1993 Mart ayında resmi mercilerin biraz üstüne gitmesiyle yabancı tüp dolumları büyük bir oranda azalmış, bununla birlikte şirketlerin depozitolu tüp ihtiyaçları da çoğalmaya başlamıştı. Bazı dağıtım şirketleri çareyi kendi bünyelerinde tüp fabrikası kurmakta bulmuştu. Ergaz, Şarkgaz, KRD. Tüpgaz, Hizmetgaz, Akçagaz, Erciyesgaz gibi şirketlerin yanı sıra müstakil tüp fabrikaları da açılırken, Omalak firmasını Demirören satın almış, İpragaz'ın Tüpsan'ı tüp üretmeye başlamıştı. Tüp fabrikalarıyla birlikte piyasadaki tüplerde bariz bir artış gözlenirken, her şirket maddi gücü oranında kabartmalı ve yeni tüpler piyasaya sürerken tüp yaptırma zahmetinde bulunmayan bazı yerel şirketler bu tüpleri büyük bir istahla doldurmuşlardır.
Ne zaman ki 1995-1996 yıllarına gelinmişti ki, o zamana kadar bir türlü yasal olup olmadığı tartışılan otogaz istasyonları mantar biter gibi bitmeye, önüne gelen otogaz istasyonu kurmaya başlamıştı.
Otogaz istasyonları çoğalmaya başlamadan önce araçlara otogaz kitleri monte eden servisler ilkel bir pompa marifetiyle 12-24-45 kg lik tüplerden araç tanklarına gaz aktarmakta hatta araçaların bagajlarına 12-24 kg lik tüp bile takmaktaydılar. Otogaz diye bir aksiyonun varlığı resmen gündemde olmadığı için devlet dışardan ithal ettiği LPG yi iç piyasaya maliyetinden ucuza satarak sözde mutfakta yakılması gereken LPG yi destekliyordu. 12-24-45kg tüplerle otogaz olarak ta kullanılmaya başlanan LPG, bu sayede devletin destek verdiği amacın dışında çıkmış, kullanımı fazlalaşmıştı. Her otogaz kullanımda zarar eden devletimiz iki aynı ürünü otogaz ve tüplü gaz olarak ayırıp aralarındaki fiyat farkını tonbaşı 400-450 YTL ye çıkardığında sayısal loto nun. Milli Piyango’ nun en yüksek ikramiyesinin yüzlerce binlerce katı bir kazancı, dağıtım şirketlerin ve otogaz bayilerinin ceplerine enjekte etmişti. O günlerde herhangi bir yaptırım, denetleme olmadığı için şirket ve bayilerin cepleri o kadar dolmuştu ki parayı harcayacak koyacak yer bulamadılar. Bu havadan kazanç korsan tankerleri, ilgili ilgisiz kişileri bu yağmanın içine sokmuştu.
Herkes LPG alır, LPG satar olmuştu.
O yıllarda dökme ve Tüplü gaz satışlarında rekorlar kırıldı. Dökme yada tüplü olarak alınan LPG otogaz istasyonlarında peynir ekmek gibi satıldı. Çok şirket, çok insan bu sayede köşe oldu. Bizim tüp diye çırpınan şirketler bu amaçla kurulan tüp fabrikaları asli görevlerini unutup araçlara,otogaz istasyonlarına tank üretmeye başladılar. Bu vurgun, bu talan herkese cürmünden fazla kazanç sağlamıştır.
2001 yılı krizinden sonra tüplü gaz piyasası düşüşe geçerken otogaz, şirketlerin can simidi olmaya devam etmiş, her dönemde şirket yöneticilerini ipten almıştır. 2001 yılına kadar otogazın önlenemez yükselişi, akıl almaz karlılığı, şirketlerin tüplügaz bayilerini ellerinin tersiyle itmesine sebep olmuştur. Fırsatlar ülkesi olan Türkiye'miz bir kez daha zenginlerini bu vurgun sayesinde çoğaltmıştır.
2002 yılına gelindiğinde devlet bu kez % 40 lık KDV dilimini devreye koyduğunda tadından yenmeyecek bir imkanı daha gümüş bir tepside şirketlere ve otogaz bayilerine sunmuştur. Zaten fiş, fatura kullanmayan, başı boş bir sektörde devlet kendi bindiği ağacı bir kez daha kesmiştir.
Peki bundan sonra neler oldu neler yaşandı?
-% 40 KDV gerçek Lale devrimiydi?
-Tüp fabrikalarını akıbeti ne oldu?
-Devlet bu yanlıştan nasıl döndü?
-LPG ithal eden şirketler LPG yi tam gösteriyorlar mı?
-Irak'a gerçekten LPG mi satıldı yoksa su mu?
-Şirketlerin perakendecilik sevdasının altında neler yatıyor?
-ÖTV KDV yi Devlet gerçekten tahsil ediyor mu?
-Şirketlerin yeni vergi kaçırma yöntemleri neler?
-Depozito kandırmacasına Devlet müdahale etmeli mi?
-Bayi transferleri ne anlama geliyor?
-EPDK LPG kaçağı önleyebilmekte mi?
-LPG hangi şirketlerin iştahını kabartmakta?
Bu soruların cevaplarını, fazlasını bir sonraki yazılarımda sizlerle paylaşacağım. Sağlık, esenlik, mutluluk dileklerimle Hoşçakalın...