Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği

 Anasayfa | Bayi Programları | Bayilerin Sesi | Tüketici Köşesi | Sıkça Sorulan S. | Bize Ulaşın | Linkler

 
   » Sondakika
   » Anasayfa
   » Atatürk Köşesi
   » Yönetmenlik
   » Bayi Programları
   » LPG Kanunları
   » Rekabet Kurulu
   » Bayilerin Sesi
   » Tüketici Kösesi
   » İş İmkanları
   » Merak Edilenler
   » Sıkça Sorulan Sorular
   » Duyurular
   » Site haritası
   » Online Tv İzle
   » Arşiv
   » Bize Ulaşın
   » Linkler
   » Konuşma Metinleri
   » Köşe Yazıları
   » Üyelik İşlemleri
   » Bilgi Bankası
   » Hayat Dersleri
   » Arama
   » İl İrtibat Bilgileri
   » Video

İktisadi işletme nedir?

23/01/2006

BİZE GÖRE / Veysi Seviğ

Türk Ticaret Kanunu'nun 11'inci maddesinde yer alan tanımlamaya göre "Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme sayılır."

Yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'nda ise ticari işletme için farklı bir tanımlama getirilmektedir. Bu tanımlamaya göre "Ticari işletme, esnaf faaliyeti için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, devamlı ve bağımsız şekilde icra edilen faaliyetlerin yürütüldüğü işletmelerdir."

Bu tanımlama ile esnaf işletmesi ile ticari işletme arasında belli bir iş hacmi sınırının varlığı öngörülmektedir. Nitekim tasarıda öngörüldüğü üzere "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulu'nca hazırlanacak kararnamede" gösterilecektir.

İş hacminin büyüklüğü çoğu kez ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki ayırıma esas alınamaz. Bu bağlamda "Bir kimse işletmesinde kendi emeğiyle çalışmakta olsa bile, eğer işletmesi ticari muhasebeyi gerektiriyorsa tacir sayılması icabeder."

Gerçekte ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki ayırımı sağlayacak özellikler:

. Ticari işletmelerin belli bir organizasyonu gerekli kılması,

. Gelir (kâr) amaçlı olması,

. Devamlılık arzetmesi,

. Mevcut düzenlemeler ve standartlar çerçevesinde muhasebe tutulması ve bu bağlamda gerekli mali raporların üretilmesidir.

Bunun sonucunda "Esnaf ister gezici olsunlar, ister bir dükkanda veya bir sokağın muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildirler." (Türk Ticaret Kanunu Md: 17)

Ticari işletmenin varlığı çoğu kez unvanı ile belli edilmektedir. Bu nedenle de unvan ticari işletmenin varlığını ve niteliğini gösteren ayrı bir unsur olarak dikkate alınmaktadır.

Ticaret Kanunu Tasarısı'nda ayrıca bir ticari işletmenin bütün olarak devredileceğine yönelik hüküm yer almaktadır. Buna göre "Ticari işletme bütün halinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Duran malvarlığı, işletme değeri (peştemaliye), kiracılık hakkı, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet hakları ve sürekli olarak işletmeye tahsis olunan unsurlar öngörülmemişse, devir sözleşmesine dahil sayılır. Bu sözleşme yazılı olarak yapılır.

Gerçekte ticari işletmenin varlıkları doktrinde maddi ve gayrimaddi unsurlar olarak ayırıma tabi tutulur. Bu bağlamda gayrimaddi unsurlar; marka, patent, know-how, alan adı gibi ticari işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan hak ve unsurlardır. Buna mukabil ticari işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş bulunan menkul işletme tesisatı ile gayrimenkul işletme tesisatı, maddi unsurlar olarak addedilmektedir. (Poroy/Yasaman "Ticari İşletme Hukuku Sf: 39)

Ticari işletmeleri esnaftan ayıran özelliklerden birisi de şubeleşebilme olanağıdır. Gerçekte bir tacirin idari bakımdan tam bağımsızlığı haiz çeşitli işletmeleri bulunabilir. Bu takdirde her bir işletme ayrı olarak tescil edilir. Ancak yine bazı hallerde aynı tacire ait işletmeler arasında üst idare ve merkez-şube ilişkisi vardır. Bu durumun varlığı halinde çoğu kez durum özel bir organizasyonla tanımlanabilir.

Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırların belirlenmesi sadece iş hacmi açısından tespit edilemez. Çünkü; yapılacak ayrımın bazı hallerde değişik tercihler doğrultusunda da olması mümkündür. Bu durumda ortaya çıkacak olan karmaşanın ve yaratacağı sorunların üstesinden gelmek pek kolay olmayacaktır.

Kanımızca; ticari işletme tanımında yeni tasarıda yer alan muhtemelen parasal sınırlar dikkate alınarak yapılacak olan ayırım yerine aşağıdaki şekilde bir tanımlamaya yer verilmesi daha doğru olacaktır.

"Ticari işletme; ticari faaliyetlerin belli bir organizasyon çerçevesinde devamlı olarak sürdürüldüğü, kazanç amacına yönelik olarak kurulmuş, mevcut yasal düzenlemeler ve standartlar çerçevesinde dönemsel

faaliyet sonuçlarını belirleyen ve bu bağlamda mali raporlarla açıklayan yerlerdir." Ticari bir organizasyonu gerekli kılmayan küçük çaplı faaliyet gösteren işyerleri ise esnaf işletmesi olarak kabul edilir."

