Türkiye LPG Derneği Başkanı Selim Şiper, LPG'de yeni ÖTV artışlarının yapılmasının, enerji türleri arasındaki vergi adaletsizliğini arttıracağını kaydederek, bu durumdan en çok dar gelirli vatandaşların olumsuz etkileneceğini söyledi. Şiper, otogazda yapılacak vergi artışının ise kayıt dışılığı arttıracağı uyarısında bulundu.
Bildiğiniz üzere vergi gelirlerinin arttırılması ve yeniden düzenlenmesi kapsamında, LPG segmentleri üzerinden alınan ÖTV miktarları tekrar değerlendirilmeye alındı. Konunun ayrıntılarına gelmeden önce; karayolu taşımacılığında kullanılan yakıtlar, konutta konulan kaynaklar ve sanayide kullanılan enerji kaynağı bazında baktığımızda, ideal bir vergilendirme sistemi sizce nasıl olmalıdır?
Vergilendirmede, dünya genelinde kabul edilip uygulanan ideal ve adil bir yöntem var. Genelde vergilendirme, enerji kaynaklarının ortaya çıkardığı enerji birimi baz alınarak yapılıyor. Bu da kalorifik bazda vergilendirme olarak adlandırılır. Bunun yanında özelikle; konut ve sanayi tüketimi ile otomotiv tüketimi dünyanın pek çok yerinde ayrı tutuluyor. Tabii ki yönetici veya kanun koyucu olarak, değişik enerji kaynaklarına değişik vergiler koymak isteyebilirsiniz. Yani çevreye olumsuz etkisi olan yakıtlardan göreceli olarak daha çok vergi alarak kullanımını dizginlemeye çalışabilirsiniz. Ancak bizim ülkemizde çevresel kaygılarla kullanımı dizginlenmesi gereken ürünlerin değil aksine kullanımı teşvik edilmesi gereken ürünlerin adaletsizce fazla vergilendirilmesi söz konusu. Hiçbir zaman bu dönem olduğu kadar birbirlerinin ikamesi olabilecek ürünlerin arasında bu kadar açık farklı vergilendirme söz konusu değildi.
Dünyada genel geçer adil vergilendirme sistemi, enerji birimi baz alınarak, kalorifik olarak yapılandır. Bunun da çok açık bir sebebi vardır; tüketicinin asıl satın aldığı şey, enerji kaynağının ortaya çıkardığı kaloridir. Dolayısıyla enerji birimi bazında bu hesaplamalar yapılır. Genel enerji politikalarına göre; çevreye olan zararından ya da az bulunurluluğundan dolayı bazı ürünlerin tüketimi resmi kaynaklarca kısıtlanmak amacıyla vergisi arttırılabilir. Ancak bu, Türkiye'deki gibi açık farklarla olmamalıdır.
Akaryakıt, LPG ve doğal gazın enerji piyasası içerisindeki yeri hakkında yorum yapılırken, mevcut tüketim rakamları ve gelecekteki tüketim projeksiyonu dikkate alınıyor. Ancak, bu kaynakların sadece enerji piyasası içerisinde değil, vergi gelirleri içerisinde önemli bir yeri olduğunu biliyoruz. Özellikle ÖTV'nin yüzde 56'sı enerji piyasasından sağlanmakta. Bu yüzde 56'nın içerisinde enerji çeşitlerinin oranlaması nasıl olmalı? Başka bir deyişle ÖTV gelirleri arasındaki pay adil dağılıyor mu?
Temeli doğru olarak atılmamış bir şeyin üst katlarının sağlam olması beklenemez. Siz kalorifik bazda vergilendirme mantığına yaklaşmadıkça, bu yüzde 56'da paylar adil midir, değil midir tartışması bile yapılamaz. Bu oranın kendi içinde dağılımının adaletle ya da olması gerekenle alakası yoktur. Önce biz kalorifik vergilendirme mantığında olmalıyız. Daha da önemlisi bu konuda fevkalade büyük bir şeffaflık hüküm sürmeli.
Örneğin; vergi hesaplaması yapılırken temel alınan tüketim miktarı tahminlerinin kimin tarafından yapıldığı bile bir soru işaretidir. Bu tüketim tahminleri yapılırken kimlere danışılmaktadır? İşin içinde olan sivil toplum örgütlerinden bilgi alınmakta mıdır? İşin başı, denetleyicisi, düzenleyicisi olan EPDK'nın bu tahminlerde rolu nedir? Eğer bu tahminler konunun dışındaki bazı uzmanlarca gereksiz bir ketumiyet içinde yapılıyorsa, örneğin gerçekte 1.000.000 ton olabilecek bir tüketimi, pazar dinamiklerini bilmeden sadece geçmiş verilere bakarak 1.500.000 ton diye tahmin eder ve bir çarpma bölme işlemiyle oradan beklenen geliri hesaplarsınız. Fakat piyasa 1.000.000 ton trendinde gittiği takdirde açık kalan vergi miktarını nasıl kapatabileceğinizi düşünmeye başlarsınız.
