Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği

 Anasayfa | Bayilerin Sesi | Tüketici Köşesi | Sıkça Sorulan S. | Bize Ulaşın | İl İrtibat Bilgileri | Linkler

 
   » Sondakika
   » Anasayfa
   » Atatürk Köşesi
   » Yönetmelik
   » Bayi Dernekleri
   » LPG Kanunları
   » Rekabet Kurulu
   » Bayilerin Sesi
   » Tüketici Kösesi
   » İş İmkanları
   » Merak Edilenler
   » Sıkça Sorulan Sorular
   » Duyurular
   » Site haritası
   » Online Tv İzle
   » Arşiv
   » Bize Ulaşın
   » Linkler
   » Konuşma Metinleri
   » Köşe Yazıları
   » Üyelik İşlemleri
   » Bilgi Bankası
   » Hayat Dersleri
   » Arama
   » İl İrtibat Bilgileri
   » Video
   » Üyelik Aidat
ÇOK OKUNANLAR
Sektöre Genel Bakış
BAKAN ÇAĞLAYAN, İTO'NUN SORUNLARINI DİNLEDİ
Epdk Sivil Toplum Kuruluşları İle Görüşmelerine Devam Ediyor
    Bayilerinsesi

Sektörden yeni yıl değerlendirmesi

Son dönemi ekonomik çalkantılarla geçen 2008 yılını geride bırakarak, yeni bir yıla giriş yapıyoruz. Sektörün önde gelen sivil toplum örgütlerine, 2008 yılı değerlendirmelerini ve 2009 yılı beklentilerini sorduk. Petrol Piyasası Kanunu’nun hedefine ve ruhuna aykırı uygulama ve düzenlemelerden kaçınılması gerektiği noktasında birleşilen değerlendirmeler şöyle:

TOBB Petrol ve Petrol Ürünleri Meclis Başkanı Canan Ediboğlu:

“Kanun'un öngördüğü piyasa yapısından uzaklaşıldığının açık göstergeleri var”

2008 yılında akaryakıt pazarındaki genel gelişmeyi gerek PETDER olarak, gerekse TOBB olarak yayınladığımız duyuru ve basın bilgilendirme notları aracılığıyla kamuoyu ile paylaşmış bulunuyoruz. PETDER sektör raporuna baktığımızda akaryakıt sektöründe 2008 yılında toplam satışlar bazında bir büyüme yaşanmadığını görüyoruz. Geçmiş yıllardan çok farklı bir durumla karşı karşıyayız. Ekonomik kriz, petrol fiyatlarındaki çok büyük dalgalanmalar ve büyüyen vergi yükünün bu olumsuz gelişme üzerinde etkileri olduğu kuşkusuz. Ancak bunun yanı sıra akaryakıt ürünlerinin kayıt dışı alanda kaçak olarak satıldığını ve bu yöndeki faaliyetlerin arttığını da görmekteyiz. Oysa alınan tedbirler tamamen kayıt altındaki işletmelere yönelik olmakta, bu yüzden kayıt dışı faaliyetlerin önlenmesinde etkili olamamaktadır. Sektörümüzün 2008’de büyümemesinde tüm bu faktörlerin etkisi vardır. Sektör reel olarak büyümemesine rağmen sağladığı dolaylı vergilerde bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 civarında bir artış beklenmektedir.

Akaryakıt sektöründe 2009 yılında da bir büyüme gerçekleşemeyebilir

2009 yılı için öngörülerimiz, herkes tarafından da kabul edileceği üzere, tamamen global finansal krizin ülkemizin genel ekonomisi ve sınai büyüme üzerindeki etkileri ile ilişkilidir. Tüm dünyayı etkisi altına alan kriz koşullarında akaryakıt sektöründe 2009 yılında da bir büyüme gerçekleşemeyebilir. Krizin sanayimiz üzerindeki etkilerinin ağırlıklı olarak 2009 başından itibaren görülmeye başlanacağı bir çok rapor ve yorumda yer alıyor. Bu açıdan bakıldığında 2009 yılının zor bir yıl olacağını düşünmekteyiz.

Kanun’un öngördüğü piyasa yapısından uzaklaşıldığının açık göstergeleri var

Petrol Piyasası Kanunu’nun öngörmüş olduğu yapıda bazı önemli ilerlemeler olduğunu geçtiğimiz dönemlerde TOBB toplantıları ve Sektör meclisimizin yayınladığı raporlar üzerinden ifade etmiş bulunmaktayız. 5015 sayılı kanun ile özellikle kanunun yayınlandığı ilk yıllarda petrol sektörü ve petrol sektörü üzerinden enerji sektörü bir bütün olarak çok önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Ancak özellikle 2008 yılında kanunun öngördüğü piyasa yapısından uzaklaşıldığının açık göstergeleri var. Bu gözlem sektörün hemen tüm kesimleri için geçerli. Özellikle bazı basın yayın organlarında görülen, sektörde rekabetçi bir yapının olmadığı yönündeki sektör aleyhine yorum ve haberlerin etkisiyle fiyatlandırma yapısı ve rekabet sistematiği üzerinde değişiklik yapılma yoluna gidildi. Devletin dağıtım şirketi kurmak sureti ile tekrar akaryakıt piyasasına girişini ve yayınlanan fiyatlandırma yönetmeliğini, serbest piyasa düzeninden ve kanunun öngördüğü yapılardan uzaklaşıldığının önemli işaretleri olarak yorumlamaktayız.

Bu olumsuz gelişmelerin sadece petrol sektörüne değil, petrol sektörü üzerinden diğer enerji piyasalarına da olumsuz etki edeceği endişesindeyiz. Ülkemizin enerji alanında önemli yatırımlara ihtiyacı var. Bu yatırım ve girişimlerin zamanında yapılabilmesi, yerli ve yabancı sermayenin ülkemizin serbest piyasa yönündeki adımlarının kararlılığı ve bunun oluşturduğu güven ortamı ile son derece ilişkili.

Ne yazık ki petrol sektöründe giderek serbest piyasa düzeninden uzaklaşıldığı izlenimleri ve sektörün bir bütün olarak adeta potansiyel kaçakçı zannı altında faaliyetlerini sürdürmesi, enerji piyasalarında güven ortamının oluşmasını olumsuz etkilemektedir.

Kaçak akaryakıt tanımı değişmeli

Petrol Piyasası Kanunu’nda muhakkak değişmesi gereken birkaç madde var. Bu maddeler üzerinde TOBB Petrol Meclisi olarak detaylı çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmaların önemli bir bölümünü sözlü olarak TOBB Petrol Meclisi toplantılarına katılan EPDK üyeleri ile paylaştık.

Sektörün bir bütün olarak hemfikir olduğu ve talep ettiği değişiklik önerilerinin başında “kaçak akaryakıt” tanımının değiştirilmesi geliyor. Kaçak akaryakıt tanımı Kanunda sadece Ulusal Marker seviyesine endekslenmiş durumda. Ve bu nedenle de birçok sorun yaşanıyor. Yasa ve yönetmeliklere tümüyle uygun hareket edilmesine rağmen, sirkülasyonu düşük ürünler, ortam şartlarından etkilenme ve cihazlar arası farklılıklar nedeni ile suçsuz kişiler ve işletmeler kaçakçılık suçundan soruşturmalara konu edilebiliyor ve sorun mahkemelere kadar uzayabilir. Bu çok ciddi bir durum ve muhakkak düzeltilmesi gerekiyor.