Diğer yandan oluşan bir başka yargı kararına göre de "iktisadi işletmenin varlığından söz edebilmek için, işletmenin faaliyetinin, devamlı, gelir sağlama amacına yönelik olarak belli bir organizasyon içerisinde bulunması" gerekir. (Danıştay 4. Daire E.No: 2004/1384, K.No: 2005/263)

 

Baran Umut Baycan

Limited şirket kurmak istiyoruz. Hangi şartlar gerekir?

Bir arkadaşımla limited şirket kurmak istiyoruz. Limited şirket kaç kişi ile ve ne kadar sermaye ile kurulur? Limited ortaklığın yapabileceği işler konusunda bir sınır var mıdır?

Limited şirket TTK'nun 503. maddesinde iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi belirli olan şirket olarak tanımlanmaktadır. Limited şirketin ortaklarının sayısı ikiden az ve 50'den fazla olamaz. Bu sebeple limited şirketlerin halka açılması mümkün değildir. Limited şirketler, bankacılık ve sigortacılık dışında diğer her türlü ekonomik faaliyette bulunabilirler. Ayrıca Şirketin faaliyet göstermek istediği konu T. Ticaret Kanunu'nun 271'inci maddesi gereğince kanunen yasaklanmamış olmalıdır. (T.T.K. Md. 503) Limited şirketler hisse senedi ve tahvil çıkaramazlar. Limited şirketin esasa sermayesi 5 milyar liradan aşağı olamaz. Limited şirketin esas sermaye miktarı için kanunda belirtilmiş azami bir sınır olmadığı için çok yüksek tutarda sermaye ile limited şirket kurmak mümkündür. Ortakların koyacakları sermaye birbirinden farklı olabilir. Ancak ortakların koyacakları sermayenin en az 25 milyon TL. veya bunun katları olması lâzımdır. Türk Ticaret Kanunu'nun 506 ve 510'uncu maddeleri uyarınca şirket esas sermayesi, her ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sermayenin ödenme suret ve şartlarının ana sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Buna göre, özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak üzere ana sözleşmenin sermayeye ilişkin maddesinde, sermayenin muvazaadan arınmış bir şekilde tamamen taahhüt edildiği ve nakdi sermayenin 1/4'ünün ödendiği veya şirketin kuruluşunun tescili tarihinden itibaren en geç üç ay kalanının da en geç üç yıl içerisinde ödeneceği belirtilecektir. Limited şirketin kurulmasında yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Öncelikle şirketin kurucu ortakları tarafından bir şirket ana sözleşmesi hazırlanmalıdır. Şirket Ana Sözleşmesi'nde bulunması zorunlu olan kayıtlar TTK'nun 506. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre şirket ana sözleşmesinde; şirketin ticaret unvanıyla merkezi, işletmenin konusu, esas sermaye ile her ortağın koymadığı taahhüt ettiği sermaye miktarları, şirketin yapacağı ilanların şekli, şirketin müddetinin yer alması zorunludur. Kurucular tarafından hazırlanan şirket ana sözleşmesinin kurucular tarafından imzalanması ve bu imzaların noterlikçe onanması gerekmektedir. Limited şirketin kuruluş işlemleri ana sözleşmenin notere tasdik ettirildiği tarihten itibaren 15 gün içinde aşağıda sayılan belgelerle ilgili ticaret sicili memurluğuna tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ettirilmek suretiyle tamamlanır. Tescil için ticaret sicil memurluğuna verilecek belgeler şöyledir: 1-Dilekçe, 2-Şirket Ana Sözleşmesi, 3-6 adet Kurucu üye, 4-Kurucu ortakların nüfus cüzdanlarının birer sureti, 5-Temsile yetkili olanların ortaklık unvanı altına atacakları imzalarının noterce tasdikini içeren imza beyannameleri, 6-Tüketiciyi Koruma Fonu'na yapılan ödemeye ilişkin banka dekontu, 7-Ayni sermaye varsa mahkeme kararı (bilirkişi raporu). Limited şirketler, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanırlar. (TTK Md. 512) Tescil kurucu niteliktedir. Limited şirketlerin ticaret siciline tescilinden sonra, Türk Ticaret Kanunu'nun 37. maddesinde yazılı Gazete'de, yani; Türk Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi gerekmektedir. (TTK Md. 300). Ayrıca, şirket ana sözleşmesinin ilan edildiği Türk Ticaret Sicili Gazetesi şirket tarafından bir yazı ekinde Bakanlığa veya İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü'ne gönderilmelidir. Tescilden sonra yapılacak bildirimler Ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanan limited şirketin bu aşamadan sonra yapması gereken bildirimler şöyledir; İlk önce vergi dairesine müracaatla; Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Gelir Vergisi vb. için vergi mükellefiyetleri tesis ettirilecek, kullanılması gereken ticari defterler noterde onaylatılacak, vergi levhası onaylatılacak, işyeri Sosyal Sigortalar Kurumu'na tescil ettirilecek ve Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne bildirilecek, işyeri izin belgeleri için ilgili belediyeye müracaat edilecek ve faaliyet gösterilecek olan yerin Ticaret Odası'na şirketin kaydı yaptırılacaktır.

Veysi Seviğ

Limited şirket ortağının sorumluluğu

16/06/2006

BİZE GÖRE / Veysi Seviğ

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 35'inci maddesi gereği olarak "Limited şirket ortaları, şirketin tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar."

