LPG Şirketlerimizin Genel Müdürlerini Tanıyalım. - İpragaz A.Ş. Genel Müdürü Selim Şiper
İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper, İpragaz’ı akıl ve mantığın süzgecinden geçirip, duygu selinde yoğurarak yönetiyor. Şiper, hep ilkleri başaran bir şirket olarak gelecekte de başarılarını taçlandıracaklarını ifade ediyor.
İstanbul doğumlu Selim Şiper, Alman Lisesi ve Almanya Karlsruhe Üniversitesi Kimya Mühendisliği mezunu. Aynı üniversitede master ve doktora çalışmaları da bulunuyor. Hollandalı SHV Gas şirketine ait İpragaz’da Genel Müdürlük yapıyor. Aynı zamanda SHV Gas’ın satış ve pazarlama stratejik çalışma grubunda ve IT Yönetim Kurulu’nda yer alıyor. Türkiye Likid Petrol Gazcılar Derneği’nin de başkan yardımcısı. Aklın ve mantığın yönlendirdiği bir kişiliği var. Yöneticilik ve liderliği birleştirdiği genel müdürlükte en önemli farklığı ise mütevazı kişiliği ve hayat felsefesi.
Şiper, eğitim hayatının büyük ağırlığını Alman okullarında sürdürmüş. Ancak ekollere karşı çıkarak kendini çağdaş dünya Türkü olarak nitelendiriyor. Toplumda genel bir kanı olan Alman disiplini ise Şiper için fazla bir anlam ifade etmiyor. Zira Almanlar’ın daha disiplinli ve planlı olduğu düşüncelerine katılmayarak disiplin ve planlama özelliğinin kişiliğe başlığı geliştirdiğini düşünüyor. Ancak inkar etmediği bir gerçeklikte; yurtdışında eğitim almanın kişiliğin gelişmesine büyük faydası olduğu. Şiper’e göre farklı bir toplumun imkan ve kültüründe yetişince bir takım kompleksleri rahatlıkla aşıyorsunuz. Aslında yurtdışında yetişenlerde iki farklı tepki gelişiyor. Ya yabancı hayranlığı artıyor ya da yabancı kültürü dışlayarak kendini farklı görme duygusu ağır basıyor. Şiper, iki tepkinin de kişiliğin gelişmesinde tuzak olduğunu düşünürken kendini şanslı olarak nitelendiriyor:
“İki farklı kültürü özümseyerek yaşadım. Olmadık fikirlere saplanmadım. Hem yabancı topluma hiçbir zaman içi boş hayranlıkla bakmadım hem de kendi toplum ve kültürümü onlardan yüksek görmedim. Daha rasyonel ve tutarlı değerlendirmeler yaparak olması gerektiği gibi birbirinden farklı toplumları değerlendirdim.”
Her insan yöneticidir
Kimya mühendisi olan Şiper, okul deneyimini 1984-1999 yılları arasında Ünilever’de yurtiçi ve yurtdışında değişik görevlerde bulunarak geçirir. Vardiya mühendi-si olarak başladığı iş hayatında Yönetim Kurulu Üyeliği’ne kadar yükselir. Şanslıdır, iş bulma sorunu yaşamadan eğitimini aldığı alanda çalışma imkanını yakalamıştır. Türkiye’de çalışmaya başlamasını doğru bir karar olarak açıklayan Şiper şöyle konuşuyor: “Doğru çalışma sistemi ve doğru zamanda doğru yerde olmak önemli. Yüzde 50 bilgi ve tecrübe, yüzde 50, şans olmadığı müddetçe de alemi cihan olsanız birşey olmaz.”
Şiper’in hayata bakışında toplumumu irdeleyen ve iyi gözlemleyen bir yan olduğunu görüyoruz. Kişilere olmadık meziyetler yüklemiyor. Yöneticilik serüvenini değerlendirirken de her kişinin bir yönetici olduğunu savunuyor. Yönetici olmak için öyle şirketler, bankalar, kuruluşlarda idareci olmak gerekmiyor. “Yöneticilik denilen kavram hayatın içinde ve insan olmanın parçası. Yöneticilik denilince sadece şirket olarak algılanıyor ama ‘pardon’ ailede herkes birbirini yönetiyor. Arkadaş çevrenizi yönetiyorsunuz, kendinizi yönetiyorsunuz. Bunlar az şeyler değil. Yöneticilik bir yerde kucaklama ve analiz yapma işidir.”
