Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği

 Anasayfa | Bayilerin Sesi | Tüketici Köşesi | Sıkça Sorulan S. | Bize Ulaşın | İl İrtibat Bilgileri | Linkler

 
   » Sondakika
   » Anasayfa
   » Atatürk Köşesi
   » Yönetmenlik
   » Bayi Programları
   » LPG Kanunları
   » Rekabet Kurulu
   » Bayilerin Sesi
   » Tüketici Kösesi
   » İş İmkanları
   » Merak Edilenler
   » Sıkça Sorulan Sorular
   » Duyurular
   » Site haritası
   » Online Tv İzle
   » Arşiv
   » Bize Ulaşın
   » Linkler
   » Konuşma Metinleri
   » Köşe Yazıları
   » Üyelik İşlemleri
   » Bilgi Bankası
   » Hayat Dersleri
   » Arama
   » İl İrtibat Bilgileri
   » Video

Epdk Başkanı Sayın Hasan Köktaş’ın Enerji Verimliliği Ve Tasarrufu Konferansı Açılış Konuşması (03.05.2008)
Sayın Bakanım,

            Saygıdeğer katılımcılar,  

            Türkiye Teknik Elemanlar Vakfı tarafından enerji sektöründe verimlilik ve tasarruf konusunda düzenlenen etkinliğe katılıyor olmaktan duyduğum memnuniyeti belirterek şahsım ve Kurumum adına sizleri saygılarımla selamlıyorum.

            Tasarruf ve verimlilik kavramları hangi bağlamda ve hangi sektör için ifade edilirse edilsin kulağa hoş gelen ve destek gören kavramlardır.

     Zira yapılanın ve yapılacak olanın, daha az bir maliyetle, daha az bir harcama ile ya da daha az bir tüketim ile karşılanması hepimizi memnun eden ve her daim arzulanan bir durumdur. 

   Üstelik bir yandan küresel ısınmanın insanlığın bugünü ve geleceği açısından ciddi bir tehdit halini aldığı, bir yandan da doğal kaynakların hızla tükendiği bir ortamda, tüm dünyada bu kavramların değeri daha iyi anlaşılmakta, “nasıl daha fazla tasarruf ederiz ve nasıl daha verimli olabiliriz” sorularına cevap aramaktadır. 

     Bu nedenle bugünlerde kime sorsanız, insanlığın geleceği için tasarruf ve verimliliğinin ne kadar önemli olduğunu uzun uzun anlatacak ve çeşitli “çözüm önerileri” getirecektir.

     Bu kapsamda, kimi “evinde gereksiz yere yanan ampulleri söndürdüğünden” kimi “hususi aracını mecbur kalmadıkça kullanmayıp yürümeyi tercih ettiğinden” kimi de zamanını daha verimli kullandığından bahsedecektir.

     Biz karar verici ve uygulayıcı konumundaki kişiler açısından ise önemli olan bireysel çözümlerden ziyade sistematik çözümler geliştirebilmektir. Bir başka ifade ile herkes tarafından doğruluğu kabul edilen sözleri eyleme dönüştürecek mekanizmaları oluşturabilmektir.

  Açık konuşmak gerekirse ülkemizde enerji verimliliği ve tasarrufuna yönelik programlı çalışmaların geçmişi 1980’lerin başına kadar uzansa ve bu konuda bilhassa Elektrik İşleri Etüt İdaremiz tarafından önemli çalışmalara imza atılsa da, henüz bu konuda sistematik çözümlere ulaşıldığını söylemek güçtür.  

Bu itibarla, ülkemiz enerji sektöründe verimlilik konusunda mevcut yasalar, yönetim yapısı ve ülke genelindeki nihai tüketim sektörlerinde enerjinin durumuna dayanılarak 2003  yılında bir Enerji Verimliliği Stratejisi hazırlanmıştır.

Bu belgede ülkemizin detaylı ve planlı enerji verimliliği politikasının olmadığı ve ulusal enerji mevzuatında enerji verimliliğine öncelik verilmediği tespit edilmiştir.

Hâlbuki, son yıllarda enerji sektöründe yaşanan gelişmeler bu konuda sistematik çözümlerin ve mekanizmaların önemini daha da arttırmaktadır.

Şöyle ki, Dünya enerji sektöründe üretim maliyetlerinin ve fiyatların giderek yükseldiği bir dönemden geçmekteyiz. 2002 yılında varil başına 25 dolar olan petrol fiyatları bugün 120 dolar seviyelerine çıkmış ve geçtiğimiz günlerde OPEC Başkanı bu fiyatın 200 doları bulabileceğine dair ürkütücü bir açıklama yapmıştır. Üstelik dünya çapında sadece petrol değil, doğal gaz, çelik, bakır, kömür gibi kaynakların fiyatları da artış eğilimdedir.