Yasal düzenleme gereği olarak limited şirket ortakları hakkında takibe geçilebilmesi için cebri tahsil ve takip yollarına başvurulmuş fakat sonuç alınmamış olması gerekmektedir. Bu bağlamda;

. Şirketin haczedilen mal varlığının söz konusu yasa hükümlerine göre yapılan değerlemesi sonucunda, tespit edilen toplam değerin amme alacağını karşılamaması veya satış yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,

. Şirketin haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,

. Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemiyeceği kanaatinin oluşması,

. Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması gibi alacaklı tahsil dairesinin takdir ve tespitine dayalı hallerin varlığı,

gerekmektedir.

Yukarıda sayılan hallerde limited şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahıs ortaklar, amme borçlusu olarak kabul edilir.

Gerçekte; yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere limited şirket ortaklarına şirket vergi borçlarından dolayı başvurabilmek için öncelikle şirket hakkında gereken işlemlerin yapılması, vergi ihbarnamesinin ve ödeme emrinin tebliğ edilmesi, buna rağmen şirketin mevcut borçları ödeme olanağının bulunmadığı hususunun tespiti gerekmektedir.

Ancak bu aşamada da "Kanuna karşı hile yapıldığı kanıtlanmadıkça, hissesini devreden limited şirket ortağının devir tarihinden önceki şirket borçlarından sorumlu tutulması mümkün değildir." (Danıştay 3. Dairesi E.No: 1992/718. K.No: 1992/3379)

Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu'nun E.No: 1995/250. K.No: 1996/14 sayılı kararı uyarınca da "hissesini devreden ortak, limited şirket borcundan dolayı takip edilemez."

Diğer yandan "...limited şirket ortağının mal varlığına ihtiyati haciz uygulanabilmesi için alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararı bulunması koşuluna bağlı olduğundan, adına alınmış bir ihtiyati haciz kararı bulunmaksızın limited şirket ortağının mal varlığına ihtiyati haciz uygulanmasına olanak bulunmamaktadır." (Danıştay 3'üncü Dairesi E.No: 2001/2074. K.No: 2004/318)

Başlangıçta da belirttiğimiz gibi limited şirkete ait vergi borçları nedeniyle ortaklara başvurulabilmesi için, şirket üzerinde işlem yapılması ve yapılan işlemlerden sonuç alınmaması, bundan sonra ortaklara başvurularak alacağın tahsiline yönelik işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu bağlamda da limited şirket ortağı adına şirket borçları nedeniyle düzenlenen ödeme emrinde takibin hangi kanun maddesine göre yapıldığının belirtilmesi gerekmektedir. (Danıştay 4'üncü Dairesi E.No: 2002/4463, K.No: 2004/682)

Ancak limited şirketin ödenmeyen ve ödenmesi olanağı bulunmayan vergi borcundan dolayı ortağa gidilebilmesi için "...limited şirketin vergi borcundan dolayı öncelikle hisse oranında hissedara düşen payın tebliği gerekmektedir." Buna rağmen hissedar "...ödemede bulunmamış ise usulüne uygun bir şekilde ödeme emri ile istenmesi, bilahere de haciz uygulanması gerekmektedir."

Uygulamada çoğu kez idarenin vergi borçlusu limited şirket üzerinde yasal işlemleri tamamlamadan doğrudan hissedarlar üzerinde işlem yaptığı, bu bağlamda ödeme emri göndermeden haciz işlemine yönlendiğini ve yine çoğu kez yapılan haciz işlemlerinden de mükelleflerin sonradan haberdar edildiği anlaşılmaktadır.

Örneğin sahibi bulunduğu evi veya otomobili satmak isteyenler çoğu kez daha önce ortağı oldukları limited şirketin vergi borçundan dolayı bu tür işleme muhatap olduklarını öğrenebilmektedir. Bu tür olaylarda yükümlülerin yasa yollarına başvurma olanağı da kısıtlanmış olmaktadır.

 

İŞYERİ AÇMA

I. SIHHİ MÜESSESE NEDİR?

Bakkal, şarküteri, süpermarket, kuruyemişçi, kurukahveci, ekmek bayii, manav, lokanta, pizzacı, yemek satış yerleri, pastaneler, çay bahçeleri, taksi yazıhaneleri gibi çok çeşitli adlar altında faaliyet gösteren sıhhi işyerlerinin de uygulamada bulundukları fiziki mekan itibariyle sınıf ve özelliklerine göre bazı niteliklere sahip olması gerekmektedir.

Sıhhi müesseselerin sınıf ve özelliklerine göre aranacak nitelikler, 09.3.1989 tarihli ve 20103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik"te açıklanmıştır.

Sıhhi nitelikte işyerlerinden birisini açmak isteyenler; yapacağı işin niteliğine göre Yönetmelikte belirtilen ölçütlere uygun olarak işyerini veya işletmesini düzenledikten sonra, sıhhi müesseseler için Yönetmelikte gösterilen formu doldurarak yetkili mercie verilecektir.

SIHHİ MÜESSESELERE RUHSAT VERECEK YETKİLİ MERCİLER KİMLERDİR?

3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Kanun ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliğine göre; bu Kanunun uygulanmayacağı işyerleri dışında kalan ve Yönetmelik Ek-4 ünde sayılan sıhhi müesseseler;

  1. Belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan tüm işyeri ve işletmeler valilik ve kaymakamlıklarca,
  2. Belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan tüm işyerleri ve işletmeler belediyelerce, ruhsatlandırılacaktır.

Başvuru formu eksiksiz olarak doldurulmuşsa, ilgiliye en geç başvurusunu izleyen iş günü içerisinde "işyeri açma ve çalışma ruhsatı" verilir.