Yöneticilik tamam ama bir de liderlik var. Türkiye’de hep ilkleri yaratan, adı sektörle anılır olan bir şirkette Genel Müdür olmak öyle yöneticilikle açıklanacak gibi değil. İşte işin sırrı burada çıkıyor. Çünkü yöneticilik ve liderlik Selim Şiper’de birleşiyor. Şiper, her liderin yönetici olduğunu ancak her yöneticinin lider olmayacağını söyleyerek durumuna bir yerde açıklık getiriyor. Analiz yeteneğinin gücüyle liderliğin doğada bulunduğunu ‘annelik’ kavramıyla açıklıyor. Şiper, iş hayatında liderlik ve yöneticiliği abartmamak gerektiğini düşünürken işin hayatın bir parçası olarak görülmesini istiyor: “İş bir üst kavram değil. Zaten iş bir üst kavram olursa iş için her şeyi yapar olursunuz. Oysa insan olarak hayata tek bir amaç için geldik. O da yaşamak.” Kendinizi lider olarak görüyor musunuz? sorusunu “Bir annenin olduğu kadar” şeklinde yanıtlıyor. Lider hem yönetir hem etkiler. Bir yerde liderlik yöneticiliğin aktif hale dönüşmüş halidir. Liderliğin olmasa olmaz şartı ise analitik düşüncedir. Yani rakamlarla analiz etme ve olayları birbirine bağlayabilme yeteneği. Liderlik bu analiz yeteneğinin üstüne bir nevi iletişim ve psikoloji bilme sanatını koymak anlamına geliyor. Çünkü yönetici olmak için IQ yeterli olurken lider olmak için IQ’nun yanına EQ’yu koymak gerekiyor.
İpragaz 45. yılını kutluyor
Adı LPG sektörü ile özdeşleşen İpragaz’ı akıl ve mantığın süzgecinden geçirip, duygu selinde yoğurarak yöneten Şiper, hep ilkleri başaran bir şirket olarak gelecek de başarılarını taçlandıracaklarını ifade ediyor. İpragaz, önce toplum, sonra sektör ve son olarak da kendi menfaatlerini ortaya koyarak yönetiliyor. İpragaz’ın yönetim anlayışı ise kurulduğu 45. yıl öncesine dayanıyor. Her ne kadar yönetim süreçleriyle Türkiye’de örneği olmayan bir vaka olsa da kuruluşundan bu yana ilkelerine sıkı demirlemiş. Şiper, bildiği kadarıyla Türkiye’de İpragaz’a benzer şirket olmadığı kanısında; Birincisi; yönetim süreci. İpragaz’ın yönetim şekli işletme okullarında okutulacak kadar ilginç. Neden mi? Açıklayalım. İpragaz’ın kuruluşu yüzde 100 Türk sermayeli ortaklarla gerçekleşiyor. Arkasından İpragaz’ın çoğunluk hisseleri kamu iktisadi teşekkülü olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) geçiyor. Ardından çoğunluk hisseleri TPAO’da kalmak koşuluyla hisselerin bir bölümü yabancı sermaye şirketine satılıyor. Dolayısıyla şirket yabancı sermaye ortaklığına dönüşüyor. Daha sonra da devlet hisseleri özelleştirme programıyla yabancı yatırımcılar tarafından satın alınarak bugünkü yönetimine kavuşuyor. İkincisi ise; yaptığı iş. İpragaz yıllık 850 milyon dolarlık cirosu olan dev bir kuruluş. Son 10 yılda Türkiye’nin ilk 20 şirketi arasında yer alıyor. Bu yapıda olan şirket, sadece iyi bildiği işi yapıyor. İpragaz sadece LPG ve LPG ile ilişkili alanlarda faaliyet yürütüyor. İpragaz’ın ilkleri sıralamasından; dökme LPG, otogazda ilk resmi istasyon, dolum tesisi ilk akla gelenler.
Kanun, yabancılara örnek olacak
LPG sektörü, doğalgaz, elektrik gibi sektörlerle mukayese edildiğinde Türkiye’de eşine arz rastlayacağınız rekabetle yoğrulmuş. Türkiye genelinde 55 LPG şirketi 66 marka ile faaliyet yürütüyor. Rekabet LPG sektöründe öyle es geçilecek bir konu değil. Dönem dönem öyle rekabetlere imza atılmış ki, rakipler birbirinin tüpümü doldurmaya başlamış. Dolaysıyla rekabetin her çeşidi sektörün kemiğini oluşturmuş.
