Epdk Başkanı Sayın Hasan Köktaş’ın “3. Enerji Piyasası Ve Doğal Gaz Dağıtım Sektörü Stratejik Değerlendirme Toplantısı” Konuşması (08.03.2008)
Gaz Dağıtıcıları Birliği, GAZBİR’in saygıdeğer başkanı ve
yöneticileri,
Değerli Kurul Üyesi arkadaşlarım ve Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumu Çalışanları,
Türkiye doğal gaz dağıtım sektörünün değerli temsilcileri,
Bugün “3. Enerji Piyasası ve Doğal Gaz Dağıtım Sektörü
Stratejik Değerlendirme Toplantısı”nı yapmak üzere bir araya gelmiş
bulunmaktayız.
Konuşmama başlarken, bu ülkeye hizmet veren siz değerli
sektör temsilcileri ile Başkanı olduğum Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun
mensupları arasında, böylesine güzel bir ortamda sektörel değerlendirmeler
yapılıyor olmasından duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, bu etkinliği üç
yıldır gerçekleştirenleri kutluyorum.
Öncelikle toplantının başlığında yer alan iki kavrama
dikkatinizi çekmek istiyorum; Bunlardan ilki “doğal gaz dağıtım sektörü”dür
ikincisi ise “stratejik değerlendirme”dir.
“Bundan 5 yıl önce, bu iki kavram ekseninde bir toplantı
yapılabilir miydi?” diye sorsaydık cevabımız “hayır” olurdu. Çünkü 5 yıl
önce ne ülkemizde “özel sektör doğal gaz dağıtım şirketleri”nden söz
edebilirdik ne de zaten var olmayan bir sektörün stratejisini
tartışabilirdik.
Son 5 yılda nelerin yaşandığını ve böylesi bir toplantı
yapabilecek noktaya nasıl geldiğimizi kısaca hatırlatmak isterim:
Bilindiği gibi doğal gaz piyasasında ilk özelleştirme
çalışmaları 2003 yılında Bursagaz ve Eskişehirgaz ile başlamıştı. O dönende
bu çalışmaları yapmak bize nasip olmuştu.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 2003 yılı ortasından bugüne
kadar 53 adet doğal gaz dağıtım lisansı ihalesi gerçekleştirmiştir.
Böylece ülkemiz 5 yıl gibi kısa bir süre zarfında, “sıfır”dan
başlayıp 50’ye ulaşan özel sektör dağıtım şirketine kavuşmuştur.
İhalelerimizi kazanarak dağıtım hizmeti vermeye hak kazanan özel şirketler,
boru hatları, şebeke ve abone bağlantı yatırımlarını yapmış, bu arada BOTAŞ
da iletim yatırımlarını ikiye katlamıştır.
Tüm bu gelişmeler sayesinde ülkemiz bugün, her geçen gün daha
hızla gelişen güçlü bir doğal gaz dağıtım sektörüne kavuşmuştur.
Memnuniyetle ifade etmeliyim ki, artık doğal gaz dağıtım
sektöründe önemli ölçüde hedefe ulaşılmıştır. Halen kamunun elinde olan
İGDAŞ ve Başkent doğal gaz şirketlerinin özelleştirme çalışmaları ile doğal
gaz dağıtım piyasasındaki serbestleşme çalışmaları sonuçlanmış olacaktır.
Hâsıl olan bu amaçtan elde edilen hâsılat da, sadece özel
sektör dağıtım şirketlerinin değil, tüm Türkiye’nin kazanç hanesine
yazılmıştır.
Özel sektörün, toplam tutarı 700 milyon doları aşan ve 60
bine yakın kişiye istihdam sağlayan yatırımları sayesinde 1 milyonun
üzerinde konutta, asgari dört milyon insanımız doğal gazla tanışmıştır. EPDK
ihaleleri sonrasında, bugün ülkemizde 37 adet özel sektör dağıtım şirketi,
40’ın üzerinde şehirde doğal gaz dağıtım hizmeti vermektedir. Bu şirketler
müşterilerine 2.2 milyar metreküp doğal gaz satmışlar ve 2.5 milyar metreküp
doğal gaz taşımışlardır.