Ancak, ilgilinin beyanına göre düzenlenen ruhsat müktesep hak doğurmaz.

II. GAYRİ SIHHİ MÜESSESE NEDİR?

Gayrı sıhhi (sıhhi=sağlıklı olmayan) müesseseler, yani işyerleri; faaliyette bulundukları alan itibariyle gerek çıkardıkları koku, duman ve gürültü yönünden, gerekse üretim sonucunda meydana gelen zararlı atıklar nedeniyle çevresinde bulunan insanlara fiziksel, ruhsal ve sosyal yönlerden az ya da çok zarar veren veya zarar verme ihtimali bulunan müesseselerdir. İnsanları etkileyen bu zararlarının yanı sıra, üretim faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan tehlikeli ve zararlı atıklar da hava, su ve toprağın kirlenmesine sebep olarak hayvan veya bitki gibi diğer canlılara da zarar vermektedir.

İşte bu çerçevede, 1930 yılında yürürlüğe giren 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun "Gayri Sıhhi Müesseseler" başlıklı 268-275 inci maddeleri uyarınca çevre ve toplum sağlığının korunması açısından önem arzeden gayri sıhhi müesseselerin zararlı etkilerinin yok edilmesi veya en az düzeye indirilmesi ve doğal kaynakların kirlenmelere karşı korunması için gayri sıhhi müesseselerin kontrol altına alınması, ruhsatlandırılması ve denetlenmesindeki usul ve esasları belirlemek amacıyla 1995 yılında Sağlık Bakanlığı'nca "Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği" yürürlüğe konulmuştur.

GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERE RUHSAT VERECEK MERCİLER KİMLERDİR?

Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği gereğince;

  1. Birinci sınıf gayri sıhhi müesseseler Sağlık Bakanlığınca,
  2. İkinci sınıf gayri sıhhi müesseseler Valiliklerce,
  3. Üçüncü sınıf gayri sıhhi müesseseler merkez ilçe sınırları içinde valiliklerce, diğer ilçelerde kaymakamlıklarca, ruhsatlandırılacaktır.

3572 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERE RUHSAT VERECEK MERCİLER HANGİLERİDİR?

Nerede açılırsa açılsın 1 inci sınıf gayri sıhhi müesseselere; Sağlık Bakanlığınca,

2 nci sınıf gayri sıhhi müesseselerden;

  1. 3572 sayılı Kanun'un istisnalara ilişkin 2 nci maddesinde sözü geçen (Yakıcı, parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli maddelerle çalışılan işlerle, oksijen LPG dolum ve depoları, bunlara ait dağıtım merkezleri, perakende satış yerleri, taş ocakları, akaryakıt istasyonları ve benzeri) işyerleri için il sınırları (belediye ve mücavir alan sınırı içinde veya dışında olduğuna bakılmaksızın) içinde nerede açılırsa açılsın valiliklerce,

Yukarıda sayılanlar (Yakıcı, parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli maddelerle çalışılan işlerle, oksijen LPG dolum ve depoları, bunlara ait dağıtım merkezleri, perakende satış yerleri, taş ocakları, akaryakıt istasyonları ve benzeri) dışındaki işyerlerine;

  1. Büyükşehir belediyesi olan illerde; büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde büyükşehir belediye başkanlığınca,
  2. Büyükşehir belediyesi olan ve büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan ilçeler ile, diğer il merkezlerine bağlı ilçelerde, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye başkanlıklarınca, bu alanlar dışında valiliklerce,

3 üncü sınıf gayri sıhhi müesseselerden;

  1. 3572 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde sözü geçen (Yakıcı, parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli maddelerle çalışılan işlerle, oksijen LPG dolum ve depoları, bunlara ait dağıtım merkezleri, perakende satış yerleri, taş ocakları, akaryakıt istasyonları ve benzeri) işyerleri için; il sınırları içinde merkez ilçe varsa, merkez ilçe sınırları içinde valiliklerce, diğer bütün ilçelerde kaymakamlıklarca,

Bu istisna işyerleri dışında;

  1. Büyükşehir belediyesi olan illerde; büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde büyükşehir belediye başkanlığınca,
  2. Büyükşehir belediyesi olan ve büyükşehir belediyesi ve mücavir alan sınırları dışında kalan ilçeler ile, diğer il merkezlerine bağlı ilçelerde, belediye sınırları ve mücavir alan içinde belediye başkanlıklarınca, bu alanlar dışında kaymakamlıklarca,
  3. İl sınırları içinde merkez ilçe bulunan illerde merkez ilçede; belediye sınırları ve mücavir alan içinde belediye başkanlıklarınca, bu alanlar dışında valiliklerce, ruhsat verilecektir.

27.6.1984 TARİHLİ VE 3030 SAYILI KANUN UYARINCA BÜYÜKŞEHİRLERDE AÇILACAK OLAN GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERİN RUHSATLANDIRILMASI KOŞULLARI NELERDİR?

3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun'un 6/e maddesi gereğince, büyükşehir belediye sınırları içerisinde gıda ile ilgili olanlar haricinde açılacak olan 1, 2 ve 3 üncü sınıf gayri sıhhi müesseselere açılış ve çalışma ruhsatı vermeye büyükşehir belediye başkanlıkları yetkilidir.

BİRİNCİ SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERDEN İSTENECEK BİLGİ VE BELGELER NELERDİR?

