Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Hasan Köktaş’ın 1.Gaziantep Enerji Ve Petrol Zirvesi Konuşması (02.05.2008)
Sayın Bakanım,
Sayın Valim,
Gaziantep Sanayi ve Ticaret Odaları ile
akaryakıt bayileri derneğinin saygıdeğer temsilcileri,
Kıymetli katılımcılar,
Şahsım ve temsil ettiğim Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu adına sizleri saygılarımla selamlıyorum.
Ülkemizin sanayi merkezlerinden biri olma
konumunu kazanan, hızla gelişen ve kalkınan Gaziantep’te enerji ve petrol
konularını içeren bir toplantı düzenlenmesi isabetli bir yaklaşım olmuştur.
Zira tüm dünyada enerji deyince akıllara gelen
ilk kaynak petroldür. Bu kaynak, elde edilen ürünlerin kullanım çeşitliliği
ve yaygınlığı ile uzun yıllardır enerjinin zirvesinde yer aldığı gibi bu
konumunu daha uzun yıllar sürdürecektir.
Dünyanın tüm yetkin kurumlarının tahminlerine
göre, petrol önümüzdeki 30 yıl boyunca dünya enerji ihtiyacının en az yüzde
30’luk bir bölümünü karşılamaya devam edecektir.
Bu gelişimin ülkemize yansıması da farklı
olmayacaktır. Zira, petrol Türkiye ekonomi ve enerji sektörü açısından çok
önemli olduğu gibi halkımızın gündelik yaşamında da vazgeçilmez konumdadır.
Bu itibarla, son on yıl içinde ortalama yüzde 3 ile 5 aralığında seyreden,
toplam petrol talebindeki artışın önümüzdeki dönemde de bu şekilde devam
etmesi beklenmektedir.
Bugün gelinen aşamada, ülkemizin en ücra
köşelerine hizmet götüren, 13 milyona yakın kayıtlı araç aracılığıyla
milletimizin yakıt ihtiyacını karşılayan ve 2007 yılında 50 milyar YTL’ye
yakın bir pazar büyüklüğüne ulaşan bir petrol piyasamız vardır.
Kurumumuzun tespitlerine göre, petrol piyasası
satış büyüklükleri tüm vergiler dâhil ortalama olarak 2005 yılında 33,3
milyar 2006 yılında 40,3 milyar Yeni Türk Lirası civarında gerçekleşmiştir.
2007 yılında ise satış büyüklüğü 49,6 milyar Yeni Türk Lirası olmuştur. Bir
başka ifade ile 2006 yılına göre akaryakıt piyasasında satışlar yüzde 10,
ekonomik büyüklük ise yüzde 23 oranında artış göstermiştir.
Özellikle son 3 yılda Türkiye petrol
piyasasındaki bu gelişme dinamiğinin iki temel sebebi vardır.
Bunlardan ilki, siyasi irade tarafından
uygulanan ekonomik politikalarının sonucu olarak ülkemizde hızlı bir
kalkınma süreci yaşanması ve bu gelişmenin toplumsal refah düzeyindeki
artıştan doğrudan etkilenen petrol piyasasına da olumlu etki yapmasıdır.
Bir diğer etkin ise 5015 Sayılı Petrol
Piyasası Kanunu ile oluşturulan piyasa yapısıdır.
Sizlere Petrol Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe
girdiği Aralık 2003 tarihinden günümüze kadar yapılan işlerin kısa bir
özetini sunmak isterim.
Öncelikle Kanunun tanıdığı geçiş dönemi içinde
gereken ikincil mevzuat Kurumumuz tarafından tamamlanmıştır.
Ardından 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren
ithalat tamamen serbest bırakılırken, fiyatlar da piyasa koşullarında
oluşmaya başlamıştır. Böylece dağıtım şirketlerinin ve bayilerinin kâr
marjları konusunda yıllardır süregelen bitmez tartışmaları ve çetin
mücadeleleri sona ermiştir.
Bunlara ek olarak, petrol piyasasında 9
faaliyet ve bir kullanım türü için yasal ayrışım yapılmış ve bu kapsamda
faaliyet gösteren tüm şirketlerin lisanslandırılmasına yönelik çalışmalar
tamamlanmıştır. Bugüne kadar 14 bin 800’ü bayilik, 4 bin 800’ü taşıma
lisansı kapsamında olmak üzere 20 binin üzerinde şirketin
lisanslandırılmasına yönelik çalışmalar Kurumumuz tarafından tamamlanmıştır.