Doğal gaz dağıtım sektörü meyve veren bir ağaç gibidir. Bu
ağacın, ucuz ve temiz çevre, daha konforlu bir yaşam, doğrudan ve dolaylı
istihdam, katma değer, ticaret ve yan sanayiyi geliştirmek gibi çok sayıda
meyvesi vardır. Bir başka ifade ile hâsıl olan amacın faydası çok
boyutludur.
Saygıdeğer katılımcılar,
Buraya kadar ifade ettiğim rakamlara ve değerlendirmelere
bakarak “ne kadar güzel, her şey tamam” sonucunu çıkarmamız mümkündür.
Ancak her şey güllük gülistanlık olsaydı bugün burada bir
araya gelmemizin de bir anlamı olmazdı.
Hâlbuki, sizlerin de yaşayarak gördüğünüz gibi, Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumu doğal gaz dağıtım ihale modelini geliştirirken
özel sektöre “dikensiz bir gül bahçesi vaat etmemiştir”.
Tüketiciye ucuz ve kaliteli hizmet vermeyi amaçlayan bu
modelde tüm risk ve sorumluluk özel sektör dağıtım şirketlerinin
omuzlarındadır.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, iş yapanların kafasında
sorular, iş yaparken karşılaşılan sorunlar bitmez.
Hele de yüzbinlerce tüketiciyi, sanayi tesisini,
ticarethaneyi barındıran bölgelerde bütün doğal gaz abonelerine hizmet
verecek ve vatandaş ile doğrudan karşı karşıya gelecek olan sizler açısından
yeni durumların, fırsatların ve sorunların yaşanması kaçınılmazdır.
Ancak bu sektörde hem riskler hem de fırsatlar iç içe geçmiş
durumdadır.
Bu kapsamda sizlerin de yakından takip ettiğiniz bir hususa
dikkatinizi çekmek isterim:
Geçtiğimiz Salı günü Kurul Üyesi arkadaşlarım ve Kurum
personelimiz ile BOTAŞ yöneticilerini dinledik. Bu toplantıda Sayın Genel
Müdür, şehirlerde doğal gaz dağıtımının özel sektör tarafından yapılmasından
duydukları memnuniyeti belirtti.
BOTAŞ yöneticileri, son birkaç yılda şehirlerde doğal gaz
dağıtım ağlarının kurulması sayesinde tüketim miktarlarının hızla arttığını
bu nedenle BOTAŞ’ın “al ya da öde” yükümlülüklerinden dolayı tazminat ödemek
gibi bir riskinin de artık kalmadığını ifade ettiler.
BOTAŞ’ın elinde ülke tüketiminden daha fazla miktarları
içeren doğal gaz kontratlarının olması bugüne kadar ülkemizde doğal gaz
ithalatının serbestleşmesinin ve rekabetin arttırılmasının önünde hep bir
engel olarak görülmüştü.
Hal böyle iken, gelinen aşamada, ülkemizin tazminat ödeme
korkusundan kurtulmasının yanı sıra, gaz temininde özel sektör
işletmeciliğini teşvik etmek açısından da son derece olumlu bir fırsat elde
edilmiştir.
Ancak bir yandan ülkemiz için “take or pay” riski ortadan
kalktı diye sevinirken bu sefer karşımıza tam aksi yönde bir risk
çıkmaktadır. Bu da ülkenin doğal gazsız kalabilmesi yani arz güvenliği
riskidir.
Ülkemizde konutların, sanayi tesislerinin mevcut ve yeni
doğal gaz santrallarının hızla artan doğal gaz ihtiyacının istikrarlı bir
şekilde karşılanması son derece önem arz etmektedir.
Üstelik, BOTAŞ’ın 1986 yılında Rusya ile imzaladığı, yıllık 6
milyar metreküplük doğal gaz alımını içeren kontrat 2012 yılında sona
ermektedir.
O halde doğal gaz arz güvenliğini sağlamak, yıllık ve
mevsimsel dalgalanmaların riskini en aza indirmek için çabuk kararlar
vererek etkin tedbirler almak gerekmektedir.
İşte burada da özel sektörümüze ve temsil ettiğiniz doğal gaz
dağıtım şirketlerine önemli sorumluluklar düşmektedir.
Gelinen aşamada, artık ülkemizin enerji mevzuatının
değiştirilmesi de dâhil olmak üzere, özel sektör şirketlerinin doğal gaz
ithalatının kademeli olarak serbest bırakılmasından, kontrat ve miktar
devrinin yeniden tartışılmasına kadar her türlü yeni model arayışını içeren
yeni bir stratejik bakış açısına ihtiyaç bulunmaktadır.