Hal böyle iken enerji talebinin yüzde 70, elektrik üretiminin yüzde 60’a yakın bir bölümünü ithal enerji kaynakları ile karşılayan ülkemizde artan petrol fiyatlarının etkisi ile yıl sonunda enerji ithalat faturasının 40 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Bu olumsuz durumun, kalkınmamız ve sanayileşmemizi asgari oranda etkilemesi için enerjinin verimli kullanılması daha da önemli hâle gelmiştir.

Yapılan çalışmalara göre sadece enerjiyi verimli kullanarak yıllık nihai enerji tüketiminin yüzde 30’u kadar tasarruf sağlanacağı hesaplandığına göre demek ki bu konuda katedilmesi gereken daha uzun bir yol vardır. 

İnanıyorum ki, Türkiye’de enerjinin etkin kullanılması, israfın önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi için enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında verimliliğin artırılması amacıyla hazırlanan 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” bu sürece olumlu katkılar sağlayacaktır.

     

Sayın Bakanım,

         Saygıdeğer katılımcılar,

Verimlilik kavramı ile Türkiye enerji sektörü özelinde bu genel değerlendirmeleri yaptıktan sonra elektrik enerjisi sektörü verimlilik ve tasarruf açısından somut olarak nelerin yapılması gerektiği konusundaki görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ülkemizin “Enerji Verimliliği Stratejisi”nde Kurumumuzun sorumlulukları şu şekilde tanımlanmıştır:

• Tarifelerin onaylanmasında şirketin verimliliğinin dikkate alınması ve etkili yönetimin özendirilmesi için teşviklere dayanan hedeflerin belirlenmesi,

• Maliyet yansıtıcı fiyatların uygulanması ve uygulanabilir düzenlemeler gereğince teknik ve teknik olmayan kayıpların minimize edilmesini amaçlayan önlemlerin kullanılması, 

• Piyasa performansının gözlemlenmesi; performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri kurallarının taslağının çizilmesi, değiştirilmesi, uygulanması ve kontrol edilmesi, 

• Ve son olarak hedeflenen enerji verimliliği programlarının geliştirilmesine uzman katkısı sağlanmasıdır.

Görüldüğü gibi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda yüklenen sorumluluklar aynı zamanda özel sektör işletmeciliğine dayalı ve rekabetçi bir piyasanın işleyiş kurallarıdır.

Bir başka ifade ile EPDK’nın enerji verimliliği ve tasarrufunda aktif rol alabilmesi için özel sektör işletmeciliğine ve özelleştirmelere ihtiyaç vardır. Yani, EPDK’nın bu rolleri üstenebilmesinin yegâne yolu kamuya ait dağıtım ve üretim tesislerinin özelleştirilmesi ve bu tesislerin özel sektör tarafından işletilmesi halinde mümkündür.

Bu tespitimi somut örneklerle açıklamaya çalışalım.  

Konuşmamım başında, ülkemizde enerji tasarrufu deyince genellikle akıllara bireysel çözümlerin geldiğini ifade etmiştim. Oysa elektrik enerjisi sektörü özelinde baktığımızda sadece tüketim cephesinde değil elektrik üretim, iletim ve dağıtım segmentlerinde de ayrı ayrı olmak üzere, yapılabilecek çok sayıda iş, alınabilecek çok sayıda tedbir bulunmaktadır.  

 Örneğin, sizlerin de yakından bildiğiniz gibi kül-kömür, su soğutma, baca gazı arıtma gibi sistemler bir termik santralın ürettiği toplam enerjinin yüzde 10 ile 15’ni tüketmektedir. Bu nedenle termik santrallarda kazan verimliliğini artırmaya yönelik teknolojiler, uygun yakıt kullanımı, pompa ve fanların otomasyonu, atık ısının geri kazanımına yönelik önlemler enerji verimliliği açısından önemlidir.

Üretim santrallarında verimin arttırılması, otomasyonun geliştirilmesi, yeterli miktar ve kalitede yakıtın sürekli olarak sağlanması ve koruyucu bakım sistemlerinin oluşturulması sonucu arızaların azaltılması ile sağlanabilir. Ayrıca arıza müdahale ve periyodik bakım sürelerinin kısaltılması, yedek parça stok kontrolü sistemlerinin kurulması ve uzman eleman çalıştırılması da şarttır.

Ancak ne yazık ki, Türkiye’de elektrik üretim tesislerinin büyük bir bölümünü oluşturan termik santrallar ile bilhassa kömür yakıtlı olanları yeterince verimli çalışmamaktadır. 

Mevcut koşullarda, ülkemizde kamuya ait santralların yenileme yatırımları, bakımı ve rehabilitasyonu sayesinde daha verimli kılınabilmesi için özel sektör işletmeciliğine ve kaynaklarına ihtiyaç vardır. 

