Ekonominin kırılganlığı, iktidar
çevrelerince de itiraf edilmekte. Hükûmetin 2007 yılı enflasyon hesabı tutmadı;
yeni enflasyon beklentileri sürekli değişmekte...
Enflasyonun ciddî bir şekilde hedeften uzaklaştığını belirten Bakan Mehmet
Şimşek ’in, “Geldiğimiz nokta tabiî ki memnuniyet verici değil” sözü bunun
ifâdesi. Ancak enflasyonun yeniden şok tırmanışını salt “kuraklığa” bağlayıp,
borsa, döviz ve faiz kıskacındaki ekonomik politikalarından söz etmemesi tam bir
politik atraksiyon.
Belli ki, Başbakanın İngiliz bankası Merrill Lynch ’ten transfer edip
milletvekili ve bakan yaptığı, ABD ve Birleşik İngiltere Krallığı vatandaşı
ekonomiden sorumlu Bakan Şimşek, Cumhurbaşkanı Gül ’ün söylediği “politikada
acemiliği” üstünden atmış.
Aylar önce, tüketim ve özel sektör yatırımlarındaki yavaşlamanın bazı kesimleri
“bekle gör” politikasına ittiğini uyaran Ali Babacan ’ın dedikleri çıkıyor.
Bütün abartılara rağmen, ekonomi uzun süren belirsizlik sürecinden hâlâ
kurtulmuş değil...
Ankara Ticaret Odasının , Maliye Bakanlığının Türkiye genelinde 130 bin esnafın
hesaplarına bloke koyması yüzünden işlerin durma ve dükkânlara kilit vurma
noktasına geldiği uyarısı bunun bir örneği. Esnafın durgun geçen ekonomiyle
borçlarını ödeyememesi, senetlerinin protesto edilmesi, sözkonusu kırılmanın ilk
belirtisi...
İşin garibi, AKP hükûmeti, tıpkı Anasol hükûmetleri gibi “IMF taktikleri”ni
“ekonomik tedbirler” diye sunuyor. Yeniden vergiler arttırılıyor, zam furyası
devam ediyor...
* * *
Evvela, Resmî Gazete ’de yayınlanan kararla Özel Tüketim Vergisi büyük oranlarda
yükseltildi. Zamların başını akaryakıt gibi temel mallar çekti. Son bir yılda
benzine yapılan onüçüncü zamla, zam oranı yüzde 20’yi aştı.
Keza, motorlu taşıtlar vergisinden, emlâk vergisine, çevre temizlik (çöp)
vergisinden pasaport harcına , trafik vergisinden, ehliyet, diploma, işyeri
açma, özel okul ve dershane harçlarından noter harçlarına kadar hemen hemen
bütün hizmetlerde yüzde 7.2 oranında zam yapıldı, lâkin kimsenin ruhu duymadı...
KDV ’den sonra ÖTV artışıyla vergi adaleti altüst edildi. Mazota, doğalgaza,
yüzde 9 ile 11, LPG ’ye yüzde 15 ile 17 arasında artış yapıldı. Bunlar da
medyada pek yer almadı...
Öylesine ki, bazı temel ihtiyaç kalemlerinde yapılan ve yüzde 100’e varan
zamlara rağmen, kamuoyu “bu hükûmet döneminde hiç zam yapılmadı” illüzyonuyla
şaşırtıldı....
Meselâ, “enerji zirvesi”nde 2008’de elektriğe en az yüzde 14, ikiyüz kilovattan
fazla kullananlara yüzde 50 ekstra zam önerisi , Başbakan’ın “Zam olur mu?”
popülist terslemesiyle manşetlere çekildi. Ardından da “elektrik zammı
kaçınılmaz” haberleriyle alıştıra alıştıra bu zamma da zemin hazırlandı.
Gündemin “sınırötesi harekât”a odaklandığı, kamuoyunun herhangi bir terör
olayına daldığı bir sırada, bu zam da sessiz sedâsız devreye girecek...
Özetle, AKP hükûmetinin işe başladığı dönemde, bir dolar olan benzin iki doları
bulmuş. 12 dolar olan tüpgaz 24 dolara varmış. Son dört ayı saymazsak, kapanan
şirket sayısı 18 binden 29 bine, karşılıksız çek sayısı 748 bin 439’dan bir
milyon 102 bin 535’e, protestolu senet tutarı 816 milyon YTL ’den, 2 milyar 803
milyon YTL ’ye çıkmış...
ATO ’nun seçimler öncesi yaptığı “ekonomik teslim tutanağı”na göre, dış borç 120
milyar dolardan 170.1 milyar dolara, iç borç 87 milyar dolardan 182 .4 milyar
dolara yükselmiş. Dış ticaret açığı ise, 15.5 milyar dolardan 42.9 milyar dolara
büyümüş.
Ve bütün bunlara karşılık, tarımda çiftçinin eline geçen para daha da azalmış;
işçi, memur ve ücretlinin maaşı fiyatlara karşı oldukça gerilemiş...
* * *
Ne var ki hükûmet, 35 milyar dolara varan carî açığı hâlâ hafife alıyor.
Başbakan Yardımcısı Nâzım Ekren , “finanse edilebilir carî açıktan korkmamak
lâzım” diyor. Carî açığın en ufak bir dalgalanmayla kaçabilecek sıcak para ile
finanse edildiğini âdeta saklayan “pembe tablo edebiyatı ”, bütün
vurdumduymazlığıyla devam ediyor. Hâlâ, ekonomide yatırım, üretim ve istihdam
yok...
Kısacası, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ’un altı ay öncesinden
ikrar ettiği gibi, Türk ekonomisinin kaderi. “ABD ’nin faizleri geri çekmesi”ne
bağlanmış. Medya, “AKP hükûmetinin IMF programı” mimarı Derviş ’ten sonra, şimdi
de Coca Cola ’nın ceoluğuna getirilen ve Başbakanın uyandırarak tebrik ettiği
“kapitalizmin imparatoru” Muhtar Kent ’e övgüler dizerken, ABD ’nin baskı ve
tehditleri sonucu Alman, İngiliz ve Fransız şirketleri Müslüman komşu İran ’dan
çekiliyor.
Sonuçta, İsrailli kaptanı ile çıktığı dünya turundan dönen Koç Holding Şeref
Başkanı Rahmi Koç ’un Ağustos ayında, “Türkiye için ekonomide en büyük risk
Ortadoğu . Ortadoğu artık eskisi gibi olmayacak. Her isteyen at oynatmayacak.
Birileri, yani dünyanın jandarması muhakkak el koyacak...” sözlerinin anlamı
çıkıyor...
Türk ekonomisi ile, “dünyanın jandarması” ABD ’nin Irak ’ı işgali, İran ve
Suriye ’ye saldırı plânı, Lübnan ’ı karıştırması ve Filistin meselesiyle ilgisi
nedir?..
Gerçekten sıcak paraya bağlı ve bağımlı bir ekonomik kıskaçta, bağımsız ve millî
bir dış politika olur mu? Koç bunu mu hatırlatıyor?
Sahi, Amerikan uçaklarının İncirlik ’ten Irak şehir ve köylerine yaptığı
binlerce sortiyle Iraklı çocukların üzerine attığı bombaların vebâli, hangi IMF
desteğine değer?...