Bu çalışmalar sayesinde tüm sektörde faaliyet gösteren şirketlere ait bilgi
ve belgeler sektörün bir düzenleyici kurumunun çatısı altında toplanmıştır.
Böylece sektörün yönlendirilmesi, gözetimi, denetlenmesi ve düzenlenmesi
noktasında önemli bir bilgi seti oluşturulmuştur.
2007 yılı Ocak ayından itibaren ise
akaryakıtların, milli olanaklarımızla geliştirilen ulusal marker ile
işaretlenmesine ve milli teknolojiye sahip cihazlarımızla kontrolüne
başlanmıştır.
Bu kapsamda bir yıldayaklaşık olarak
157 bin litre ulusal marker ile 19 milyon 370 bin metreküp akaryakıt ulusal
marker ile işaretlenmiştir.
Bugün başta ulusal markeri geliştiren TÜBİTAK
olmak üzere ilgili tüm kesimlerin ortak ve özverili çabası sayesinde ulusal
marker saha uygulaması başarıyla gerçekleştirilmektedir. Tüm bunlara
ilaveten sektöre yönelik gözetim ve denetim çalışmaları her geçen gün
etkinlik ve yaygınlık kazanmaktadır.
Bu gelişmeler ile
sektörümüzde son iki yıldır ekonomik büyümenin de üzerinde bir büyümenin
gerçekleşmiş olması memnuniyet vericidir. Bugün tüm sektör kesimlerinin
kabul ettiği gibi, Petrol Piyasası Kanunu sonrasında şirketlerin yeniden
kayıt altına alınması, ulusal marker ve yazar kasa gibi uygulamalar ile
piyasa denetimlerinin kayıt dışı faaliyetlerin azalmasında önemli etkileri
olmuştur. Uygulamada son 5 yılda Petrol Ofisi ve TÜPRAŞ’ın başarıyla
özelleştirilmesiyle başlayan süreçte dağıtım şirketi ve bayi sayısında, ürün
ve hizmet kalitesinde ve yatırımlardaki hızlı artış dikkat çekicidir.
Hal böyle iken, ülkemiz akaryakıt piyasası ile
ilgili, medyamızda içinde “kayıt dışı” ve “kaçak” gibi yasadışı kavramlar
geçen haberler ve yorumların sıklıkla yer alıyor olması dikkat çekicidir.
Yaşanan gelişmeler ile tam bir tezat teşkil
eder bu tür haberler akılllara “şüyuu vukuundan beter” sözünü getirmektedir.
Ne yazık ki, bütün bir akaryakıt sektörünü
“kaçakçı, yasa dışı yollara sapmış insanlardan kurulu bir sektörmüş gibi”
gösteren algı ülkemizde o kadar güçlüdür ki, kimi zaman bir şeyin
dedikodusunun yapılması dahi gerçekleşmesinden daha kötü sonuçlar
doğurabilmektedir.
İşte Kurum olarak temel hedefimiz; sektörle
el ele vererek bu algıyı mümkün olduğunca çabuk bertaraf etmektir.
Hedefimiz, günümüzde “kaçakçılık” ve “hile”
gibi sorunlarla kısıtlı olan bir gündemi hızla değiştirmek ve Kanunun amaç
maddesinde tek tek sayılan; “güven”, “ekonomiklik”, “rekabet”, “şeffaflık”,
“eşitlik” ve “istikrar” kavramlarını gündemin ön sıralarına taşımaktır.
Bu kapsamda, “Piyasalarda kanun hâkimiyetinin
tesisi”ne yönelik çalışmalarımızdan neticelerin alınmasının akabinde,
“piyasalarda rekabet düzeyinin artırılması” konusuna daha fazla mesai
harcayacağız.
Bu çalışmalarımızın gündemini oluşturan
konulardan bazıları hakkında bilgi vermek isterim:
Kurum olarak Ulusal Stok Sistemine ilişkin
sürmekte olan çalışmaların “piyasa esaslı” olmasını ve petrolün değerinin
bir “senet”e bağlanmak suretiyle “tedavül imkânlarının” artırılması
çabalarını desteklemesini önermekteyiz.
