EPDK BAŞKANI SAYIN YUSUF GÜNAY’IN “TÜRKİYE’DE BİYOETANOLÜN GELİŞİMİ ve GELECEĞİ” KONFERANSINDAKİ KONUŞMASI (18.05.2007)
Değerli katılımcılar,
Kıymetli basın mensupları,
Konuşmama başlamadan önce,
hepinizi şahsım ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu adına saygıyla selamlıyorum.
Bu konferansın petrol
piyasasındaki yeri ve önemi her geçen gün artan biyokütle esaslı yakıtlarla
ilgili hedef, ilke ve politikaların belirlenmesi ile yatırımcıların
beklentilerinin oluşumuna katkı yaratacağını düşünüyorum. Bu etkinliği tertip
eden ve de bu düzeyli platformu oluşturan “Biyoetanol Üreticileri Derneği” ne
teşekkür ediyorum.
Günümüzdeki, gerek küresel,
gerek bölgesel gelişmeler, enerji piyasalarında biyokütle esaslı yakıtların
payının arttığına işaret etmektedir. Ülkemizde de; Avrupa Birliği tarafından
destek kapsamına alınan on yakıttan, biodizel ile yakıt amaçlı etanolün üretimi
ve tüketiminde önemli artışlar yaşanmaktadır.
Bu gelişimin sağlıklı
olabilmesi ve gelişimden beklenen faydaların sağlanması için hedef, ilke ve
politikaların, gündelik kaygılardan uzak ve çok boyutlu tartışmalar sonucu
belirlenmesi gerekmektedir. Belirlenen bu politikaların hedef ve ilkeleri
doğrultusunda, gerekli esnekliklere sahip, ancak ödünsüz uygulanması bir diğer
şarttır.
Başka ürünlerle ikamesi mümkün
olan ürünlerin, piyasa payının oluşumunda, temel belirleyici unsur, o ürünün
ekonomisidir. Bu konuda kamu müdahalelerinin etkisi, her geçen gün azalmaktadır.
Günümüzde, “şu veya bu
maddenin kullanımı zorunludur” şeklinde düzenlemeler yapılmasından özenle
kaçınılmakta, gerekli yönlendirmeler; sadece vergi, teşvik ve sübvansiyon
araçları kullanılarak yapılmaktadır. Bu tür yönlendirmelerin, münferiden
geliştirilmediği, genellikle ekonomik, sosyal ve çevre politikaları gibi makro
politikalarla ilişkilendirildiği bilinmektedir.
Biyokütle esaslı yakıt
üretiminde kullanılan hammadde ve teknolojiler, henüz geleneksel yakıtlarla
rekabet edecek ekonomiyi sağlayamamıştır. Bu nedenle bu ürünlerin pazara girmesi
için, halen devlet yardımlarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Avrupa Birliği’nin Şubat 2006
tarihinde yayımladığı “Biyolojik Yakıtlar için AB stratejisi raporunda”;
biodizelin, ham petrol
esaslı motorinle rekabeti için ham petrol fiyatlarının varil başına en az 60
Euro,
etanolün ise, benzinle
rekabeti için ham petrol fiyatlarının varil başına en az 90 Euro olması
gerektiği belirtilmektedir.
Brent tipi ham petrolün
fiyatının günümüzde yaklaşık 49 Euro civarında olması, biyokütle esaslı
yakıtların üretim maliyetlerinin düşürülemediği veya petrol fiyatlarının daha da
yükselmediği sürece, destekleme politikaları olmaksızın bu tür yakıtların pazara
girmesini zorlaştırmaktadır.
Bir konuda devlet desteği
sağlanması için, desteğin gerekçesinin açıklıkla ortaya konulması ve bunların
toplum tarafından benimsenmesi gerekmektedir.
Biyokütle esaslı yakıtlar,
destek düzeyleri ve yöntemleri değişik olsa da birçok ülkede desteklenmektedir.
Destek sağlanmasının gerekçeleri, ülkelerin önceliklerine göre değişmekle
beraber, Avrupa Birliğince benimsenen, “Çevrenin Korunması”, “Enerji Arz
Güvenliğinin Sağlanması” ve “İstihdama katkı yaratılması” gerekçeleri, ülkemiz
için de aynen geçerlidir. Hatta ülkemizdeki atıl işgücünün varlığı ile yeterince
değerlendirilemeyen tarım alanlarının durumu dikkate alındığında, desteklerin
önemi daha da artmaktadır.