Sektör kuruluşundan 13 Mart 2005 yılına kadar standartlar, mevzuat ve yönetmeliklerle yönetilmiş. Oysa LPG sektörü Türkiye’deki toplam enerji ihtiyacının yüzde 5’inden fazlasını karşılıyor. Şiper, 2005 yılını sektörün geleceği için milat olarak görüyor. İki yılı aşkın hazırlık sürecinden sonra Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Kanunu yürürlüğe girerek sektör Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu’na bağlanmış ve serbest fiyata geçilmişti. Şiper, toplum için stratejik olması, yanıcı ve parlayıcı özelliği nedeniyle başka türlü bir yapıyla sektörün idare edilemeyeceğini savunarak LPG Kanunu’na sahip çıkıyor. LPG sektörünün toplam cirosu 6.5 ile 7 milyar dolar arasında. Direkt olarak sektörde 55 şirket ve 15 bin bayi bulunuyor. Çalıştırılan kişi sayısı ise 125 bin. Çıkan kanunun son derece çağdaş ve sorunlara çözüm olacak nitelikte hazırlandığını anlatan Şiper görüşlerini şöyle paylaşıyor: “LPG kanunu dünya çapında örnek alınacak bir kanundur. Aksaklıkları var mıdır yok mudur? bunu zaman gösterir ama bugünkü çevreden bakınca başlı başına bir başarı hikayesidir. Hatta eminim ki başka ülkeler kanunu örnek alacaktır..”
LPG’ye inanarak yatırım yapıyor
Selim Şiper, LPG sektörünün doğalgaza karşı güç kaybettiğini ve bugün 3 milyon 700 bin ton olan LPG pazarının 2010 yılında tahmini olarak 2 milyon 700 bin tona ineceğini açıklıyor. Şu an Avrupa’nın en büyük LPG pazarının Türkiye’de olduğunu hatırlatan Şiper, gelişmelerden umutsuz olmadıklarını belirterek Türkiye’nin enerji şirketi iddiasıyla yatırım yaptıklarını söyleyerek şöyle konuşuyor: “LPG sektörünün geleceği açısından tabi ki olumsuz bir gelişme var. Ama LPG pazarının yok olacağı da yok. Daralacak ve küçülecek ama ticari anlam ifade eden bir pazar olacaktır. Sektörün geleceğine inanan İpragaz, yatırımlarını sürdürecektir. 2006 yılında 21 milyon dolarlık yatırım planladık. Tüp, tanker ve bayi yatırımları yapıyoruz. İpragaz 2006 yılında 600 bin ton LPG satışı yapmayı hedefliyor.” LPG sektörünün kan kaybettiği gerçeğinin yanında LPG sektöründe bir takım sıkıntılar da var. Selim Şiper, Türkiye’de doğalgaz (metan gaz) ile LPG sektörü arasındaki ciddi oranda vergi adaletsizliği olduğunu söylüyor. LPG’den en fazla vergiyi alan ülkenin Türkiye olduğunu belirten Şiper, dolayısıyla dünyanın en pahalı akaryakıtının Türkiye’de satıldığının altını çiziyor. Çünkü birbirinin ikamesi olarak görülen LPG ve doğalgazda vergi adaletsizliği yaşanıyor. Şiper, yegane gayesi tüketici ihtiyacını karşılamak olan enerji ürünlerinde vergilendirmenin enerji birim başına göre değil doğalgazı özendirmek gayesiyle belirlendiğini savunarak eleştiriyor: “Türkiye’de doğalgaz da LPG’de ithaldir. Ancak LPG’nin vergisi doğalgazın vergisinden KDV haricinde 27 kat daha fazla Özel Tüketim Vergisi ödüyor. Bu adalet midir? Evet devlet olarak bazı enerji kaynağını teşvik etmek zorunda kalabilirsin. Doğalgazın vergi oranları yüzde 2 iken LPG’nin üzerine vergi yükü yüzde 48- 50’ler seviyesine tırmanıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle çarpıklık yok. Vergi oranları iki misli olur, devlet stratejisidir. Ama oran hiçbir zaman 4.3 misli olamaz. Biz vergilendirmenin enerji birimi bazında vergilendirmenin tek ve kesin çözüm olduğunu düşünüyoruz.