Bayilere depozito karşılığı
verilen LPG tüpleri satılmış sayılmayacağından amortisman yoluyla itfa
edilebilir.
Danıştay Dördüncü Daire
Tarih : 18.04.1985
Esas No. : 1984/608
Karar No. : 1985/1202
Bayilere depozito karşılığı verilen LPG tüpleri satılmış sayılmayacağından
amortisman yoluyla itfa edilebilir.
Uyuşmazlığın esası, davacı şirketin, bayilere depozito karşılığında emaneten
verildiği, LPG tüplerinin satılmış sayılmayacağı ve bunlar için ayrılan
amortismanların gider yazılıp yazılmayacağı; ayrıca, alınan depozito bedelleri
ile tüplerin maliyet bedelleri arasındaki müspet farkın kurum kazancı olarak
kabul edilip edilmeyeceği hususlarına inhisar etmektedir.
Borçlar Kanunu’nun 182. maddesine göre satış akdi, satıcının belirli bir bedel
karşılığında, malın müşteriye teslimi ve mülkiyetinin devrini ifade eder.
Dosyada mevcut inceleme raporu ile itiraz dilekçesi ve eklemden anlaşdığına
göre,davacı şirket benzer diğer firmalarda olduğu gibi, LPG tüplerini satmamış,
mülkiyetini muhafaza etmiş, düzenlenen sözleşmelerde de tüp bedeli olarak alınan
paranın depozito olduğu belirtilmiştir. Keza,
sözleşmede, başkasına devredilemeyeceği, kiralanamayacağı, tüpün iadesi halinde,
alınan paranın iade edileceğine ilişkin hükümler yer almıştır.
Diğer taraftan, meri mevzuata göre tüplerin arıza ve bakım noksanlığından
doğacak her türlü mesuliyet şirkete ait olup, aboneler, ancak kendi yaptıkları
hasarları tazmin durumda kalmaktadırlar.
Teknik ömürlerini tamamlayan, yani kullanılmaz
hale gelen tüplerin toplanması ve kullanımdan çekilerek imha edilmeleri ve
şirketin sorumluluğunda olmaktadır.
Gerçek bir .satış işleminde ise, satılan malın mülkiyetinin alıcıya geçmesiyle,
alıcının o mala dilediği biçimde tasarruf ve başkasına devir ve temlik etme,
bakım ve onarımım yapma gibi haklara sahip ve meydana gelecek değer kaybının da
kendisine ait olacağı açıktır. Olayın açıklanan cereyan tarzına göre, ortada bir
satış işleminin mevcut bulunduğunu kabule imkan yoktur.
inceleme raporunda, gerçekte satış akdinin var olduğunun kabulü gerektiğine
değinildikten sonra, ayrılması gereken amortismanın, nihai müşteriler tarafından
ayrılması gerektiğine işaret edilmektedir ki, bu hususun kabulü mümkün değildir.
Zira, bir iktisadi kıymetin amortisman konusu yapılabilmesi için 213 sayılı
VUK’nun 313. maddesine göre aşınma, yıpranma ve kıymetten düşmeye maruz
bulunması gerekir. Oysa, nihai müşteri, elinde bulundurduğu tüpü 1520 günlük
devrelerde yenileme olanağına sahip olup, kullanımdan doğan bir değer kaybına
uğraması sözkonusu değildir. .
Değer kaybına uğrayan, teknik ömürleri
tamamlanmış tüpleri toplayan imha eden veabonenelere, yeni bedel talep etmeden, yeni
tüpler veren şirketlerdir. Bu sebeple, davacı kurumun, sözkonusu tüpler
için, Maliye Bakanlığı tebliğlerinde saptanan nisbetler üzerinden amortisman
ayrılmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Keza, gerçekte satış yapıldığı varsayımına
dayanılarak, depozito bedelleri ile tüp maliyetleri arasındaki farkın kurum
kazancı sayılmasına da yasal olanak yoktur.
Nitekim, benzer olaylar nedeni ile, mülga itiraz Komisyonu’nca itiraz olunan
karar ile Vergi Mahkemesi ve bir örneği dosyada mevcut kararma mesnet olan
bilirkişi raporunda da, davacı şirketlere ait LPG tüplerinin bayilere verilmesi,
alınan bedellerin kaydı ile defter ve belge
düzeninin depozito kayıtları şeklinde düzenlendiği, yapılan işlemin satış
olmayıp, depozito niteliklerim tam olarak taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Danıştay’ın depozito karşılığında müşterilere verilen demirbaş niteliğindeki
eşya için, satıcı firmaların amortisman ayırabileceklerine dair müteaddit
kararları da nazara alındığında yapılan cezalı tarhiyatta yerindelik
görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile yapılan cezalı tarhiyatın terkinine
ilişkin Vergi Mahkemesi karannın onanmasına oybirliğiyle karar verildi.