Kurumumuzca biyokütle esaslı
yakıtların gerek piyasa paylarının artırılması gerekse de sorunların giderilmesi
yönünde önemli adımlar atıldığını da belirtmekte yarar görmekteyim.
Bu kapsamda, konuya
Kurumumuzca da;
Biodizelin, sadece
motorine harmanlama ürünü olarak değil, otobiodizel ve yakıtbiodizel olarak
da kullanımının sağlanması,
Biodizel üretimi
yapılmasının, lisans alma koşuluna bağlanması,
Etanolün, benzinlere
harmanlanmasında yükselen buhar basıncı değeri nedeniyle, yaz döneminde
karşılaşılan sorunların çözümlenmesi gibi katkılar sağlanmaktadır.
Konuşmamda destek, yardım,
katkı gibi sözcükleri kullanmakla birlikte, sonuçta bunların birer bedelinin ve
süresinin olacağını, bu nedenle ürünlerin pazar paylarını, eninde sonunda
ekonomik gerçeklerin belirleyeceğini hatırlatmakta yarar görmekteyim.
Bu nedenle, biyokütle esaslı
yakıtlara ilişkin piyasanın sağlıklı büyümesine ve piyasalarda rekabet düzeyinin
daha da artırılmasına yönelik bazı önlemlerin de şimdiden alınması gereklidir.
Bunlardan birincisi,
yurtdışından bazı alkol ve eter türleri ile harmanlanmış benzinler ithal
edilebilirken, ülkemizde etanol dışındaki maddelerin harmanlanmasına müsaade
edilmemesidir. Bazı alkol ve eter türlerinin benzinlerle eşdeğer
vergilendirilmeksizin, harmanlanmasına izin verilmesi halinde, bazı kötü niyetli
kişilerce istismar edilebileceği değerlendirildiğinden bu konuda gerekli
açılımlar yapılamamaktadır. Bu durum, yurtdışındaki hammadde ve ürün
üreticilerine katkı sağlarken, ülkemizdeki benzer girişimleri engellemektedir.
Bu ürünlerin vergilendirilmesine ve serbest dolaşımı imkanlarının artırılmasına
ilişkin girişimlerimiz sürdürülmektedir.
Bir diğer konu da, yakıt
amaçlı etanolün, denatürasyon sonrası serbest dolaşım imkanlarının artırılması
ve etanolün GTİP’lerinin ayrıştırılarak, yakıt amaçlı etanol için, benzinlerle
eşdeğer ayrı bir Özel Tüketim Vergisi düzeyi oluşturulmasıdır.
Yakıt amaçlı etanolün
standardının hazırlanarak, teknik düzenleme kapsamına alınması da petrol
piyasasında kalite güvenliği açısından önem arz etmektedir.
Öte yandan,
biyokütle esaslı yakıtların ve harmanlama ürünlerinin gerek yerli üretimden,
gerekse de yurtdışından piyasaya arzına ilişkin, “uygunluk değerlendirme”
altyapısının oluşturulması da;
Daha güvenli
ürünlerin piyasaya arzı,
Tesis ve
düzeneklerin yapım ve işletim koşullarının iyileştirilmesi,
Bu ürünlerin
serbest dolaşım imkan ve kabiliyetinin artırılması ve üreticilerinin, bazı
ilave maliyetlere katlanmaksızın, ürünlerini Dünya pazarlarına sunabilmesi
imkanlarını sağlayacaktır.
Son olarak değinmek
istediğim diğer bir husus da enerjinin vergilendirilmesine ilişkin politikalarda
değişim ihtiyacıdır. Enerji ürünlerinin piyasa paylarının teşekkülünde ve
gerekli hallerde yapılacak yönlendirmelerde en önemli enstrümanın vergi olduğu
gerçeği de bu ihtiyacın önemini artırmaktadır.
Vergilendirme
politika ve uygulamalarında asli sorumlunun Maliye Bakanlığı olduğu bilinmekle
beraber; piyasalarımıza olan etkileri açısından;
Petrol Piyasası
Kanununda yer aldığı halde halen hayata geçirilemeyen “akaryakıta eşdeğer
vergi” kavramının hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca vergisiz
satış yöntemlerinin terk edilerek, vergili satış-hak sahiplerine vergi iadesi
yöntemlerinin seçilmesine ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz.
Tüm bu hususların
dikkate alınması halinde ülkemizin biyokütle esaslı yakıtlar açısından ciddi bir
gelişme göstereceğine inancımla hepinize saygılar sunarım.