Birinci sınıf gayri sıhhi müesseselerden istenecek bilgi ve belgeler şunlardır:

1 . Yer seçimi için;

  1. Beyanname,
  2. Tesisin bulunduğu yeri gösteren onaylı plan ve belge,
  3. Sanayi bölgesi dışındaki tesisler için ilgili imar dairesinin görüşü,
  4. Varsa fizibilite raporu,
  5. İş akım şeması ve açıklama raporu,
  6. Çevre kirlenmesini önleyecek tedbirler hakkında açıklama.

2. Tesis izni için;

  1. Dilekçe,
  2. Alet ve cihazların konumunu gösterir şekilde hazırlanmış 1/100-1/1000 ölçekli tesis içi yerleşim planı,
  3. Çevre kirlenmesini önlemek amacıyla alınacak önlemlere ait, kirleticilerin nitelik ve niceliğine göre hazırlanmış proje ve açıklama raporları,
  4. Sıhhi tesisat projesi,
  5. Şehir şebeke suyu bulunmayan yerlerde içme ve kullanma suyu temin projesi ve açıklama raporu ile suyun bakteriyolojik ve kimyasal analiz raporu,
  6. Derin kuyulardan su temin edilmesi halinde Devlet Su İşlerinden alınacak kuyu suyu kullanma belgesi,
  7. Kanalizasyon bulunmayan yerlerde, 19.03.1971 tarih ve 13783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik"e uygun olarak hazırlanmış fosseptik detay projesi,
  8. Fosseptikten sonra atık suyun ne şekilde izale edileceği, sızdırma yapılacaksa "Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik"e uygun proje,
  9. Kanalizasyon bulunmayan yerlerde banyo, lavabo, mutfak v.b. kullanma suları ile yağış sularının toplanması ve izalesi ile ilgili proje ve açıklama raporu,
  10. Devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran ve Kanunun 180 inci maddesi kapsamına giren müesseselerde hasta ve yaralıların tedavisi için gerekli sağlık ünitesi projesi ve açıklama raporu,
  11. Çevre sağlığı değerlendirme raporu,
  12. Tesis raporu,
  13. Sağlık koruma bandının işaretlendiği imarca tasdikli planı.

3. Açılma ruhsatı için;

  1. Dilekçe,
  2. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü uyarınca işletme belgesi,
  3. Yangın ve patlamalar için gerekli önlemlerin alındığına dair belge,
  4. Sorumlu müdür sözleşmesi,
  5. Devamlı en az 50 işçi çalıştıran ve Kanunu'nun 180 inci maddesi kapsamına giren iş yerlerinde tabip ve sağlık personeli sözleşmesi,
  6. Çevre sağlığı değerlendirme raporu,
  7. Açılma raporu,
  8. Emisyon izni,
  9. Deşarj izni,

Bu belgeler tanzim edilirken ÇED raporu düzenlenmesi gereken tesisler için ÇED raporu içerisinde yer alan bilgi ve belgelere ait belgeler ayrıca istenmez.

3572 SAYILI KANUN KAPSAMI DIŞINDAKİ 2. VE 3. SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELER İÇİN İSTENECEK BELGE VE BİLGİLER NELERDİR?

3572 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan ikinci ve üçüncü sınıf gayri sıhhi müesseseler ise Yönetmelik ekindeki; Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-4'deki formlara göre ruhsatlandırılacak olup, söz konusu tesislerden; tesisin kurulacağı yer ve çevreye olacak zararlı etkileri bakımından gerekli görülürse ilave bilgi ve belgeler istenebilir.

3572 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ 2. VE 3. SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELER İÇİN İSTENECEK BELGE VE BİLGİLER NELERDİR?

3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun kapsamındaki ikinci ve üçüncü sınıf gayri sıhhi müesseseler bu Kanun ve bu Kanuna istinaden yayımlanan yönetmeliğe göre ruhsatlandırılır.

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin "Gayri Sıhhi Müesseseler" başlıklı 12 nci maddesinde, gayri sıhhi müesseselerin sınıflandırılmasında 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunun 268-275 inci maddeleri uyarınca düzenlenmiş bulunan "Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği"nin esas alınacağı ifade edilmiştir. Bunun dışında gayri sıhhi müesseselerle ilgili olarak aşağıdaki kriterler de belirlenmiştir.

  1. Gayri sıhhi müesseseler, öncelikle kendi tür işyerlerine ait sanayi bölgelerinde kurulur.
  2. Sanayi bölgelerinde veya sanayi bölgelerinin dışında kurulacak olan ikinci sınıf gayri sıhhi müesseselerin etrafına sağlık koruma bandı konulması zorunludur. Bu band içinde kalan alanda, meskenler ile insanların yiyip içmesine, dinlenip eğlenmesine mahsus diğer tesisler yapılamaz.
  3. Gayri sıhhî müesseseler etrafına konulması gereken sağlık koruma bandı, tesislerin yönetici unsurları; sanayi bölgeleri etrafına konulması gereken sağlık koruma bandı ise bölge sınırı esas alınarak tesbit edilir.
  4. Çevresine olan zararları giderilmeyen üçüncü sınıf gayri sıhhi müesseselerin meskenlerden ve insanların ikametine mahsus diğer yerlerden uzakta yapılması şarttır.
  5. Özellikle gürültü ve hava kirliliğine neden olan müesseseler etrafında bırakılması gereken sağlık koruma bandı mesafesi; tesisin faaliyeti sırasında çevre ve toplum sağlığına yapacağı zararlı etkileri, hakim rüzgar durumu ve bölgenin diğer özellikleri dikkate alınmak suretiyle 5 inci maddede belirtilen merciler tarafından tesbit ve ilan olunur.