Kanunun ceza maddesinde ciddi anlamda bir revizyona gidilmeli

Kanun’da yeniden düzenlenmesi için sektörde güçlü mutabakat sağlanan konulardan biri de cezalar. Petrol Piyasası Kanunu’nda tanımlanan geçiş sürecini yetersiz. Bu nedenle sektörün hemen her kesimi tamamen bürokratik gecikmelerin sonucu olarak haksız cezalarla karşı karşıya kalmakta. Bu alanın yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Bu tür cezai işlemlerin hala devam ettiği görülmektedir. Yüzlerce, hatta binlerce dava halen sürmektedir. Bazı davalarda sektör oyuncularının bu geçiş sürecine ilişkin aksaklıklardan kaynaklanan haklılıkları tespit olunmaya da başlamıştır. Bu nedenle kanunun ceza maddesinde ciddi anlamda bir revizyona gidilmeli, bu geçiş sürecinde yaşanan bürokratik yığılmalar sonucu haksız cezai uygulamalarla karşılaşan işletmelerin haklarını güvence altına alacak değişiklikler yapılmalıdır.

Bunun yanı sıra, 60 bin ton yükümlülüğünün kanunda yeniden düzenlenmesi de gerekiyor. İkincil mevzuatta ise yapılması gereken çok sayıda değişiklik ve iyileştirme ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak esas itibarı ile Petrol Piyasası mevzuatında aşırı bürokratik ve aşırı düzenleyici bir yapıya doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu çizgiden vazgeçilmesi ya da en azından böyle bir izlenim veren uygulamaların terk edilmesi büyük önem taşıyor.

Sektörümüzün sağlıklı büyümesi için güçlerimizi birleştirelim

2009 yılı zor bir yıl olacak. Bu nedenle sektör olarak dileğimiz bu dönemde daha yoğun bir şekilde işimize yönelmek, enerjimizi daha verimli çalışmak, krizle daha etkin bir şekilde başa çıkmak için işletme sermayemizi nasıl daha iyi finanse ederiz gibi önemli sorunların çözümüne harcamak istiyoruz. Rafineri, dağıtım şirketleri, bayilerimiz, tedarikçilerimiz, nakliyecilerimizle bir bütün olarak sektörümüzü bu zor dönemde mümkün olan en başarılı bir şekilde atlatmayı hedefliyoruz. Bunun için el ele verelim ve sektörümüzün sağlıklı büyümesi için güçlerimizi birleştirelim diyoruz.

Bu vesile ile siz değerli Enerji Petrol & Gaz Gazetesi çalışanlarının da yeni yılını kutlar, başarılarınızın önümüzdeki yıllarda da devamını dileriz.

PETDER Başkanı Melih Türker:

“Serbest piyasa yapısından uzaklaşılıyor”

2008 yılında akaryakıt pazarındaki genel gelişme önceki yıllara nazaran çok farklı olmuştur. Ekonomik kriz, petrol fiyatlarındaki çok büyük dalgalanmalar ve büyüyen vergi yükü pazarın geçtiğimiz yıllara göre büyümemesi sonucunu ortaya koymuştur. Bu yıl toplam otomotiv satışları olarak büyüme görülemeyecektir. Buna rağmen sektörün sağladığı vergilerde bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 civarında bir artış beklenmektedir ki, sektör vergi sağlama açısından büyümekte ancak reel olarak büyümemektedir.

2009 yılı için öngörülerimiz tamamen ekonomik krizin etkileri ile ilişkilidir. Bu aşamada görünen tablo, krizin etkilerinin 2009 yılının ilk aylarında ülkemizde daha da fazla yoğunlaşacağını göstermektedir. Nitekim otomotiv endüstrisi başta olmak üzere bir çok endüstri kolları üretim kısıtlamasına veya üretimi durdurma uygulamalarına geçmişlerdir. Bu durum doğal olarak sınaî büyüme ile doğrudan ilişkili olan motorin tüketimini olumsuz etkileyecektir. Bu yaklaşım ile 2009 yılı genel sonuçlarının akaryakıt sektörü için 2008'den farklı olmayacağı ve büyüme gerçekleşmeyeceği kanısındayız.

Gelişmeler beklentilerin altında

Kanun’un beşinci yılı geride kaldığında Petrol Piyasası Kanunu'nun öngörmüş olduğu yapıda bazı önemli ilerlemeler olduğunu geçtiğimiz dönemlerde birçok ortamda ifade ettik. Ancak bu anlamda 2008 yılının Petrol Piyasası Kanunu'nda beklenen gelişmeler açısından sektör beklentilerinin oldukça altında olduğunu söylememiz gerekir kanısındayız. 2008 yılında yüksek petrol fiyatlarının oluşturduğu olumsuz ortam ne yazık ki birçok kurum ve hatta kamuoyu tarafından doğrudan sektör aleyhine yorumlar yapılarak değerlendirildi. Bunun sonucunda sektörde serbest piyasa yapısından uzaklaşılma eğilimleri ciddi olarak ortaya çıktı.

Devletin dağıtım şirketi kurmak sureti ile tekrar akaryakıt piyasasına girişi ve fiyatlandırma yönetmeliği bu anlamda serbest piyasa düzeninden ve kanunun öngördüğü yapılardan uzaklaşıldığının önemli işaretleri olarak yorumlamaktayız.

Son dönemdeki gelişmeleri Petrol Piyasası Kanunu'nun gelişmeleri açısından değerlendirdiğimizde Kanun'un öngördüğü serbest piyasa yapısından, aşırı bürokratik ve her aşaması ile regüle edilmeye çalışılan bir piyasa yapısına doğru bir gidiş var. Bu anlamda kanunun öngördüğü yapıdan uzaklaşıldığı kanısındayız.

Kanun değişikliği

Petrol Piyasası Kanunu'nda muhakkak değişmesi gereken bir iki madde var. Bunların başında kaçak akaryakıt tanımının değiştirilmesi geliyor. Kaçak akaryakıt tanımı Kanun'da sadece ulusal marker seviyesine endekslenmiş bir tanımlama. Bu yaklaşım son derece yanlış ve sakıncalı. Nitekim bunun sakıncalarını ve olumsuz sonuçlarını son zamanlarda daha fazla yaşamaya başladık. Çok sayıda akaryakıt bayii ve bugün artık dağıtım şirketleri ve rafinerileri, kanundaki bu tanım ve ulusal marker uygulamasındaki sistemsel hatalar yüzünden haksız yere kaçakçılık soruşturması ile karşı karşıyalar.

Kanun'da düzenlenmesi gereken bir başka konu ise dağıtıcılar arası akaryakıt ikmal işlemlerinin Kurum iznine tabi olması. Bu yükümlülük nedeni ile getirilen kısıtlamalar esas itibarı ile sektörde rekabetin gelişmesine olumsuz etki ediyor ve rekabeti kısıtlıyor. Bir başka önemli konu ise Petrol Piyasası Kanunu'nda tanımlanan geçiş sürecinin yetersiz olması nedeni ile sektörün hemen her kesiminin karşı karşıya olduğu cezalar ve cezalara ilişkin maddede yeniden düzenleme yapılması ihtiyacı. Kanunun geçiş sürecine ilişkin maddesinin ve cezalara ilişkin maddesinin de yaşanan deneyimler doğrultusunda tekrar değerlendirilmesi gerekiyor.