 Konuya tüketim ve dağıtım penceresinden baktığımızda ise durum şudur:    

Elektrik tüketimini miktar ve zaman yönünden etkileyecek, uygulama ve değerlendirme çalışmaları talep tarafı yönetimi olarak adlandırılmaktadır. Talep tarafı yönetimindeki teknik önlemler,0 yüksek verim sağlayan aydınlatma, yüksek verimli motorlar, soğutma sistemleri, bina yalıtımı gibi alanları içerir. İkinci yöntem bilgilendirme olup, hazırlanan teknik belgelerle tüketicilerin bilgi eksikliği giderilmektedir. Üçüncü ve en çok uygulanan yöntem ise, tarifelerde farklılığa gidip, tüketim yapısını değiştirmek kullanma zamanına veya kullanma miktarına göre fiyatlandırmalar yapmaktır.

Ülkemizde üretilen elektriğin nihai tüketiciye ulaştırılması esnasında trafo, orta gerilim enerji nakil hatları, dağıtım hatları ve ölçü sistemlerinden kaynaklı kayıplar ortaya çıkmaktadır. Sisteme verilen elektriğin aboneler tarafından kaçak olarak kullanılması ve kesilen faturaların tahsilâtının yapılamaması da sistemin etkin ve verimli çalışabilmesine büyük darbe vurmaktadır.

 

 

Elektrik dağıtım bölgelerinin yüzde 98’i kamu mülkiyetinde olan ülkemizde 2007 yılı verileri ile ekonomik büyüklüğü 2.1 milyar YTL’ye ulaşan 22 milyar kilovatsaata yakın elektrik enerji kaybedilmiştir. Bazı dağıtım bölgelerimizde kayıp ve kaçak oranları yüzde 64 seviyelerine ulaşırken ülke ortalaması da yüzde 15 gibi yüksek bir orana ulaşmıştır.

Oysa özel sektörün faaliyet gösterdiği Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinin yüzde 6 ile 8 arasında değişmekte olup ülkemizde özel sektörün hizmet verdiği tek dağıtım bölgesi olan Kayseri’de kayıp ve kaçak oranı da yüzde 7.5’tür.

Üstelik bu şirket, 1990 yılında 500 milyon kilovatsaat civarında olan net elektrik satışlarını 2.2 milyar kilovatsaata çıkartırken elektrik kayıp kaçak oranlarını yüzde 9.5 seviyelerinden yüzde 7.5’a kadar geriletmiştir.

Bu somut gerçeklikten yola çıkarak şunu açıklıkla belirtmek isterim:

Türkiye elektrik dağıtım ve üretim tesisleri özelleştirilmeden ülkemiz elektrik enerjisi sektörünün etkinliği, verimliliği ve geleceği açısından “orta sahada top çevirmekten” başka bir şey yapmış olmayız. Bir başka ifade ile, özel sektörün işletmecilik deneyimi ve finansal gücü sisteme dâhil etmeden, üretim santrallarımızdan yüksek verim elde edebilmemiz, dağıtım sistemindeki yüksek kayıp ve kaçakları asgariye indirebilmemiz ve talep tarafında verimliliği arttırıcı sistematik çözümler getirebilmemiz mümkün değildir.

Bu bağlamda  11 şehrimizi içeren Başkent ve Sakarya elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesine yönelik ihale süreci nihai aşamaya gelmiş iken geçtiğimiz Çarşamba günü Özelleştirme İdaresi Başkanlığımız tarafından 13 şehrimizi kapsayan Meram ve Aras dağıtım bölgeleri için de ihale ilanına çıkılmış olması ülkemiz ve sektörümüz açısından memnuniyet vericidir.

2007 yılı itibariyle kayıp kaçak oranları yüzde 6 ile yüzde 30 arasında değişen bu dört bölgemizde kamu dağıtım şirketleri tarafından sistemden yaklaşık 27 milyar kilovatsaatın üzerinde elektrik enerjisi alınmış ancak bu enerjinin 2.5 milyar kilovatsaatı kayıp olmuştur.

İnanıyorum ki, bu dört bölgenin özelleştirilmesi elektrik enerjisi sektörümüze bir sinerji katacak ve tüm dünyada yaşandığı gibi, bu sinerji etkinlik ve verimliliğe dönüşecektir.  

  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu gerek dağıtım gerek üretim özelleştirmelerinin başarıyla gerçekleştirilmesi, ardından özel sektör şirketlerinin faaliyetlerinin düzenlenmesi, daha etkin çalışması, performanslarının ve yatırımlarının takibi ve denetlenmesi gibi konularda tüm yasal sorumluluklarını layıkıyla yerine getirecektir.

Beni dinlediğiniz teşekkür eder, saygılar sunarım.

Yazdır

 
Açılış Sayfası Yap  Sık Kullanılanlara Ekle 
likpetder.com, likpetder.org
E-mail : info@likpetder.com
Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği

Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği


Telif Hakkı © 2008 likpetder.com, likpetder.org Tüm hakları saklıdır.
 

Falcon Bilişim Hizmetleri