
Kaldı ki, gerek ikincil mevzuatın hazırlanması aşamasında, gerekse denetim
aşamasında ilgili kurum olan EPDK, ana gayeden uzaklaşarak sektörün aktörleri
arasındaki münasebetleri düzenlemeyi hemen tek amaç olarak görmüş ve buna göre
uygulama yapmıştır. Bizce bu fevkalade yanlıştır. Bir kere daha ifade etmek
istiyorum ki EPDK, tüm mesaisini, 5015 sayılı Kanun'un 1. Maddesindeki amaca
ulaşmak için harcamalıdır. Bu bağlamda, geçen 5 yıllık süre sonunda sektörün
katmanlarının birbiri ile olan özel ilişkileri artık tamamen kendilerine
bırakılmalı, bu faaliyetler özel hukuk kuralları içinde kendilerince
yürütülmelidir.
Petrol Piyasası Kanunu ve ikincil mevzuatta değişmesi gereken hususlar vardır.
Çok yeni bir mevzuat olmasına rağmen Petrol Piyasası Kanunu ve EPDK tarafından
hazırlanan ikincil mevzuat, inanılmaz bir kirliliğe ulaşmıştır. Bayilerimiz
özellikle ikincil mevzuatın düzenlenmesini müteakip mesailerinin çok önemli bir
bölümünü "Petrol Piyasası Mevzuatı" bilmecesini çözmeye ayırmışlardır. Gece EPDK
internet sitesinde konulup, ertesi sabah kaldırılan Kurul Kararları yüzünden
dahi onlarca bayi cezaya muhatap olmuş ve bu Kurul Kararlarını bulmaları dahi
ciddi bir mesai sonucunda mümkün olmuştur. Böyle uygulama olmaz.
Bunun sonucunda şahsım ve Sendikam PÜİS olarak daima karşısında olduğumuz bir
olay meydana gelmiştir. O da sektörümüze dışarıdan müdahaleler başlamıştır. Oysa
biz sektörün hangi katmanına olursa olsun gelecek bir darbenin hepimizi olumsuz
yönde etkileyeceğine yürekten inanıyor ve konu biz bayileri direkt olarak
ilgilendirmese dahi bu haksızlığın, bu olumsuzluğun karşısına çıkmayı görev
addediyoruz. Gönlümüz özellikle sektördeki tüm sivil toplum örgütlerinin aynı
bilinci taşımalarıdır. Ancak geçen sürede üzülerek gördük ki, mevzuat
değişikliği konusunda samimi olarak çalışan sadece PÜİS oldu ve maalesef yalnız
bırakıldı. Bugün görülmektedir ki, PÜİS'in uzun süreden beri öngördüğü mevzuatın
revize edilmesi yapılabilse idi, şu anda sektörün birçok sorunu sorun haline
gelmeden çözülecekti. Örneğin cezalarla ilgili Sendikamın hazırladığı mevzuat
değişikliği önerileri sektörün tüm sivil toplum örgütlerince samimi bir şekilde
sahiplenilse ve hatta bırakın sahiplenmeyi engel olunmasaydı dün ve bugün
sektörün en önemli sorunlarından biri olan ceza konusu çözülmüş olacaktı.
Umuyorum ki, bundan böyle özellikle sektördeki diğer sivil toplum örgütleriyle
beraber samimi bir mutabakat sağlanarak mümkün olan en kısa zamanda gerekli
mevzuat değişiklikleri yapılır. Sayın Hasan Köktaş'ın göreve geldikten sonra çok
hızlı ve olumlu bazı değişikliklerin yapılması bu konudaki umudumuzu da güçlü
tutmaktadır. Bu bağlamda bayi kesiminin 60. Cumhuriyet Hükümeti'nden en önemli
beklentisi, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'ndaki öze dokunmayan birkaç
değişikliğin yapılması ve yönetmeliklerdeki çok ciddi bir kısım hataların en
kısa zamanda düzeltilmesidir.
Sevgili bayi kardeşlerimden öncelikle bir ricam olacak. Birlik ve beraberlik
içinde olmak her geçen gün biraz daha önem kazanmaktadır. Dolayısıyla lütfen
Sendikanızın arkasında durun, bütün dertlerinizi ve sorunlarınızı lütfen
Sendikanıza iletin. Büyük emeklerle hazırladığımız bayi toplantılarına mutlaka
iştirak edin. Ancak bu takdirde birimizin derdi, hepimizin derdi haline gelecek
ve çözümü çok kolaylaşacaktır. 2009 yılının tüm ticaret erbabı gibi bizler için
de çok kolay olmayacağını söylemek zorundayım. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
Şahsım ve PÜİS Camiası adına yeni yılın bayilerimiz ve sektörümüzün tüm yönetici
ve çalışanları için hayırlara vesile olmasını diliyor ve yeni yıllarını en içten
dileklerimle kutluyorum.