Saygıdeğer katılımcılar,
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na Başkan olarak atanmamdan
bugüne iki aylık bir süre geçti. Bu süre zarfında aralarında GAZBİR’in de
olmak üzere, düzenlediğimiz ve denetlediğimiz dört piyasada faaliyet
gösteren toplam 36 özel sektör derneği ve kamu kurumu ile 30 adet toplantı
yaptık.
Önümüzdeki günlerde TEDAŞ ve BOTAŞ yönetimleri ile tekrar bir
araya gelip ayrıntılı değerlendirmeler yaparak ve LPG sektör temsilcileri
ile görüşerek bu süreci tamamlayacağız.
Bu toplantılarda temel amacımız, enerji sektöründe faaliyet
gösteren oyuncuların sorunlarını ve önerilerini kaynağından öğrenmek ve
sektörün EPDK’nın karar alma süreçlerine katılımını sağlamaktır. Düzenleyici
kurumla sektörün birbirini anlama ve başarılı sonuçlara ulaşması açısından
bu toplantıları çok önemsiyoruz.
Bu vesile ile, GAZBİR yönetimi ile 12 Şubat’ta Ankara’da
yaptığımız toplantımızda da ifade ettiğim bakış açımızı kısaca anlatmak
isterim:
Konuşmamım başında “meyve veren bir ağaca” benzettiğim doğal
gaz dağıtım sektörünün daha da büyümesi için bundan sonra da hep birlikte
çalışacağız. Ancak bu çalışmayı yapıp ağaçları büyütürken ormanın bütününü
de göz ardı etmeyeceğiz.
Karar ve uygulamalarımızda sistemin bütünlüğünü ve örüntüsünü
bozmayacağız.
Bir başka ifade ile, sektör temsilcilerinden gelebilecek,
“bu düzenleme yapılsın, bu karar alınsın da ucu nereye dokunursa dokunsun”
anlayışına sahip, sistemin bütününü bozabilecek “mikro ölçekli” talepleri
dikkate almayacağız.
Ancak bugüne kadar olduğu gibi, sektör temsilcileri ile de
sürekli irtibat halinde olarak, uygulanabilir kararlara imza atacağız.
Kurum ile sektör arasındaki sorunları mahkeme koridorlarına
taşımadan EPDK çatısı altında sonuçlandırmak da temel prensiplerimizden biri
olacaktır.
İşte, Kurum olarak sektörün her segmenti ile ayrı ayrı
toplantı yapmak istememizin arkasında yatan sebep budur.
Bu anlayışımız, güzel bir tesadüfle bugünkü toplantının
başlığında da ifade bulan “enerji piyasası” ve “strateji” kavramlarını bir
arada düşünmemize dayanmaktadır.
Eşyanın tabiatı gereği, sektörün hızlı işleyişinde sürekli
yeni konular gündeme gelecektir.
İş olan yerde sorun; sorun olan yerde de “şikâyetler”
bitmeyecektir.
Ancak önemli olan sadece günlük sorunlara, uygulamalara ve
kararlara takılıp kalmadan, başımızı işten kaldırıp geleceğe de
bakabilmektir. İşte burada strateji kavramının önemi büyüktür. Zira strateji
“uzun vadede belirlenen amaçlara ulaşmak için kullanılabilecek metodlar,
yapılacak hamleler ve alınacak kararlar bütününü” ifade eder.
Strateji, “toplumların kendi geleceklerini güven altına almak
üzere yaptıklarıdır.”
İşte bizim de enerji piyasası için böylesi bir stratejik
bakış açısına ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu bakışı hep birlikte tesis
edeceğimize olan inancım tamdır.
Bilinmelidir ki, EPDK bu sektörün sadece hamisi değil, aynı
zamanda büyümesinden de sorumlu olan kurumdur.
Türkiye doğal gaz dağıtım sektörünün siz saygıdeğer
temsilcileri ile yapacağımız bu toplantıların ülkemize, sektöre ve sektörde
faaliyet gösteren siz değerli işadamlarımıza hayırlı kazançlar sağlamasını
temenni eder, saygılar sunarım.