Çarklar senkronize çalışmalı

Yaşanmaya başlanan ekonomik sıkıntıların etkileri 2009 yılında görülecek olup, özellikle reel sektöre yansımalardan kaynaklanacak bu sıkıntıları minimize etmek büyük önem taşıyor. İyi haber bu krizi yönetecek bilgi birikimi ve deneyimi ülkemizde mevcut. Kriz koşullarının aşılmasında yüksek moral ve güvenin de rolü büyüktür. Şirketlerin bu dönemde topluma yakın durması, onlar için, Türkiye için çalışıldığını hissettirmesi, "krizi el ele yeneceğiz" mesajının verilmesi, psikolojik krizi yenmek adına oldukça yararlı olacaktır. Geçmişte tüketici güveninin canlı tutulabildiği, yatırımların hızlandırıldığı dönemlerde hedef çıtasının daha yükseklere taşındığını hep birlikte gözlemledik.

Burada herkesin üzerine düşeni yerine getirmesinin önemi büyük. Altını önemle çizmek istediğim, birbirimizi dinlememizin ve tüm çarkların senkronize çalışmasının, bu durumdan daha da güçlenerek çıkmasının anahtarı olacağı... Her kurumun bunu dürüst, açık ve şeffaf olarak göstermesi umuduyla mutlu, sağlıklı ve başarılı bir yıl diliyorum.

ADER Başkanı Fikret Öztürk:

“Sektörde kıyasıya rekabet var”

2008 yılı, ağırlıklı olarak hedge ve emeklilik fonlarının aldıkları kağıt pozisyonları sebebiyle ham petrolün rekor fiyatlara ulaştığı bir yıl oldu. Spekülatif yanı ağır basan bu fiyat artışları, önemli bir miktar paranın el değiştirerek dünyanın batısından doğusuna doğru kaymasına yol açtı. Spekülatörlerin kâr realizasyonuna geçip kağıt piyasasından çıkması ve küresel malî kriz sonucunda daralan talep nedeniyle ham petrol fiyatları bugünkü seviyeye geriledi. Dünyanın içinde bulunduğu koşullar, ham petrol fiyatları konusunda sağlıklı bir tahmin yapmayı güçleştiriyor. Ama en azından 2009 yılında yeniden 140 - 150 dolar seviyelerini göreceğimizi sanmıyorum.

Ülkemizde ise akaryakıt pazarı, 2007'ye oranla yüzde 1 civarında bir daralma yaşadı. Yaz aylarındaki yüksek fiyatlar nedeniyle oto LPG'ye bir miktar daha geçiş olması, bunun nedenlerinden biridir.

2008 yılı, sektörümüzün bazı haksızlıklarla karşı karşıya kaldığı bir yıl oldu. Kamuoyunun sektörümüze bakış açısını olumsuz bir şekilde yönlendirmeye çalışan bir kesim oluştu. 2 lira 75 kuruş olan pompa fiyatının 2 lirası vergiyken, fiyatların yüksekliği konusunda dağıtım paylarını hedef gösteriyorlar. Kredi kartı puanlarını, filo indirimlerini, kamu ve özel sektör ihalelerine, tarıma ve çiftçiye verilen yüksek iskontoları görmezden gelip, yaşanan kıyasıya rekabeti yokmuş gibi göstererek resmi kurumları baskı altına almaya çalışıyorlar. Bu olumsuz havayı yaymaya çalışanlara çok basit bir yöntem öneriyorum. Gelsinler büyük petrol şirketlerinin 2008 bilançolarına baksınlar. Bu şirketler eskiye göre daha mı çok kazanmış, daha mı az kazanmış görsünler, ondan sonra konuşsunlar. Kazancın düştüğünü gördükleri zaman ne denli bir haksızlıkla karşı karşıya kaldığımızı herkes görecektir.

Son olarak, ulusal marker denetimlerindeki sağlıksız yapıdan bahsetmek istiyorum. Biz yasal zorunluluk gereği, geçerli ulusal marker raporu almadan tanklarımızı satışa açmıyoruz. Marker testleri, bağımsız gözetim kuruluşları tarafından yapılıyor. Hatta denetimlerde EPDK elemanları bile bu tutanakları imzalıyorlar. Alınan numunelerle 3 ay sonra yapılan testlerde ulusal marker "geçersiz" çıkıyor. Yani tankta geçerli, laboratuarda geçersiz. Ölçen cihazlar aynı cihazlar, akaryakıt aynı akaryakıt. Ne yapacağımızı şaşırdık. Hiçbir günahımız yokken soruşturmalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ülkenin önde gelen kurumsal şirketlerini zan altında bırakmaya kimsenin hakkı yoktur. Yetkililere sesleniyorum; Bu sorun, acil çözüm bekleyen bir sorundur.

Zor bir yıl olacak

Küresel malî kriz nedeniyle 2009 yılının zor bir yıl olacağı şimdiden görülüyor. Umarım, ülkemiz bu krizi minimum hasarla atlatır ve yoluna devam eder. 2009'dan beklentimiz, özellikle marker uygulamalarındaki teknik aksaklıkların giderilmesi ve yürürlükteki mevzuatın, ruhuna uygun ve doğru bir şekilde uygulanmasıdır.

AKADER Başkanı Süleyman Bölünmez:

“Kanun’un hedefine tam olarak ulaşılamadı”

Özellikle akaryakıt ürünleri üzerindeki ağır vergi yükünün yol açtığı kayıt dışı faaliyetler ve makro ekonomideki olumsuz gelişmelerin de etkisiyle, 2008 yılında pazarın beklenen büyümeyi gerçekleştiremediğini görüyoruz. Yılın son aylarında kendisini iyiden iyiye hissettiren global mali krizin de etkisiyle, pazarın 2009 yılındaki gelişimine ilişkin öngörümüz de maalesef çok olumlu gözükmüyor. Her ne kadar ham petrol fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak akaryakıt fiyatlarının da düşmüş olması tüketimi arttırıcı etki yapacak olsa da, otomotiv pazarındaki ve sanayi üretimindeki daralma, akaryakıt pazarını da olumsuz etkileyecektir. Ancak bu olumsuz etkinin büyük bir daralma şeklinde olacağını sanmıyoruz.

Hedefe ulaşılamadı

Petrol Piyasası Kanunu, petrol sektörü için bir milattır. Tam rekabete dayalı, disiplinli, çağdaş, kurallı bir piyasa oluşumunu hedefleyen kanun, bu hedefine büyük oranda ulaşmıştır. Ancak uygulamada görülen bazı aksaklıklar ile, kanunun ilk çıktığı günden bu yana yaşanan değişimler nedeniyle hedefe tam olarak ulaşılamamıştır.

Gerekli değişiklikler yapılmalı

Mevzuatlar da yaşayan birer organizma gibi değerlendirilmelidir. Zaman içinde ihtiyaçlar, hedefler, sorunlar değişebilir. Kanunlar ve ikincil mevzuatlar da bu değişimlere ayak uydurmalıdır. Dolayısıyla Petrol Piyasası Kanunu'nda ve ikincil mevzuatında halen değiştirilmesi gereken hususlar olduğu gibi bundan sonra da değiştirilmesi gereken hususlar olacaktır. Burada önemli olan, yapılacak değişikliklerin kanunun ruhuna ve hedefine aykırı olmamasıdır. Ülke ekonomisi ve tüketici hakları zarar görmeksizin, sektörün üzerinde konsensüs sağladığı değişikliklerin yapılması için hiçbir sakınca yoktur.