Öte yandan bu bahsettiğiniz yüzde 56'nın dağılımı konusunda resmi bir açıklama dahi yoktur. Doğal gaz ya da LPG'den toplanan vergi miktarını elde etmek istediğinizde, resmi bir kaynaktan bir açıklama alamamaktasınız. Toplam bir gelirden bahsedilmekte. Biz tabii işin içerisinde olduğumuzdan, tonajı, ÖTV'yi bildiğimizden çarpıyoruz bölüyoruz ve diyoruz ki "Herhalde, şu kadar alınıyor". Bütçenin bir takım açıklarını kapatmak için Türkiye'nin bu vergiye ihtiyacı var. Biz bunu halk olarak finanse etmek zorundayız. Konuştuğumuz mevzu bu verginin olup olmaması değil, nasıl toplanması gerektiğidir. Verginin miktarı ve elde edilmesi gereken meblağ belli. Hiç kimsenin devletinin finansal yapısını kendi ürününün yerine tehlikeye atma hakkı yoktur.
Devlet tabii ki kendi tarafında bu açığı kapatmaya çalışmalıdır ama madem bu kadar gelir beklentisi söz konusu, o zaman bunun dağılımının kalorifik bazda yapılması gerekir. Çünkü doğal gazdan, elektrikten veya kömürden alınmayan vergi akaryakıt ve LPG üzerinden daha adil olmayan şekilde alınıyor. Şehirde yaşayan, geliri daha yüksek olan doğal gaz kullanan vatandaşın, kırsal kesimde yaşayıp farklı ürünleri kullanan vatandaşlardan daha az vergi ödemesi söz konusu. Bu adaletsizliğin düzenlenmesi lazım.
Otogaz ve tüplü gaz arasındaki ÖTV farkını ve bugünkü şartlarda, akaryakıt ve doğal gaz üzerindeki ÖTV miktarını değiştirmeden LPG üzerindeki ÖTV miktarını arttırmaya yönelik çalışmaları doğru buluyor musunuz? Bu çalışmaların, artış yönünde sonuçlanması piyasayı ve kullanıcıları sizce nasıl etkiler?
Sorumluların bunu çok iyi düşünerek yapması gerekir. Şu anda doğal gaz ile LPG'nin arasındaki vergi farkı 31 kat. Ne demek bu: Hane tüketiminde bir milyon kalori (ki bu yaklaşık 6 aylık tüketim), doğal gazla sağlanırsa 3 lira ÖTV ödeniyor, LPG ile sağlanırsa 93 lira ödeniyor. Bunun daha da mı arttırılması düşünülüyor? Büyük şehirlerde doğal gaz kullanıldığı ve LPG tüketiminin gelir düzeyi düşük kırsal bölgede yoğun olduğu dikkate alınırsa, başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler olmak üzere, herkesin içtenlikle kabul ettiği vergi dağılımı bozukluğu daha da içinden çıkılmaz hale gelecektir. LPG'ye yapılacak ÖTV artırımı maalesef çok hazin sonuçlara doğru gider, bir vicdan meselesidir.
Öte yandan oto gazın benzinle olan farkına baktığınızda; Türkiye'de zaten oto gazın benzine olan fiyat farkı Avrupa ülkelerinden düşüktür. Örnek vermek gerekirse Türkiye'de benzin 100 lira ise oto gaz 60, Avrupa da benzin 100 lira ise oto gaz 50'dir.
Benzin tüketimindeki düşüşten dolayı ÖTV gelirlerinde azalma varsa bunun nedeni dizelde aranmalıdır. Siz bugün ÖTV düşüyor ve ben vergi kaybına uğruyorum diye acelecilikle oto gazın üzerindeki vergiyi arttırırsanız, geliriniz artmaz aksine; iddia ediyorum ki düşer. Geçmişte örnekleri söz konusu. Deniyorsa ki, ben tüplüyü de arttıracağım, o takdirde diyebilecek hiç bir şeyim kalmamıştır. O zaman bugün Sayın Bakanın bile kabul ettiği hazin gerçeği daha da kötü boyuta taşımayı göze almış olursunuz ve sorumlusu olursunuz. Dar gelirli yurttaşımın üzerine daha fazla gelmeyeyim diye vicdani bir muhasebeyle ben sadece oto gazı arttıracağım derseniz, o zaman başka bir şeye sebebiyet verirsiniz. Yaptığınız şey tüplü ile oto gazın arasındaki ÖTV makasını açmak olur. Bu olduğu zaman biliyoruz ki; ülkemizde, tüplü ve dökme olarak deklare edilip, oto gaz olarak satılan bir miktar gaz söz konusu. Yani siz vergi kaçakçılığına neden olursunuz. Örnek olarak, 2006'da aradaki ton başı fark 183 dolar iken, 300.000 ton LPG, dökme ve tüplü olarak deklare edildi fakat oto gazda kullanıldı. Vergi olarak toplanmadı ve birilerinin gayrı resmi olarak cebine girdi. Oysa ki şimdi gelmiş olduğumuz noktada 40 dolar fark ile illegal ticarete değmediği için bu miktar 50.000 tondadır.