TABGİS Başkanı Atıf Ketenci:
"Bayiler her zamandan daha fazla birlik olmalı"
2008 yılının akaryakıt bayileri açısından nasıl geçtiğinin değerlendirmesini
tabii ki tüm dünyayı etkileyen global bir krizden soyutlamak mümkün değil. Her
ne kadar global krizin petrol üzerindeki yansımaları petrol tüketiminin düşmesi
sonucu petrol fiyatlarını aşağı çekse de ülkemizde akaryakıt bayilerinin "Oh be,
akaryakıt fiyatları iyice düştü. Sermaye gereksinimimiz azaldı" diyebileceği bir
durum olmadı. Tabii vergiler maktu olduğu için ÖTV+KDV toplamda vergi oranı da
yüzde 406'yı buldu. Kriz ve yüzde 406 vergi... Böylesi bir emtia satarak evine
aş, ekmek götürmeye çalışan bayiler... Kaçakçıların iştahını kabartacak mükemmel
bir netice. 2008'de 10 numara yağla, kaçak ve köçekle boğuşan sektör, haksız
yere 400 civarında bayi arkadaşımızı da lekeledi. Bu bayilerin masum olduğu
bilahare anlaşıldı ancak izi mutlaka kaldı. EPDK ve ilgili kurumların ülke
genelinde yaptığı denetimlerin sonuçları hakkında TOBB Akaryakıt Sektör
Meclisi'ne bilgi veren Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız yetkilisi, akaryakıt
bayilerindeki kaçakçılık oranının yüzde 1 seviyesinde olduğunu ifade etti. Bu
gerçekten iftihar edilecek bir sonuç. Kaçak akaryakıtın bayiler dışındaki
odaklarda aranması lazım geldiğini yıllardır söylüyoruz. Ülkemizde kaçak
akaryakıtla, akaryakıt üzerindeki vergi oranlarının ciddi şekilde bir bağlantısı
vardır. Mesela ben EPDK'nın yerinde olsam şöyle bir araştırma yaparım.
Yıllara göre son 10 yılın analizi bize çok sağlıklı bilgiler verecektir.
1998'den başlayarak 2008'e kadar hangi yıl, akaryakıt üzerindeki vergi oranı
neydi, o sene yakalanan kaçak akaryakıt miktarı ne olmuştur? Tabii ben burada
çok önemli olan bir sonuca işaret etmek istiyorum. Akaryakıt kaçakçılığında
mücadele ile ilgili ekipman, personel ve imkânlar açısından sanıyorum 2009'a en
gelişmiş düzeyde giriyoruz ve şunu çok iyi bilmekte yarar var ki 2009
akaryakıtta vergilerin en yüksek olduğu bir yıl olarak, akaryakıt kaçakçılığına
en fazla gebe bir yıl olarak gözükmektedir ve aynı şekilde sonuçlarını
göreceğiz.
2008'de bayiler açısından hiçbir şeyin sağlıklı gittiğini söylemek maalesef
mümkün değil. Krizin getirdiği sıkıntıların başında bayilerin akaryakıt çek
günleri aşağı çekilirken, promosyon giderleri katlanarak büyümeye devam ediyor.
Her krizin kendine özgü bir tedbiri vardır ve olmalıdır. Herkes bilir ki
işadamları, özellikle bizler gibi hizmet sektöründeki iş sahipleri krizlerde
reklam ve promosyon giderlerini aşağı çekmeye çalışırlar da tabii bu konudaki
irade kendi ellerinde ise çalışırlar. Promosyon iradesi elinizde değilse krize
rağmen brüt gelirlerinizin yüzde 3- 4 daha cebinizden böylece gider.
Bu söylemlerden sonra 2009 için hayırlı bir şeyler söylemek de mümkün değil
tabii ki… Bayilerin her zamankinden fazla 2009'da birlik ve beraberliğe ihtiyaç
duyacaklarını sanıyorum.
Bu kadar sorunlu bir sektörde ben tek başıma, bir başıma yaparım diyenler sadece
kendi başlarını taşa çarpmakla kalmayacaklar meslektaşlarına da sebebiyet
vereceklerdir. Tek başıma, bir başıma mantığının beklentileri, birazda nasılsa
birileri yapar birileri halleder beklentisinden doğmaktadır. Bayi kardeşlerime
şu şekilde seslenmek istiyorum: "Ey bayi kardeşlerim. Şunu unutmayınız ki her
biriniz çok önemli bir güçsünüz. Bu güç siz tek tek ayağa kalkmadıkça hiçbir
anlam taşımaz. Kalkın ayağa, girin kolumuza, tutun yakamıza görün bakalım neler
çözülüyor. Ben ağlama duvarı olduğunuzu biliyorum. Siz kendi halinizi hala
görmüyor musunuz? Petrol Piyasası Yasası'nın 5. yılını idrak ederken, yasanın
öngördüğü hedeflere maalesef ulaşmış değildir. Kanunda ve ikincil mevzuatta
düzeltilmesi gereken pek çok husus Sendikalarımızın ve TOBB Sektör Meclisimizin
gündeminde çalışmalara devam edilmektedir.
Türkiye'mizde uluslararası ve ulusal boyutta çok değerli, mükemmel dağıtım
şirketlerimizle birlikte dünya standartlarının çok çok üstünde binlerce bayi ağı
mevcuttur. Bu kadar mükemmeli başaran sektörümüzde bu kadar sorun hiç
yakışmamaktadır. Sorun ve sorunları neyse bunlar ayıklanmalı, sapla saman
birbirine karıştırılmamalıdır. Bence Sektörümüzün en önemli sorunu budur. Bu
sorun çözülür, bayiler iradeleriyle iş ve mesleklerine sahip çıkarsa
yarınlarımız neden mutlu olmasın?
petroturk.com
New Page 1
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Likpetder veya likpetder.com sorumlu tutulamaz.