Ekonomik açıdan oldukça zorlu geçeceğini düşündüğümüz bir yıla giriyoruz. Bu dönemde özellikle toplumsal psikolojinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tüm sivil toplum örgütlerinin, siyaset ve ekonomi alanındaki yöneticilerin topluma vereceği mesajların önemi bir kat daha artmıştır. Topluma birlik ve beraberlik ruhunu perçinleyici, iş dünyasına ise yatırıma yönlendirici, güven verici mesajlar verilmeli. Kurumlar arası eşgüdüm mutlak surette sağlanmalı, hızlı ve doğru karar alma süreçleri oluşturulmalı. Bu vesileye herkesin yeni yılını kutlar, sağlıklı ve mutlu yıllar dileriz.

Türkiye LPG Derneği Başkanı Selim Şiper:

“Kalorifik bazda vergi politikası uygulanmalı”

LPG ülkemizde yaklaşık 50 yıldır, sosyal yaşamla özdeşleşmiş olarak kullanılmaktadır. Günümüzde istihdamın ve de yaşamsal gerekliliklerin önemi dikkate alındığında, sektörel anlamda 450 bin kişinin geçimine olanak sağlayan önemli bir iş koluyuz. Ayrıca LPG, gelişmiş ülkelerde çevreci özelliği nedeniyle teşvik edilen bir enerji koludur. Bu nedenlerden dolayı sektörümüze 2009 yılından itibaren enerji politikalarında yer verilmesi stratejik arayışlar açısından da büyük önem ifade etmektedir.

Şöyle ki:
Doğal gaz artan kullanım alanları ile petrolde olduğu gibi kritik bir enerji unsuru haline gelmektedir. Doğal gaz tüketiminin dünya enerji kaynakları içerisindeki payı da giderek yükselmektedir. Ayrıca elektrik üretiminde gelecek için risk oluşturacak anlamda artarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle de yakın zamanda doğal gaz arzındaki istikrar, ülkeler açısından çok büyük önem ifade eder hale gelecektir. Ülkemizde depolama ile alakalı olarak devam eden sorunlar, ayrıca da sınırlı temin kaynaklarından dolayı, muhtemel sıkıntıların yaşanabileceği de bir gerçektir. Bu nedenle LPG'nin alternatif ürün olarak enerji politikaları içersinde yer alması mutlaka sağlanmalıdır.

LPG hakettiği yeri almalı

LPG doğrudan doğal gazın alternatifi bir üründür ve bu kapsamda konumlandırılması gerekmektedir. Doğal gazla mukayese edildiğinde, tedarik kaynaklarının çokluğu, taşınabilir ve mobil bir ürün olması nedeniyle, doğal gazda olası bir kesinti durumunda ayrıca ulaştırılamadığı veya ekonomik olarak fizibl olmayan tüm mahallerde LPG'nin alternatif yakıt olarak kullanılması sağlanmalıdır.

Doğal gaz ve elektrik yanında LPG'nin hakkettiği yeri alması gerekmektedir. Bu şekilde LPG'nin kendi altyapısını, ülke menfaatine uygun olarak daha kalıcı ve sürdürülebilir olarak sağlaması mümkün olacaktır.

Tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de enerji ürünlerinde alternatif arayışlar büyük önem ifade etmektedir. Bu anlamda LPG kullanımının güvenilirlik ve ekonomiklik anlamında temin ve de ikame ürün anlamında çeşitlendirilmesi, sektörümüzün geleceği ile paralel değer taşımaktadır. Ayrıca tüm enerji ürünleri için uzun vadeli ve kalorifik bazlı bir vergi politikasının belirlenmesi, ayrıca şu konularda somut kararların alınması gelecek açısından önem ifade etmektedir.

Doğal gaz için olası kriz dönemlerinde LPG sektörünün teknik alt yapısının da kullanılabileceği alternatif politika oluşturulmalıdır.


Kış dönemlerinde doğal gaz temin kaynaklarındaki olası problemlerden dolayı gündeme gelebilecek kısıntılar, ilk planda sanayi ve turizm alanındaki işletmelere doğal gaz kesintisi uygulamasını gündeme getirebilecektir. Gelecek dönemlerde de elektrik üretimindeki önemi her geçen gün artan ve bu nedenle stratejik ürün haline gelen doğal gazda benzer kesintilerin olması muhtemel görülmektedir. Olasılıkları önceden planlayarak sanayi ve turizm işletmelerinin söz konusu durumlarda kullanacakları LPG'nin maliyetleri ile alakalı yönlendirmenin önceden yapılmasının yararlı olacağı düşünülmelidir. Bu anlamda ilgili işletmelerin LPG dağıtıcıları ile koordinasyon içerisinde, LPG yedekleme ünitelerini hazır bulundurmaları da sağlanabilir. Ayrıca doğal gaz kullanımına geçilmeyen mahallerdeki sanayi işletmelerinde, LPG dökmegaz olarak doğal gaza alternatif olarak konumlandırılmalıdır. Bu işletmelerin doğal gaz kullanan işletmelerle rekabet edebilmesi, kapasite artışı ile ilave istihdam yaratabilmesi açısından, masraf kalemlerinde önemli bir yer tutan enerji gideri maliyetlerinde parelellik oluşturulabilmek için 5307 Sayılı Kanun'un geçici 7 Maddesinde yer alan doğrultuda yeni düzenleme yapmak gerekliliği bulunmaktadır.
Ülkemiz açısından yenilenebilir enerji kaynak arayışında "Büyokütle gazlaştırma ünitesi" büyük önem ifade etmektedir. Fındık kabuklarının (Çotanak), çöplerin ve benzer atıkların enerjiye dönüştürülmesinde acil olarak harekete geçilmesi gerektiği kanaati yerleşmiştir. Ayrıca jeotermal enerjiden elektrik elde edilmesi de önem ifade etmektedir. Bu projelere bağlı gazlaştırma ünitelerinde yedekleme ve ikame ürün olarak propan LPG kullanılması, kırsal kesimde ise elektrik üretiminde biyogazın gündeme getirilmesi, tüplü ve/veya dökme LPG'nin ise ısınma ve pişirmede sosyal amaçlı projelerde yer alması düşünülebilir.
Sosyal amaca uygun olarak, kırsal alanlarda tüketicilere yapılabilecek KDV indirimli LPG teslimleri sonucu, tüplü bayilerin ilgili mahallerdeki mülki idarelere tasdik ettireceği fatura ve/veya belirlenecek belge ile sosyal yardımlaşma veya uygun görülebilecek kanallardan desteklenme yapılması düşünülebilinir.
Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 5784 sayılı Kanun 26 Temmuz 2008 tarihinde 26948 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun'un 10. Maddesinde "Doğal gaz ve ikincil yakıtı akaryakıt olan santrallara Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı talimatı veya onayı ile Kanuna ekli (I) sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan.... G.T.İ.P. numaralı malların aynı amaçla kullanılmak üzere teslimi vergiden müstesnadır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları Maliye Bakanlığı belirlemeye yetkilidir" denilmektedir. İlgili G.T.İ.P. numaralı mallarda LPG, değerlendirme dışında tutulmuştur. Muhtemel elektrik kesintilerine acil önlem almak anlamında LPG'nin de değerlendirilmesi ülkemiz açısından önem ifade etmektedir.
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu kapsamında yayınlanan "Ulaşımda Enerji Verimliliğinin Arttırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" kapsamında doğal gaz ile birlikte LPG de çevreci bir yakıt olarak görülmeli ve bu anlamda ele alınmalıdır.
Piyasalarda Haksız Rekabetin Önlenmesinde Denetimin Önemi, Sektör gözetim ve denetimi hususundaki mevzuatın işlerliğinin sağlanması da büyük önem ifade etmektedir.
Bazı otogaz istasyonlarında illegal olarak devam etmekte olan tüp dolumunun ve haksız rekabet olarak değerlendirilebilecek sektörü disiplinden uzaklaştırabilecek bazı uygulamaların sonlandırılabilmesi için; Alt yapısı istenen anlamda oluşturulmuş LPG derneklerinin görevlendirilerek, özel, bağımsız denetçiler ve hukukçular marifetiyle yapılacak tespitlerde, olması gereken vesaik ve belirlemelerin Kurum tarafından kabul görmesi ve bu anlamda Kanun hilafına icraatta bulunanların soruşturma açılmaksızın cezalandırılması için ilgili yönetmelikte gereken değişikliklerin yapılması da dernek üyelerimizin talebidir.
Teknik Düzenlemeler Yönetmeliği'nin yeniden ele alınması, LPG sektörünü düzenleyen mevzuat ve standartların yönetmeliklerle paralelliğinin sağlanması açısından EPDK tarafından uyumlaştırılması gerekmektedir.
İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarında bilhassa tüplü bayiliklerin geleceği açısından yeniden düzenleme yapılması, tüplü bayi dükkânlarının mutlaka 3. sınıf GSM olarak devamının sağlanması, kazanılmış hakların korunması bu nev'i küçük işletmelerdeki istihdamın devamı açısından büyük önem ifade etmektedir.
Binaların Yangından Korunması Yönetmeliği de sektörün konumunun değerlendirmesi ile ayrı bir düzenlemeye gidilmesi gerekmektedir.
TOBB LPG Meclisi Başkan V. Ömer Yağız:

