Selim Şiper, uzun yıllar Unilever Grubu'nda üst düzey yönetici olarak görev yapmıştı. 1999 yılında gıda ve temizlik sektörünü bıraktı, LPG sektörüne, bilinen tabiriyle 'tüpçülüğe' transfer oldu, İpragaz'ın Genel Müdürlüğü'nü üstlendi.
Selim Şiper, uzun yıllar Unilever Grubu'nda üst düzey yönetici olarak görev yapmıştı. 1999 yılında gıda ve temizlik sektörünü bıraktı, LPG sektörüne, bilinen tabiriyle 'tüpçülüğe' transfer oldu, İpragaz'ın Genel Müdürlüğü'nü üstlendi.
Her ne kadar magazin basını hâlâ İpragaz Kurttepeli ailesinin patronajında olduğunu söylese de, Türkiye'nin ilk LPG şirketi olan İpragaz 1990'lı yıllardan beri yabancılara ait. Türk ortaklar 1989 yılında hisselerini Fransız Primagas'a satıyor, 1992'de de dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in 'Çiftçilerin borcunu ödeyeceğim' vaadine kaynak olsun diye kamudaki hisseleri özelleştiriliyor, tamamanı Primagas'a geçiyor. Yurtdışındaki şirketin el değiştirmesi sonucunda da, İpragaz'ın yüzde 100'üne Hollandalı SHV Gas şirketi sahip oluyor.
SHV dünyanın en büyük LPG grubu, Türkiye'de ise İpragaz büyüklük sıralamasında 16'ncı, yabancı sermayeli şirketler arasında ise birinci.
LPG'den, tüpçülükten bahsedecekken, İpragaz'ın künyesini uzun uzun anlatmamın sebebi var. Selim Şiper'in yakındığı vergi adaletsizliğine ilişkin sözlerini birazdan okurken, Türkiye'ye yabancı sermayenin uzak durmasının sebeplerini, dolaylı da olsa bir kez daha sıralamış olacağız.
Sermaye, rekabette eşit koşullar ister, vergide, hukukta adalet ister. Terazinin dengesi şaştı mı, yabancı sermaye gelmez, yerlisi de yatırımdan uzak durur.
Selim Şiper birkaç rakamı ortaya koyuyor. Türkiye'de geçen yıl LPG pazarının büyüklüğü 4.5 milyar dolardı. LPG şirketleri yani tüpçüler ve evinde, işyerinde, arabasında LPG kullananlar toplam 2.2 milyar dolar KDV ve ÖTV üretmişler.
2.2 milyar dolarlık verginin 700 milyar doları KDV, kalan 1.5 milyar dolar ise ÖTV'ymiş.
1.5 milyar dolar ÖTV'nin de yarısı evlerden gelmiş.
Ey hanımlar, ey evlerinde tüple yemek pişirenler dikkat lütfen. Geçen yıl yemek yapacağım derken, yaklaşık 930 trilyon lira devlete ÖTV katkısında bulunmuşsunuz.
Peki ya evlerinde doğalgaz kullanlar?
Malum, halen İstanbul, Ankara, Bursa, İzmit ve Eskişehir doğalgazın
'nimetlerinden' yararlanıyor. Bu beş ilde evlerde tüketilen doğalgazdan sadece 26 trilyon lira ÖTV üretilmiş.
Bir yanda 930 trilyon lira, diğer yanda 26 trilyon lira.
Tabii ki doğalgazla ısınan, doğalgazla yemeğini pişiren bir vatandaş olarak doğalgaz fiyatının zamlanması hiç mi hiç hoşuma gitmez.
Başbakan Erdoğan'ın "Doğalgazda küçük bir ayarlama olacak" demecinden de hiç hoşlanmadım, benzinin zamlanmasından da.
Ancak bir de İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper'in dikkat çekmeye çalıştığı işin 'vergi adaleti' boyutu var.
Gelin şimdi yandaki bölümü dikkatli okuyalım.
Ve karar verelim. Selim Şiper ve diğer LPG sektörü yöneticileri 'tüpçü mü' yoksa 'vergi tahsildarı mı?'
Muşlunun günahı ne?
Doğalgaz metreküp, LPG de kiloluk tüplerle fiyatlandırıldığından İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper ortak bir birim üzerinden hesabı çıkarıyor.
İstanbul'daki bir vatandaş, yemeğini pişirirken bin kilo kalori enerji kullanmak için 41 bin 564 liralık doğalgaz tüketiyor. Muş'taki vatandaş ise aynı yemeği pişirmek için 177 bin 42 liralık LPG kullanıyor.
İstanbul'daki 6 bin 340 liralık KDV ve 889 liralık ÖTV ödemek zorunda.
Muş'taki ise 27 bin 6 lira KDV, 59 bin 289 liralık ÖTV ödemeye mahkûm.
Bitmedi.
Doğalgazda tüketicinin ödediği tutarın yüzde 21'i vergi.
LPG'de ise yüzde 95'i.
İşte bu noktada Selim Şiper isyan ediyor: "Hani, nerede vergi adaleti?"
Düne kadarki siyasiler ve enerji bürokratları yüzünden enerji de doğalgaz bağımlısı olduk. Doğalgaz kaynağı olmayıp da, elektrik üretiminde, enerji tüketiminde kaderini doğalgaza bağlamakta dünya rekorları kırdık.
Yetmedi. Şimdi bu doğalgaz sözleşmeleri yüzünden vergi adeletsizliğini de sonuna kadar yaşar hale geldik.
Geçmiş siyasilerin yaptıkları sözleşmeler, verdikleri taahhütler yüzünden doğalgaz tüketimi teşvik edilmek zorunda. Doğalgaz tüketilsin ki, devletimiz alıcı ülkelerle yaptıkları sözleşmelerde güç duruma düşmesin.
Bu devletin vergi gelirlerine ihtiyacı var. Doğalgazda vergiler yükseltilemeyeceğine göre (Başbakan Erdoğan'ın 'Doğalgazda küçük bir ayarlama olacak' demeci dün Ankara'daki konuşulanlara göre hayata geçirilmeyecek gibi), LPG tüketicisi devletin vergi açlığını giderecek.
3 Nisan 2001'de LPG'den yüzde 17.4 vergi alınıyordu, bugün vergi oranı yüzde 90'larda.
Muşlu ne mi yapacak? Yakacak çalı, çırpı var, tezek var.