Gayri sıhhi müesseselerin, bu genel şartlara ilave olarak;

  1. Sosyal tesis atıklarının, varsa kanalizasyon şebekesine bağlanması, kanalizasyonunun bulunmaması halinde, 251 sayılı "Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan Yerlerde Açılacak Çukurlara Ait Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde uygun fosseptikle tasfiye edilmesi,
  2. Katı atıkların, çevre ve toplum sağlığına zarar vermeyecek şekilde muhafaza ve izale edilmesi (tuvalet, pisuvar, duş, lavabo, yemekhane gibi sosyal tesisler, TS 1358'e uygun olmalıdır),
  3. Proses sıvı atıklarının "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği"ne uygun şekilde arıtılarak deşarj edilmesi,
  4. Proses gaz atıklarının "Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği" hükümleri çerçevesinde arıtılması,
  5. Gürültü seviyesinin, "Gürültü Kontrol Yönetmeliği"ne uygun şekilde izale edilmesi şarttır.

Ruhsatlı gayrı sıhhi müesseselerde, yetkili makamın bilgisi dışında herhangi bir değişiklik ve ilave yapılamaz. Gayri sıhhi müesseseler, çevreye olan zararlarını mümkün olduğu kadar azaltabilmek için, tekniğin gerektirdiği önlem ve yenilikleri uygulamak zorundadırlar.

Ruhsatı olup da, gayri sıhhi müesseseler sınıflamasında veya tesiste yapılan bir değişiklik sonucunda alt sınıf kapsamına girmiş tesislerin yeniden ruhsat alması zorunluluğu yoktur. Ancak, gayrı sıhhi müessese sınıflamasında yapılan bir değişiklik neticesinde üst sınıfına girmiş tesislerin, belirlenen süre içinde yeni sınıfına göre ruhsat alması zorunludur.

Diyet, katkılı ekmek ile unlu mamul çeşitleri, ancak imalathane veya fırın olarak yapı kullanma izin belgesi olan yerlerde imal edilir.

Görüldüğü gibi, 3572 sayılı Kanun kapsamında kalan ikinci ve üçüncü sınıf gayri sıhhi müesseseler de, bu Yönetmeliğin atıfta bulunduğu Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliğine göre ruhsatlandırılacak olup, bunlar için de GSM Yönetmeliği ekindeki; Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-4'deki formlar düzenlenecek, tesisin kurulacağı yer ve çevreye olacak zararlı etkileri bakımından gerekli görülen ilave bilgi ve belgeler istenebilecektir.

III. GIDA MADDESİ ÜRETİMİ YAPILAN İŞYERLERİNE ÇALIŞMA İZNİ VERİLMESİ KOŞULLARI NELERDİR?

Gıda maddesi üreten işyeri kurmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, bu işyerlerini üretime geçirmeden önce Sağlık Bakanlığı'na müracaat ederek işyerinin taşıması gereken asgari teknik ve hijyenik şartlara göre çalışma izni almak ve Sağlık Bakanlığının düzenleyeceği gıda işyerleri siciline kaydolmak; ayrıca, gıda maddeleri üreten işyerleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın düzenleyeceği gıda siciline kaydolarak sicil numarası almak, imal ettikleri gıda maddelerinin bileşiminde bulunan maddeleri Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na da tescil ettirerek izin almak zorundadır.

Yönetmeliğin Ek-1 Listesinde yer alan işyerleri (Dondurulmuş gıda maddesi üreten işyerleri, bisküvi, çikolata, kakaolu ve benzeri ürünleri üreten işyerleri, alkollü içki üreten işyerleri ve diğer sayılanlar) için Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Ek-2 listesinde yer alan işyerleri (dondurma üreten işyerleri, tuz işleme yerleri, makarna üreten işyerleri, un üreten işyerleri ve sayılan diğer işyerleri) için ise İl Sağlık Müdürlükleri çalışma izni vermeye yetkilidir.

Gerek Ek-1, gerekse Ek-2'de yer alan listeler kapsamında üretim yapan işyerleri için çalışma izni vermeye genel olarak Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü yetkili olup, bu Genel Müdürlük gerektiğinde Ek-1 ve Ek-2'de yer alan işyerleri arasında çalışma izni verme konusunda yetki değişikliği de yapabilir.

Bu listelerde yer almayan gıda maddesi üretimi yapacak işyerleri, çalışma izni belgesi almak için İl Sağlık Müdürlüğüne başvuruda bulunur. Bu işyerlerinin hangi gruba gireceği hususu, İl Sağlık Müdürlüklerinin görüşü üzerine Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce belirlenir.

GIDA MADDESİ ÜRETİMİ YAPILAN İŞYERLERİNE ÇALIŞMA İZNİ VERİLİRKEN ARANACAK BELGELER NELERDİR?

Gıda maddesi üretimi yapacak işyeri için çalışma izni almak isteyenler:

  1. Dilekçe,
  2. Noter onaylı sorumlu müdür sözleşmesi ve diploma örneği,
  3. İş akış şeması ve kullanılan malzeme, alet ve ekipman hakkında bilgi,
  4. Personel sayısı ve niteliği hakkında bilgi,
  5. Faaliyet konusu ve ürün/ürünlerin gruplandırılması,
  6. Kapasite raporu,
  7. Noter onaylı Gayrı Sıhhi Müessese ruhsatı fotokopisi,

ile işyerinin özelliğine göre izni verecek olan makama başvururlar.