“LPG Piyasası Kanunu’nda ve ikincil mevzuatta değiştirilmesi gereken pek çok hüküm var”

2008 yılını LPG pazarı açısından değerlendirecek olursak pek de iyi geçmediğini ve hatta piyasanın önemli ölçüde daraldığını söyleyebiliriz. Firmalarımızın asli faaliyeti olan tüplü ve dökme faaliyetleri neredeyse yok olma sürecine girdi. Bunun sebebi ÖTV oranının ikame ürünlere göre LPG de yüksek oluşudur.

Otogaz tüketimindeki artıştan da LPG firmaları payını alamadı. İstasyonların intifasını elinde bulunduran akaryakıt dağıtım şirketleri istasyonların kendi firmaları dışında otogaz bayiliği yapmalarını engelledi ve otogaz pazarı akaryakıt firmalarının kurduğu LPG dağıtım şirketlerine kaydı. LPG piyasası açısından 2008 yılının en önemli gelişmesi budur.
Bu sürecin 2009 yılında da hızlanarak devam edeceğini tahmin ediyorum.

LPG piyasasında düzenlemelerin biraz daha yeni olmasından dolayı bir takım sıkıntılar devam etmektedir

2005 yılında LPG Piyasası Kanununun yayınlanması ile beraber piyasa EPDK’ya bağlandı. Elektrik, doğalgaz ve petrol piyasasaları kamu kurumlarının elindeydi. EPDK’nın denetiminde piyasa ekonomisi kurallarına göre işlemeye başladı. Bu piyasalar açısından, önemli gelişmeler kaydedildi. LPG piyasasında düzenlemelerin biraz daha yeni olmasından dolayı bir takım sıkıntılar devam etmektedir.

Değiştirilmesi gereken hükümler var

LPG Piyasası Kanununda ve ikincil mevzuatta değiştirilmesi gereken pek çok hüküm var. Özellikle cezalar, eğitim ve stok mükellefiyetlerine ilişkin hükümlerde acil değişiklik yapılması gerekmektedir.

Yeni yılda; intifalarla engellenmemiş rekabetçi bir piyasa oluşmasını, mutfakta ve sanayide kullanılan LPG üzerindeki ÖTV yükünün azaltılmasını ve LPG de zaten işleyen serbest piyasanın diğer piyasalara paralel uygulamalarla yavaşlatılmamasını temenni ediyorum.

ANALPGSİAD Başkanı Rasim Kahyaoğlu:

“2009 yılında mutfakta kullanılan LPG ile doğal gazın vergisi eşitlenmeli”

LPG piyasası için 2008 yılını kayıp yıl olarak değerlendirebiliriz. Doğalgaz ve elektriğe oranla, LPG üzerinden alınan ÖTV’nin yüksek olması sebebiyle satışlar büyük ölçüde azaldı. Bu dönemde EPDK haksız yere pek çok ceza kesti ve sektörün neredeyse yarısıyla davalı duruma düştü. 2009 yılında mutfakta kullanılan LPG’den alınan ÖTV nin doğal gazdan alınan ÖTV ile eşitlenmesini bekliyoruz.

Geçiş dönemi sorunları değilmiş

LPG Piyasası Kanunu yayınlanmadan önce Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tebliğleri ile pazara yön veriliyordu. Büyük ölçüde özgür olan sektör, sancılı dönemlerin ardından önemli gelişmeler kaydetti. İşleyen bir rekabet ortamı oluştu. Serbest piyasanın işleyişinde LPG sektörü diğer pazarlara örnek teşkil etti. LPG faaliyetleri tamamen özel sektör eliyle yürütülüyordu. 01.01.2005 tarihinde fiyatlar tamamen piyasaya bırakıldığında sektör bu sınavı başarıyla verdi. Nihayet büyük umutlar beslediğimiz LPG Kanunu yayınlandı ve piyasa EPDK’ya bağlandı.

Başta yaşadığımız sorunları geçişten kaynaklanan sorunlar zannettik. Oysa zaman geçtikçe bu sorunlar azalmadığı gibi tam tersine arttı. Hayal kırıklığını atlatamadık. Serbest pazar okulunda lise son sınıf öğrencisiyken ana okulundan başlatılmıştık. Piyasa ekonomisinden çok uzak olan ve kamu kurumlarının hakim olduğu doğal gaz ve elektrik piyasası oyuncuları ile aynı sınıfa düşürüldük.

Sektör küme düşürüldü

Özellikle 2000-2005 yılları arasında büyük başarılar kaydederek rekabetçi serbest pazar ekonomisini örnek bir şekilde işleten LPG sektörü, serbest piyasayla yeni tanışan sektörlerle aynı uygulamalara tabi tutularak küme düşürülmüştür. Elektrik, doğal gaz ve petrol piyasaları için gelişme sayılacak uygulamalar zaten serbest pazar ekonomisine adapte olmuş LPG piyasasına aynen uygulanınca mudahaleler pek çok olumsuz sonuçlar doğurdu.

Lisans bedelleri tesis sayısına göre alınmalı

Kanuna ve yönetmeliğe göre lisans bedelleri tesis sayısına göre alınması gerekirken, şirket başına ve yüksek tutarlarda alınarak Anadolu'daki tek tesisli yerel şirketler ezilmiştir. Bu tür yanlış uygulamalarla küçük şirketlerin rekabet gücü zayıflatılarak piyasaya zarar verildi. Rekabetin dinamikleri yerinden oynatıldı. İthalat yapamayan veya ithalat yapması rantabıl olmayan satış hacmi küçük şirketlere diğerlerinin iki katı katılma payı yüklendi.

Stok mükellefiyeti hususunda, yönetmelikle kanuna aykırı düzenlemeler yapılarak firmalarımız ithalatçı şirketlere stoklama bedeli ödemeye zorlandı.