Doğal gazda da ÖTV oranlarının değişeceği ve artışın yüzde 40 oranlarında olacağı konuşuluyor. Bu yönde yapılabilecek bir ayarlamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yüzde 40 artış ne demek biliyor musunuz? 2 kuruş olan ÖTV'nin 2,8 kuruş olmasıdır. Altını çiziyorum; lira değil kuruş. Bundan mı bahsediyoruz? Bu 6 aylık bir dönemde 3 lira yerine 4,2 lira vergi ödemek demek.
22 Mayıs'ta EPDK, LPG ve Doğalgaz Dairesi olarak, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın ilgili birimleriyle toplandı. Bundan bir önceki gün ise siz Dernek olarak EPDK'yı ziyaret ettiniz. Bu konuları dile getirdiniz mi? EPDK'nın reaksiyonu nasıl oldu?
Bu konuda EPDK reaksiyon verecek durumda değil. EPDK bu konuda adaletin tarafı durumunda. Benim burada vurgalamak istediklerim Enerji Bakanımız Sayın Hilmi Güler'in saptamalarının aynısıdır. Maliye Bakanlığı bahsettiğim vergi kaybını bilmiyor olabilir. Çünkü, uzmanlık alanı değil ama EPDK çok iyi biliyor. Bana göre, devletin birkaç birimi arasındaki koordinasyonun uzmanların bilgisine bırakılması gerekir. Örneğin; Maliye Bakanlığı ne kadar gelir hedeflediğini ortaya koymalı ve Enerji Bakanlığı veya EPDK bunu enerji kaynakları arasında bölüştürmeli.
Acele kararlar vererek birbirini tetikleyecek reaksiyonları hesaplamadan, "benim şu kadar paraya ihtiyacım var o zaman koy vergiyi" şeklinde uygulanmamalı. Türkiye'de daha alınabilecek bir vergi kaynağı var; doğal gaz. Ama bugüne kadar kimse bu adaletsizlik çerçevesinde doğal gazdaki vergilerin hatırı sayılır şekilde arttırılamaması konusunda bir açıklama yapamadı.
Geçtiğimiz günlerde İngiltere'de yayınlanan bir dergideki makalede; petrolün fiyatı artarken LPG'nin sabit kaldığı veya bazı noktalarda özellikle doğal gazdan üretim yapılan noktalarda düştüğü iddia edildi.
Kısmen katılıyorum. Doğrusu şudur; 2004 yılının Ocak ayından itibaren petrol varil fiyatı 25 dolardan 135 dolara gelmiştir. Yani yaklaşık 5 ya da 5,5 misli artmıştır. LPG fiyatı ise 300 dolardan 900 dolara gelmiştir, 3 misli artmıştır. Eskiden LPG fiyatı daha çok petrole bağlıydı. Üretimin çoğunluğu petrol kökenliydi. Oysaki son 5 yılda dünya LPG üretiminin yüzde 50'sinden fazlası doğal gaz kaynaklı. O yüzden petrole paralel anında artması ihtiyacı yok. Bir de şunu düşünmek lazım: Dolar sabit bir para birimi değil. Doların da enflasyondan kaynaklanan kendi kayıpları söz konusu. Ayrıca başka para birimleri karşısında değer kaybetmesi durumu var. 5,5 belki de 5,5 değil, belki 3 misli. LPG de belki 3 misli değil 1,5 misli. "Artmadı hatta düştü" yorumu sabit para bazında bu şekilde yapılabilir.
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Tekrar ediyorum, ev tüketimi açısından konuşursak, Türkiye'de, dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen bir adaletsizlik var. 31 katı fazla vergilendirme zaten söz konusu, bunu daha da ileriye götürmek vicdan meselesidir. Öte yandan şu veya bu sebeple oto gazın üzerine daha fazla vergi yükleyip tüplü ile oto gazın makasını açmak kaçağa sebebiyet verecektir. İlla ki arttırılmak isteniyorsa ÖTV'den başka bir şey bulunsun, para birilerinin cebine gayri resmi olarak değil devletin cebine girsin. Bu yüzden piyasada maalesef kaçakların artacağı ve umulan gelirin elde edilmeyeceği kanısındayım.
Doğal gaza vatandaşı zora sokmadan rahatlıkla vergi konulabilir, çünkü çok düşük. Bakın ne diyorum; yüzde 40 bile arttırılsa 6 aylık tüketimde 3 lira yerine 4.2 ödeyecek.
Doğal gaz devletin himayesine girmiş gibi gözüküyor. Türkiye'de devletin himayesine girmiş bir ürünle mücadele etmek çok zor. Eğer bir ürün devlet tarafından bu bizim ürünümüz, sahiplenelim diye ele alınıyorsa rekabet şansınız çok sınırlıdır.