Başvuru dosyasının eksiksiz olarak kabul edilmesi tarihinden itibaren bir ay içinde işyeri, yetkili makam tarafından denetlenerek, Yönetmelik'te belirlenen şartlara uygun bulunduğu takdirde çalışma izin belgesi düzenlenir, işyeri sicil numarası verilir ve sicil kaydı yapılır.

Çalışma izin belgesi, üzerinde yazılı gerçek veya tüzel kişi, adres ve yapılan iş için geçerli olup, bunlardan herhangi birinin değişmesi halinde izin belgesi geçerliliğini kaybeder. Bu durumlarda değişlik olması halinde, değişikliğe dair bilgi, belge ve çalışma izni belgesinin aslı, bir dilekçeye eklenerek bir ay içinde İl Sağlık Müdürlüğüne başvurulmalıdır.

Çalışma izin belgesinin kaybolması veya okunamayacak şekilde tahrip olması durumunda ise, gazete ilanı ya da tahrip olmuş belgenin aslı bir dilekçeye eklenerek yine İl Sağlık Müdürlüğü'ne başvurulur.

Çalışma izni alıp da 6 ay içinde faaliyete geçmeyen işyerlerinin çalışma izni iptal edilir.

IV. UMUMA AÇIK İŞYERLERİ KAPSAMI NEDİR?

Otel, gazino, kahve, içki yerleri, bar, tiyatro, sinema, hamam ve plaj gibi yerler, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda umuma açık dinlenme ve eğlence yerleri olarak tanımlanmaktadır.

2559 sayılı Kanun uyarınca, bu gibi yerlerin açılması polis veya jandarmanın yapacağı inceleme neticesine göre mahalli mülki amirinin iznine bağlıdır. Adı geçen Kanunda sözü edilen içki yerleri ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin hangileri olduğu, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin açılması, denetlenmesi, faaliyetten men edilmesi, kapatılması, işletme izninin iptali ile bu yerleri açacak, işletecek ve buralarda çalışacak kişiler hakkında yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan ve 30.12.1999 gün ve 23922 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan 99/13681 karar sayılı "Açılması İzne Bağlı Yerlere Uygulanacak İşlemler Hakkında Yönetmelik"te açıklanmıştır.

İÇKİSİZ İSTİRAHAT VE EĞLENCE YERİNİN AÇILMA İZNİ NEYE BAĞLIDIR?

İçkisiz istirahat ve eğlence yerlerinin açılması ve faaliyette bulunması da, Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde, kolluk soruşturması sonucuna göre en büyük mahalli mülki amirinin vereceği izne bağlanmıştır.

Yine aynı maddede, içkisiz istirahat ve eğlence yerinde, buraları açacak olan gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin mesul müdürlerinde aranacak olan şartlar sayılmıştır.

İÇKİSİZ İSTİRAHAT VE EĞLENCE YERİ AÇACAK GERÇEK KİŞİ VE VARSA ORTAKLARI İLE ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİNİN MESUL MÜDÜRLERİNDE ARANACAK ŞARTLAR NELERDİR?

İçkisiz istirahat ve eğlence yeri açacak gerçek kişi ve varsa ortakları ile özel hukuk tüzel kişilerin mesul müdürlerinde;

  1. Banyo, hamam, sauna, masaj salonu, plaj, açık-kapalı havuz ve benzeri yerler için yirmi bir yaşını, diğer içkisiz istirahat ve eğlence yerleri için on sekiz yaşını bitirmiş ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak,
  2. Kişi güvenliği ve kamu düzeni için sürekli tehlike yarattığı gerekçesiyle daha önce işlettiği veya yönettiği aynı nitelikteki içkisiz istirahat ve eğlence yerine ait işletme izni ikiden fazla iptal edilmemiş olmak,
  3. Kahvehane, kıraathane ve oyun yeri açacak kişiler için, ayrı ayrı zamanlarda kumar oynamak veya oynatmaktan dolayı üçten fazla ceza almamış olmak veya Türk Ceza Kanununun 119 uncu maddesine göre aynı suçlardan dolayı üçten fazla ön ödemede bulunmamış olmak veya 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makineleri Hakkında Kanuna muhalefetten dolayı hüküm giymemiş olmak, koşulları aranacaktır.

İÇKİSİZ İSTİRAHAT VE EĞLENCE YERİNDE ARANACAK ŞARTLAR NELERDİR?

Açılmak istenen içkisiz eğlence ve istirahat yerinde;

  1. Genel sağlık, genel ahlak, genel güvenlik ve asayişin korunması açısından uygun yerde ve konumda olmak,
  2. Patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı gibi tehlikeli maddeler üretilen, satılan, kullanılan ve depolanan yerler ile gaz dolum tesislerinin yakınında olmamak,
  3. Genel kolluğun kontrol ve denetimini zorlaştıracak yerde ve konumda bulunmamak,
  4. İtfaiye, ambulans gibi müdahale ve yardım hizmetlerinin kolaylıkla ulaşabileceği bir yerde ve konumda olmak,
  5. Kahvehane, kıraathane ve oyun yerleri için okul öncesi eğitim, ilk ve orta öğretim ve eğitim okul bina ve tesisleri ile ilk ve orta öğretim öğrencilerinin devam ettiği kurs, dershane, özel öğretim kurumları ve bu öğrencilerin kaldığı öğrenci yurtlarına ait bina, tesis ve bunların müştemilatına 200 metreden yakın mesafede bulunmamak, şartları aranacaktır.