Kanun yanlış yorumlandı

Kanunun yanlış yorumlanması sonucu, eğitimler konusunda sektör TMMOB’a bağlı odalara mecbur edildi ve eğitimler yapılamadı. Tesislerimizi ve istasyonlarımızı emanet ettiğimiz ve güvendiğimiz tecrübeli müdürlerimiz hiç bir kanuni dayanağı olmadığı halde yetersiz görülerek, tesisler TMMOB’un istediği kişilere teslim edilmeye zorlanıldı.

Kanundaki ceza hükümleri adaletsiz olduğu halde değiştirilmesi yönünde hiç bir çaba harcanmamış aksine adaletsizliği artırıcı yönde girişimlerde bulunulmuştur. Yine bu adaletsiz kanuni hükümler en uç noktalarda yorumlanarak şirketlerimize haksız ve yüksek cezalar kesildi. Bununla da yetinilmeyip, cezalar kesinleşmeden infaz edildi.

2008 yılında yaşadığımız sorunların 2009 yılında yaşanmamasını diliyoruz

Kayıp yıl olarak kabul ettiğimiz 2008 yılında yaşadığımız sorunların 2009 yılında yaşanmamasını diler; yeni yılda kamu otoritesi adına karar verenlerin LPG piyasasına katkı sağlayacağını sanarak sektöre daha fazla zarar vermemelerini umut ederiz. 2009 yılından beklentimiz devletimizin artık bize katkı sağlamaması ve ABD’nin hiç bir ülkeye demokrasi götürmemesidir.

MAPESAD Başkanı Yusuf Koçak:

“Ülkemiz madeni yağ üretim üssü oldu”

Ülkemizin bulunduğu coğrafik konum ve sanayileşmede yaşanan gelişmeler, Türkiye'de uluslararası ve yerli yatırımcıların, modern madeni yağ fabrikaları kurmasının temelini oluşturdu. Kurulan bu tesisler, yıllar içinde uluslararası piyasalarda teknolojisiyle de rekabet edebilecek kadar mesafe kat etti. Hatta ülkemiz, kapasitesiyle madeni yağ üretim üssü haline geldi ve bu alanda günümüzde uluslararası markalara fason üretim gerçekleştiriliyor. 5015 sayılı kanunla lisansa tabi olan üretim tesisleri kontrol altında olmaları, sektörü disiplin altına almıştır ancak halen tam istenilen gibi değildir; zaman içerisinde aşılacağını sanıyorum.

Sektör gelişiyor

Sektör gerek ulusal gerekse uluslararası pazarda gelişmesine devam etmektedir. 2009 yılı içerisinde özellikle dernek olarak sektörün ihracat açılımının yapılması yönünde ciddi çalışmalar başlatılmış olup, ülkemizin coğrafi konumunun avantajlarını kullanarak yakın çevremizden başlayarak ihracat hamlemizi başlattık. İKMİB ile beraber ilk olarak katalog çalışmaları yapılmış ve yakın tarihte dağıtımına başlanacaktır. Bu hizmet için ilan verenlerden hiçbir ücret alınmamıştır. Küresel ekonomik krizin olumsuz yansımaları ülkemizde hissedilmeye başlanmıştır. Sektörler birbirleriyle ilişkili olduğundan; 2009 yılı için beklentimiz, ikinci altı aylık süreçte krizin olumluya dönüşmesidir. Madeni yağ sektörünün önemli sorunlarından biri de, Türkiye'de yerleşik üreticilerin 4760 sayılı ÖTV Kanunun (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde 0,300 YTL/Kg maliyete atılan bir vergi yükü varken; (I) sayılı listeye dahil olmayan malların ithalatından herhangi vergi alınmaması yurt içi üreticilerinin aleyhine ciddi problemler oluşmaktadır. (özellikle 3403, 3811 G.T.İ.P ile başlayan mamuller.) Bundan dolayı (I) sayılı listeye dahil olmayan malların ithalatından herhangi vergi alınmaması yurt içi üreticilerinin aleyhine ciddi problemler oluşmaktadır. Kararnamenin yeni olmasına rağmen ithalatın daha şimdiden artacak olacağına dair beklentiler biz yerli üreticileri zora sokacaktır. Üretim tesislerimizi kapatıp bizlerin de üretici konumundan ithalatçı konuma gelmemesi için; özellikle 3403 G.T.İ.P. ile başlayan mamullerin ithalatında 0,300 YTL/ Kg vergi konarak bu haksız rekabetin önlenmesini ve ayrıca yerli üreticilerin madeni yağ imalatındaki üretim yapabilme kriterlerinin ithal edilen madeni yağlarda da istenmesi üreticilerin aleyhine olan haksız rekabetin kalkması istiyoruz (TSE, etikette Türkçe açıklamalar ve ithalatçı firma bilgileri gibi tüketiciyi koruma amaçlı genel bilgiler).
Kanun'un ilk çıkışından beri dernek olarak EPDK'nın tüm toplantılarında olduk. Zaman içersinde değişik konularda çok sıkıntı çektik. Bunlardan biri fason üretim diğeri de 10 numara adı altındaki ürünlerin piyasada olmalarıdır. Madeni yağ sektörünün kontrol altında olmasından yanayız. Bu, sektörün gelişmesi ve ülkemizin marka olmasında etkili olacaktır. Şu anda lisansız üretim yapan birçok firma var. Bunların tespit edilip cezalandırılmaları gerekiyor. Aksi taktirde sayıları çoğalmakta. Müstahzar adı altında üretim yapanların da lisansa tabi olmaları gerektiğine inanıyoruz. Diğer bir sıkıntı da, daha önceden izne tabi olan Akaryakıt Harici Ürünlerin ithalatının 2009 yılı için serbest kalmasıdır. Yıllarca kaçak akaryakıtla mücadele eden ülkemizde, AHÜ izinlerinin kaldırılmasını erken buluyoruz.
Beklentimiz madeni yağ lisansı alma kiriterlerinin değişmesidir. Bununla ilgili fikirlerimiz; TOBB Petrol ve Petrol ürünleri Meclisinde tartışılmış ve Madeni Yağ Lisansı Alma Kiritelerinin değiştirilmesi konusunda EPDK ile görüşülmüştür.

Öncelikle Küresel mali kiriz nedeni ile sıkıntılar çekmekteyiz. Bunun geçici olduğu bir gerçek, inşallah kırıcı olmadan geçer. Ülkemizin bir marka olması, hep birlikte çalışıp kazanmak dileği ile hayırlı bir yıl dilerim.

PÜİS Genel Başkanı Muhsin Alkan:

“Mevzuat değişiklikleri bir an önce yapılmalı”

Üzülerek ifade etmek istiyorum ki, 2008 yılı, bayilerin önceki yıllardan süregelen sorunlarının önemli bir bölümünün çözüme kavuşturulamadığı gibi, bazı önemli yeni sorunlarla da karşı karşıya kaldığı bir yıl oldu. PÜİS olarak yetkililer nezdinde yaptığımız tüm girişimlere rağmen; idari para cezaları, istasyon denetimlerinde yaşanan aksaklıklar, promosyonlar, ihalelerde yapılan yüksek kırımlar, kaçak akaryakıt, istasyonsuz bayilerin kazanılmış haklarının ellerinden alınması ve mevzuattan kaynaklanan sorunlar hala devam etmektedir. Kısacası, geride bıraktığımız 2008 yılında bayilerimizin maddi ve manevi mağduriyetleri ne yazık ki giderilemedi.

