EPDK BAŞKANI YUSUF GÜNAY’IN ICCI TOPLANTISINDAKİ KONUŞMASI (30.05.2007)
EPDK BAŞKANI YUSUF GÜNAY’IN
ICCI TOPLANTISINDAKİ KONUŞMASI
(30.05.2007)
Sayın Katılımcılar
Hepinizi, saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bir işe başlayıp, o işi kararlılıkla
sürdürmenin nadir olduğu ülkemizde, kojenerasyon konusunda 13 üncü kez bir
konferans düzenleniyor olması takdire şayandır. Özel sektörümüzün öncülüğünde
gerçekleştirilen bu konferansın hazırlanmasında emeği geçenleri kutluyorum.
Enerji kaynaklarının daha verimli, daha etkili, dolayısıyla çevreye daha az
zarar verecek şekilde kullanılmasına hizmet eden kojenerasyon uygulamaları, bu
özellikleri nedeniyle, bütün dünyada, enerji sektörünün önemli gündem
maddelerinden birini oluşturuyor. Bu alanda sürekli bir şekilde yeni
düzenlemeler yapılıyor, teknoloji geliştiriliyor ve uygulama sonuçları
tartışılıyor. Bu denli önemli bir konuda ülkemizin geldiği aşama ise, geçtiğimiz
günlerde yayımlanan Enerji Verimliliği Kanunu ile önemli sayılabilecek adımlar
atıldı. Ancak, ne yazık ki henüz tatminkâr bir düzeyde olduğumuzu söyleyemeyiz.
Kojenerasyon uygulamaları, daha önce de ifade ettiğim gibi, bir taraftan
enerjinin verimli kullanılmasına, diğer taraftan çevrenin daha az kirletilmesine
hizmet eder. Enerjinin verimli kullanılması, ülkemizin rekabet gücünün
artırılması açısından elzem olan bir konudur. Küreselleşen dünyada pazar elde
edebilmek, üretilen hizmet veya ürünün kaliteli olması kadar, belki de ondan
daha fazla ucuz olmasına bağlıdır. Bir ürünün maliyetini ise temel girdilerin
fiyatları belirler. Ülkemiz sanayi sektörünün enerji yoğun nitelikte olduğu göz
önünde bulundurulduğunda, rekabet gücümüzün artırılmasında enerji fiyatlarının
ne denli belirleyici olduğu daha iyi anlaşılır. Hal böyle olunca, enerjinin
verimli kullanılmasının başat örneklerinden olan kojenerasyon uygulamalarının
yaygınlaştırılması için, bu kapsamdaki tesislerin tümünün teşvik edilmesi
gerekir.
Enerji Verimliliği Kanunu ile Elektrik Piyasası Kanununa kojenerasyon ve
mikrokojenerasyon tanımları eklendi ve bazı düzenlemeler yapıldı. Böylelikle ilk
kez enerji sektörüne yönelik bir kanunda kojenerasyon tanımı yapılmış oldu.
Kısaca yapılan düzenlemelere değinmek istiyorum.
Yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kojenerasyon tesisi kuran bazı
gerçek ve tüzel kişiler lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf
tutulacaklar. Kimlerin bu kapsama gireceği, Kurumumuz tarafından çıkarılan
yönetmeliklerde belirlenecek. Ancak, Kurumumuzun belirlemelerine esas olacak
unsur ise, Bakanlık tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikte belirlenmesi
öngörülen tesis verimidir.
Benzer şekilde, yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mikro
kojenerasyon tesisi kuran gerçek ve tüzel kişiler, lisans alma ve şirket kurma
yükümlülüğünden muaf tutuluyorlar. Kanunda yapılan düzenlemeler paralelinde
ilgili mevzuatta gerekli görülen değişikliklere ilişkin çalışmalarımıza
başladık. Bu kapsamdaki değişikliklerin tek seferde ve bir bütün olarak
yapılması amacıyla biz Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmeliği bekliyoruz.
Saygıdeğer Katılımcılar,
Teknik açıdan, ısı ve elektrik enerjilerinin birlikte oluşturulması süreci
olarak tanımlayabileceğimiz kojenerasyon, enerji sektöründe AB’nin önemli gündem
maddelerinden biridir. Avrupa Birliği bugüne kadar uygulamalarında
sürdürülebilir kalkınma için arz güvenliğinin önemini vurgulamış, bu bağlamda,
enerji talebinin azaltılması yönünde yeni önlemlerin geliştirilmesini, hem ithal
bağımlılığının azaltılması hem de sera gazı salımlarının sınırlandırılması
açısından gerekli görmüştür. Avrupa İklim Değişikliği Programı, enerji
sektöründen kaynaklanan sera gazı salımlarının azaltılması amacıyla
kojenerasyonun desteklenmesi gerektiği tespitinde bulunmuştur.
Bu
önemin bir sonucu olarak, Avrupa Komisyonu Eylül 2002’de kojenerasyon
uygulamalarını destekleyici yönde bir direktif hazırlanmasına ilişkin
çalışmaların başlatılması kararını almış ve 2004/8/EC numaralı AB Komisyonu
Kojenerasyon Direktifi yayımlanmıştır. Bu Direktif, 2006 yılı içinde üye
devletlerce uyumlaştırılarak uygulama başlatılmıştır.
Direktifte çizilen genel çerçevenin yanısıra yapılan öngörülerde 1998 yılında
%11 olan kojenerasyondan üretilen elektrik enerjisi payının 2010 yılına kadar
%18’e çıkarılması ve bu yolla sağlanacak enerji tasarrufunun da iki katına
çıkarılması hedeflenmektedir.
Bu
hedefin ülkemiz tarafından dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Bizim
kayıtlarımıza göre Türkiye genelinde lisanslama sürecinde bulunan kojenerasyon
tesislerinin kurulu güçleri toplamı 4.800 MW düzeyindedir. Bunun 3.700 MW’lık
kısmı işletmededir. Buna göre kojenerasyon tesislerinin kurulu güç içindeki
payları %10 mertebesindedir. Görüldüğü gibi AB’nin koymuş olduğu hedefin
gerisindeyiz.
Kojenerasyon tesisleri diğer elektrik üretim tesislerinden farklı bir amaca
hizmet eder. Zira burada asıl ihtiyaç duyulan ürün elektrik değil, ısıdır. Asıl
ürünün ısı, bunun sonucunda çıkan yan ürünün ise elektrik enerjisi olduğu
düşünüldüğünde, elde edilen ikincil ürünün elektrik piyasası açısından
değerlendirilmesinde farklı bir yaklaşım sergilenmek durumundadır. Her ne kadar
bu konu Kurumumuz tarafından çıkarılan yönetmeliklerde dikkate alınmışsa da,
yapılan yasal düzenlemelerin daha kapsamlı olması gerektiğini ifade etmek
isterim.
Bu
bağlamda, yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi kapsamında yapılan
düzenlemelerde olduğu gibi, tüm kojenerasyon tesislerinin de bir takım destek
mekanizmaları ile teşvik edilmesi hususunun tartışmaya açılması, orijin
garantisi belgesi ile ilgili çalışmaların başlatılması, piyasa uygulamaları
açısından bu tesislerin şebekeye bağlantılarının kolaylaştırılması gibi
hususların irdelenerek yasal çerçeveye oturtulması, kojenerasyon tesislerinin
yaygınlaştırılmasına ivme kazandıracaktır.
Bu
düşüncelerle, 13 üncü Uluslararası Enerji, Kojenerasyon ve Çevre Teknolojileri
Konferansı ve Sergisinin başarılı geçmesini diliyor, saygılarımı sunuyorum.