Önem verdiğimiz diğer bir husus da enerjinin
vergilendirilmesine ilişkin politikalarda değişim ihtiyacıdır. Enerji
ürünlerinin piyasa paylarının teşekkülünde ve gerekli hallerde yapılacak
yönlendirmelerde en önemli aracın vergi olması bu ihtiyacın önemini daha da
artırmaktadır.
Vergilendirme politika ve uygulamalarında asli
sorumlu Maliye Bakanlığımızdır. Ancak bunların piyasalarımıza olan etkileri
açısından;
Petrol Piyasası Kanununda yer aldığı halde
halen hayata geçirilemeyen “akaryakıta eşdeğer vergi” kavramının hayata
geçirilmesine, vergisiz satış yöntemlerinin terk edilerek, vergili satış ve
hak sahiplerine vergi iadesi yöntemlerinin seçilmesine ivedilikle ihtiyaç
duyduğumuzu belirtmek isterim.
Önümüzdeki dönemde akaryakıtın piyasaya arzı
ve dolaşımındaki dolaylı ve dolaysız engellerin ortadan kaldırılması önem
kazanacaktır.
Petrol piyasasında ticaretin, malın fiziken
taşımasını gerektiren mevcut yapıdan hızla uzaklaşarak, senetle işlem
yapılmasının ve nihayetinde petrol borsası oluşumunun sağlanması
gerekmektedir.
Ayrıca akaryakıtların Avrupa Birliği
ülkelerinde dolaşımda bulunan yakıtlarla uyumlaştırılması konularına özel
önem verilmesi şarttır.
Bu konuda alınacak önlemler, bazı riskleri ve
ilave maliyetleri beraberinde getirecek ise de, bunların iyi bir bilgi
sisteminin yardımı ile sektörde kararlı ve etkin kararlar alan, bir
düzenleyici Kurumun varlığıyla asgariye indirileceğini düşünüyoruz.
Tüm bu çalışmaları sadece petrol piyasasında
rekabetin artması için yapmıyoruz. Zira, rekabet ortamının iyileşmesi
halinde, bunun iç pazara sağlayacağı katkının yanı sıra, ulusal üretim
gücümüzün küresel ve bölgesel pazarlardan daha fazla pay almasını
sağlayacağı da aşikardır.
Sayın Bakanım,
Saygıdeğer katılımcılar,
Sürdürmekte olduğumuz çalışmalarda, sektörde
faaliyet gösterenlerin ortak beklenti ve talepleri bizlere yol gösterici
olacaktır.
Bu amaçla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
Başkanı olarak göreve başladığım tarihten bu yana düzenlendiğimiz ve
denetlediğimiz tüm sektörlerdeki, dernek ve sendikaların yönetimleri ile
ayrı ayrı toplantılar yaptık.
Bu kapsamda bugün sayın başkanları aramızda
olan TABGİS ve PÜİS gibi bayi temsilcilerimizle de son derece verimli ve
kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Ardından tüm akaryakıt sektörünün
temsil edildiği Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin sektör meclisine
katıldık.
Tüm bu toplantılarda sektör temsilcileri
tarafından mevcut durum, uygulamada karşılaşılan sorunlar, beklentiler ve
çözüm önerileri ifade edilmiştir. Bugünlerde bu görüş ve önerileri tek tek
değerlendiriyor, sistem bütünlüğünü bozmadan uygulanabilecek olanları ve bu
amaçla birincil ve ikincil mevzuatta değişiklik gerektiren hususları tespit
ediyoruz.
Bu kapsamda, örneğin 10 numaralı yağ sorunu,
ve vergilendirme gibi sektörün çok önem verdiği konularda gerek duyulan
düzenlemeler hakkında başta Maliye Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
olmak üzere ilgili tüm bakanlık ve kurumlarla görüşerek çözüm üretmeye
çalışıyoruz.
İnanıyorum ki bugün ve yarın birincisi yapılan
Gaziantep enerji ve petrol zirvesi de bu çalışmalarımız için bizlere değerli
katkılar sunacaktır.
Bu düşüncelerle, petrol piyasamızdaki değişim
ve gelişimin, halkımızın refah ve mutluluğu ile ülke ekonomisine katkılar
sağlayacağına olan inancımı ifade eder, saygılar sunarım.