Bu sıkıntılarımıza ilaveten, tüm dünyada yaşanan ve son dönemde Türkiye'de de etkisini gösteren ekonomik kriz, bayilerimizi de olumsuz yönde etkiledi. Çek opsiyonlarının önemli boyutta düşürülmesi ve veresiye satışlarda yaşanan sıkıntılar, bayilerimizi zor durumda bıraktı.
EPDK Başkanı Sayın Hasan Köktaş'a teşekkür ediyoruz

Bunun yanı sıra, özellikle taşıma lisansının yürürlükten kaldırılması bayilerimiz açısından önemli bir gelişme oldu. Bu vesileyle EPDK Başkanı Sayın Hasan Köktaş'a bayilerim adına bir kere daha teşekkür ediyor, özellikle mevzuatta yapılması gerekli değişikliklerin bir an önce hayata geçirilmesi için bir kere daha ricada bulunuyorum. Bu şekilde 2009 yılında söz konusu sorunlarımızın büyük ölçüde çözümleneceğini düşünüyorum.

Ne yazık ki, Kanun'un amacı ile örtüşen bir piyasa düzeni henüz oluşmadı, bu amaca tam ulaşılamadı. Zira, 5015 sayılı Kanun'un 1. Maddesi, Kanun'un amacını şu şekilde özetlemiştir: "Bu Kanunun amacı; yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamaktır. Bu Kanun; petrole ilişkin piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemelerinin sağlanmasına ve geliştirilmesine yönelik; düzenleme, yönlendirme, gözetim ve denetim işlemlerini kapsar."

İkincil mevzuattan kaynaklanan sorunlar giderilemedi

Ancak özellikle ikincil mevzuattan kaynaklanan sorunların hala giderilememiş olması ve EPDK'nın Sayın Hasan Köktaş'tan önceki dönemde, yönlendirme ve gözetim ilkesini göz ardı edip, sadece denetim konusuna, o da fevkalade yanlış bir şekilde yoğunlaşmaları sonucunda Kanun'un amacı ile örtüşen bir piyasa düzeninin oluşması mümkün olamamıştır.

Kaldı ki, gerek ikincil mevzuatın hazırlanması aşamasında, gerekse denetim aşamasında ilgili kurum olan EPDK, ana gayeden uzaklaşarak sektörün aktörleri arasındaki münasebetleri düzenlemeyi hemen tek amaç olarak görmüş ve buna göre uygulama yapmıştır. Bizce bu fevkalade yanlıştır. Bir kere daha ifade etmek istiyorum ki EPDK, tüm mesaisini, 5015 sayılı Kanun'un 1. Maddesindeki amaca ulaşmak için harcamalıdır. Bu bağlamda, geçen 5 yıllık süre sonunda sektörün katmanlarının birbiri ile olan özel ilişkileri artık tamamen kendilerine bırakılmalı, bu faaliyetler özel hukuk kuralları içinde kendilerince yürütülmelidir.

Petrol Piyasası Kanunu ve ikincil mevzuatta değişmesi gereken hususlar vardır. Çok yeni bir mevzuat olmasına rağmen Petrol Piyasası Kanunu ve EPDK tarafından hazırlanan ikincil mevzuat, inanılmaz bir kirliliğe ulaşmıştır. Bayilerimiz özellikle ikincil mevzuatın düzenlenmesini müteakip mesailerinin çok önemli bir bölümünü "Petrol Piyasası Mevzuatı" bilmecesini çözmeye ayırmışlardır. Gece EPDK internet sitesinde konulup, ertesi sabah kaldırılan Kurul Kararları yüzünden dahi onlarca bayi cezaya muhatap olmuş ve bu Kurul Kararlarını bulmaları dahi ciddi bir mesai sonucunda mümkün olmuştur. Böyle uygulama olmaz.
Bunun sonucunda şahsım ve Sendikam PÜİS olarak daima karşısında olduğumuz bir olay meydana gelmiştir. O da sektörümüze dışarıdan müdahaleler başlamıştır. Oysa biz sektörün hangi katmanına olursa olsun gelecek bir darbenin hepimizi olumsuz yönde etkileyeceğine yürekten inanıyor ve konu biz bayileri direkt olarak ilgilendirmese dahi bu haksızlığın, bu olumsuzluğun karşısına çıkmayı görev addediyoruz. Gönlümüz özellikle sektördeki tüm sivil toplum örgütlerinin aynı bilinci taşımalarıdır. Ancak geçen sürede üzülerek gördük ki, mevzuat değişikliği konusunda samimi olarak çalışan sadece PÜİS oldu ve maalesef yalnız bırakıldı. Bugün görülmektedir ki, PÜİS'in uzun süreden beri öngördüğü mevzuatın revize edilmesi yapılabilse idi, şu anda sektörün birçok sorunu sorun haline gelmeden çözülecekti. Örneğin cezalarla ilgili Sendikamın hazırladığı mevzuat değişikliği önerileri sektörün tüm sivil toplum örgütlerince samimi bir şekilde sahiplenilse ve hatta bırakın sahiplenmeyi engel olunmasaydı dün ve bugün sektörün en önemli sorunlarından biri olan ceza konusu çözülmüş olacaktı.
Umuyorum ki, bundan böyle özellikle sektördeki diğer sivil toplum örgütleriyle beraber samimi bir mutabakat sağlanarak mümkün olan en kısa zamanda gerekli mevzuat değişiklikleri yapılır. Sayın Hasan Köktaş'ın göreve geldikten sonra çok hızlı ve olumlu bazı değişikliklerin yapılması bu konudaki umudumuzu da güçlü tutmaktadır. Bu bağlamda bayi kesiminin 60. Cumhuriyet Hükümeti'nden en önemli beklentisi, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'ndaki öze dokunmayan birkaç değişikliğin yapılması ve yönetmeliklerdeki çok ciddi bir kısım hataların en kısa zamanda düzeltilmesidir.

Sevgili bayi kardeşlerimden öncelikle bir ricam olacak. Birlik ve beraberlik içinde olmak her geçen gün biraz daha önem kazanmaktadır. Dolayısıyla lütfen Sendikanızın arkasında durun, bütün dertlerinizi ve sorunlarınızı lütfen Sendikanıza iletin. Büyük emeklerle hazırladığımız bayi toplantılarına mutlaka iştirak edin. Ancak bu takdirde birimizin derdi, hepimizin derdi haline gelecek ve çözümü çok kolaylaşacaktır. 2009 yılının tüm ticaret erbabı gibi bizler için de çok kolay olmayacağını söylemek zorundayım. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Şahsım ve PÜİS Camiası adına yeni yılın bayilerimiz ve sektörümüzün tüm yönetici ve çalışanları için hayırlara vesile olmasını diliyor ve yeni yıllarını en içten dileklerimle kutluyorum.

TABGİS Başkanı Atıf Ketenci:

"Bayiler her zamandan daha fazla birlik olmalı"

2008 yılının akaryakıt bayileri açısından nasıl geçtiğinin değerlendirmesini tabii ki tüm dünyayı etkileyen global bir krizden soyutlamak mümkün değil. Her ne kadar global krizin petrol üzerindeki yansımaları petrol tüketiminin düşmesi sonucu petrol fiyatlarını aşağı çekse de ülkemizde akaryakıt bayilerinin "Oh be, akaryakıt fiyatları iyice düştü. Sermaye gereksinimimiz azaldı" diyebileceği bir durum olmadı. Tabii vergiler maktu olduğu için ÖTV+KDV toplamda vergi oranı da yüzde 406'yı buldu. Kriz ve yüzde 406 vergi... Böylesi bir emtia satarak evine aş, ekmek götürmeye çalışan bayiler... Kaçakçıların iştahını kabartacak mükemmel bir netice. 2008'de 10 numara yağla, kaçak ve köçekle boğuşan sektör, haksız yere 400 civarında bayi arkadaşımızı da lekeledi. Bu bayilerin masum olduğu bilahare anlaşıldı ancak izi mutlaka kaldı. EPDK ve ilgili kurumların ülke genelinde yaptığı denetimlerin sonuçları hakkında TOBB Akaryakıt Sektör Meclisi'ne bilgi veren Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız yetkilisi, akaryakıt bayilerindeki kaçakçılık oranının yüzde 1 seviyesinde olduğunu ifade etti. Bu gerçekten iftihar edilecek bir sonuç. Kaçak akaryakıtın bayiler dışındaki odaklarda aranması lazım geldiğini yıllardır söylüyoruz. Ülkemizde kaçak akaryakıtla, akaryakıt üzerindeki vergi oranlarının ciddi şekilde bir bağlantısı vardır. Mesela ben EPDK'nın yerinde olsam şöyle bir araştırma yaparım.

Yıllara göre son 10 yılın analizi bize çok sağlıklı bilgiler verecektir. 1998'den başlayarak 2008'e kadar hangi yıl, akaryakıt üzerindeki vergi oranı neydi, o sene yakalanan kaçak akaryakıt miktarı ne olmuştur? Tabii ben burada çok önemli olan bir sonuca işaret etmek istiyorum. Akaryakıt kaçakçılığında mücadele ile ilgili ekipman, personel ve imkânlar açısından sanıyorum 2009'a en gelişmiş düzeyde giriyoruz ve şunu çok iyi bilmekte yarar var ki 2009 akaryakıtta vergilerin en yüksek olduğu bir yıl olarak, akaryakıt kaçakçılığına en fazla gebe bir yıl olarak gözükmektedir ve aynı şekilde sonuçlarını göreceğiz.

2008'de bayiler açısından hiçbir şeyin sağlıklı gittiğini söylemek maalesef mümkün değil. Krizin getirdiği sıkıntıların başında bayilerin akaryakıt çek günleri aşağı çekilirken, promosyon giderleri katlanarak büyümeye devam ediyor. Her krizin kendine özgü bir tedbiri vardır ve olmalıdır. Herkes bilir ki işadamları, özellikle bizler gibi hizmet sektöründeki iş sahipleri krizlerde reklam ve promosyon giderlerini aşağı çekmeye çalışırlar da tabii bu konudaki irade kendi ellerinde ise çalışırlar. Promosyon iradesi elinizde değilse krize rağmen brüt gelirlerinizin yüzde 3- 4 daha cebinizden böylece gider.

Bu söylemlerden sonra 2009 için hayırlı bir şeyler söylemek de mümkün değil tabii ki… Bayilerin her zamankinden fazla 2009'da birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyacaklarını sanıyorum.
Bu kadar sorunlu bir sektörde ben tek başıma, bir başıma yaparım diyenler sadece kendi başlarını taşa çarpmakla kalmayacaklar meslektaşlarına da sebebiyet vereceklerdir. Tek başıma, bir başıma mantığının beklentileri, birazda nasılsa birileri yapar birileri halleder beklentisinden doğmaktadır. Bayi kardeşlerime şu şekilde seslenmek istiyorum: "Ey bayi kardeşlerim. Şunu unutmayınız ki her biriniz çok önemli bir güçsünüz. Bu güç siz tek tek ayağa kalkmadıkça hiçbir anlam taşımaz. Kalkın ayağa, girin kolumuza, tutun yakamıza görün bakalım neler çözülüyor. Ben ağlama duvarı olduğunuzu biliyorum. Siz kendi halinizi hala görmüyor musunuz? Petrol Piyasası Yasası'nın 5. yılını idrak ederken, yasanın öngördüğü hedeflere maalesef ulaşmış değildir. Kanunda ve ikincil mevzuatta düzeltilmesi gereken pek çok husus Sendikalarımızın ve TOBB Sektör Meclisimizin gündeminde çalışmalara devam edilmektedir.

Türkiye'mizde uluslararası ve ulusal boyutta çok değerli, mükemmel dağıtım şirketlerimizle birlikte dünya standartlarının çok çok üstünde binlerce bayi ağı mevcuttur. Bu kadar mükemmeli başaran sektörümüzde bu kadar sorun hiç yakışmamaktadır. Sorun ve sorunları neyse bunlar ayıklanmalı, sapla saman birbirine karıştırılmamalıdır. Bence Sektörümüzün en önemli sorunu budur. Bu sorun çözülür, bayiler iradeleriyle iş ve mesleklerine sahip çıkarsa yarınlarımız neden mutlu olmasın?



petroturk.com

New Page 1
 

Yorum Ekle

 

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Likpetder veya likpetder.com sorumlu tutulamaz.

 

      » Diğer Haber Başlıkları

Tüm Haberler

Amaç Rekabetçi Piyasa Oluşturmak
Derneğimizin Sakarya' daki İrtibat Sorumlusunu Tanıyalım: Fahri Eren
EPDK BAŞKANI SAYIN HASAN KÖKTAŞ’IN EPDK’NIN 7.YIL RESEPSİYONU KONUŞMASI
EPDK'dan dağıtım şirketlerine ulusal stok cezası
EPDK BASIN AÇIKLAMASI
Ankara LPG Dönüşüm Sistemleri Fuarı
42. Dönem LPG-CNG Komisyonu I.Toplantısı Gerçekleştirildi
LPG AYLIK EĞİTİM PROGRAMI
Biodizel tesisinde yangın: 3 ölü
Likpetder Ankara'da
Derneğimizin Denizli' deki İrtibat Sorumlusunu Tanıyalım: Erol KAYA
Tüplü gazın ÖTV’si de yüzde 3 olsun
Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası 2008 Yılı Ocak-Eylül Dönemi Özet Piyasa Rakamları
Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası 2008 Yılı Ocak-Haziran Dönemi Özet Piyasa Rakamları
Derneğimizin Ankara' daki İrtibat Sorumlusunu Tanıyalım: Fikret Bircan
EPDK BAŞKANI SAYIN HASAN KÖKTAŞ’IN “EPDK’NIN 7. YILINDA TÜRKİYE ELEKTRİK VE DOĞAL GAZ PİYASALARI” AÇILIŞ KONUŞMASI
Evrak Planlama Dağıtım Kurumu (EPDK)
Vergiler Bahane Fiyatlar Şahane!
EPDK’dan 739 bin 200 YTL ceza
Otogaz ve Tüpgazda İndirim
LPG Piyasası Lisans Yönetmeliği'nde büyük değişiklikler yapılıyor
EPDK'ya Petrol Operasyonu
Petrolde haksız kazanç belgelendi
İpragaz, Zeytinsuyu Tepesi Villaları’nı uydudan faturalandırıyor
Insaat mühendisi olacakti, 12 Eylül yüzünden tüpçü oldu

 

Yazdır

 
Açılış Sayfası Yap  Sık Kullanılanlara Ekle 
likpetder.com, likpetder.org
E-mail : info@likpetder.com
Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği

Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği


Telif Hakkı © 2008 likpetder.com, likpetder.org Tüm hakları saklıdır.
 

Falcon Bilişim Hizmetleri