    Diğer taraftan, turizmin yoğun olduğu yörelerdeki okulların tatil olduğu dönemlerde ise, 200 metre mesafe şartının aranıp aranmayacağı konusunda en büyük mahalli mülki amir karar verecektir.

BAŞVURU VE İSTENECEK BELGELER NELERDİR?

Yönetmeliğe göre, içkisiz istirahat ve eğlence yeri açmak ve işletmek isteyen gerçek kişinin bizzat kendisi, şirket veya diğer özel hukuk tüzel kişilerinin yetkili temsilcisi, dilekçe ile mahallin en büyük mülki amirine başvurur. Başvuru dilekçesine;

1. İçkisiz istirahat ve eğlence yerini açacak ve işletecek gerçek kişi veya ortakları bakımından:

  1. Nüfus cüzdanı örneği,
  2. İkametgâh belgesi,
  3. Bulaşıcı hastalıkları olmadığına dair uzman hekimden alınacak sağlık raporu,
  4. Adli sicil belgesi,
  5. Renkli fotoğraf.

2. Şirket veya diğer özel hukuk tüzel kişileri bakımından:

  1. Kuruluş ilanı,
  2. Açılması istenilen yer için, yönetim kurulu karar tutanağı ve yetkili temsilciye yönetim kurulu kararıyla verilmiş yetki belgesi,
  3. Açılması istenilen yeri işletecek olan mesul müdür için, yönetim kurulu kararının tasdikli sureti ve (a) bendinde belirtilen belgeler.

3. İşyeri bakımından:

  1. İşyeri kiralık ise noter tasdikli kira kontratı,
  2. Tasdikli tapu senedi sureti,
  3. Yönetim planında aksine bir hüküm yoksa; tapuda mesken olarak görünen yerler için kat maliklerinin oy birliği ile alacağı karar tutanağı, tapuda iş yeri olarak görünen yerler için ise, kat maliklerinin oy çokluğu ile alacağı karar tutanağı, eklenecektir.

Yine burada da, belgelerin son altı ay içinde düzenlenmiş olmasına dikkat edilecektir.

İçkisiz istirahat ve eğlence yerinin devri halinde kişi ve yer bakımından yapılan işlemler tekrar edilir.

İŞLETME İZİN BELGESİ VERİLMESİ KOŞULU NEDİR?

Kolluk tarafından hazırlanan soruşturma dosyasına, işletmenin sınıfı ve niteliği, bulunduğu binanın fenni, sıhhi ve yangın güvenliği bakımından belediyece, toplum ve çevre sağlığına uygunluğu bakımından da çevre sağlık müdürlüğünce yapılan inceleme sonuçları eklenir ve kolluk amirinin görüş yazısı ile birlikte mahallin en büyük mülki amirinin onayına sunulur. Mülki amir tarafından içkisiz istirahat ve eğlence yerinin açılmasına ve faaliyette bulunmasına izin verilmesini müteakip kollukça işletme izin belgesi düzenlenir.

İÇKİLİ YERİN AÇILMASI KOŞULU NEDİR?

İçkili yerlerin açılması ve faaliyette bulunması, polis ve jandarmanın yapacağı soruşturma neticesine göre en büyük mahalli mülki amirin iznine bağlıdır.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, dernek, vakıf, sendika ve benzerlerine ait lokal, kamp ve dinlenme evleri gibi yerlerde kadehle ve açık olarak içki satılması ve bu yerlerin içkili yer niteliğinde faaliyet göstermesi halleri de bu hükme tabidir.

BAŞVURU VE İSTENECEK BELGELER NELERDİR?

Yönetmeliğin 12 nci maddesine göre, içkili yer açmak ve işletmek isteyen gerçek kişinin bizzat kendisi, şirket veya diğer özel hukuk tüzel kişilerinin yetkili temsilcisi, dilekçe ile mahallin en büyük mülki amirine başvurur. Başvuru dilekçesine:

1. İçkili yeri açacak ve işletecek gerçek kişi veya ortakları bakımından:

  1. Nüfus cüzdanı örneği,
  2. İkâmetgah belgesi,
  3. Bulaşıcı hastalıkları olmadığına dair uzman hekimden alınacak sağlık raporu,
  4. Adli sicil belgesi,
  5. Renkli fotoğraf,

2. Şirket veya diğer özel hukuk tüzel kişileri bakımından:

  1. Kuruluş ilanı,
  2. Açılması istenilen içkili yer için, yönetim kurulu kararı tutanağı ve yetkili temsilciye yönetim kurulu kararıyla verilmiş yetki belgesi,
  3. Açılması istenilen içkili yeri işletecek olan mesul müdür için yönetim kurulu kararının tasdikli sureti ve (a) bendinde belirtilen belgeler,

3. İş yeri bakımından:

  1. İş yeri kiralık ise noter tasdikli kira kontratı,
  2. Tasdikli tapu senedi sureti,
  3. Yönetim planında aksine bir hüküm yoksa, tapuda mesken olarak görünen yerler için kat maliklerinin oy birliği ile, tapuda iş yeri olarak görünen yerler için ise, kat maliklerinin oy çokluğu ile alacağı karar tutanağı,

4. Lokal, kamp ve dinlenme evleri için, başvuruda bulunan kuruluşun kendi mevzuatının öngördüğü belgeler, kuruluşun mevzuatında açılma usulleri gösterilmemiş ise (b) bendinde belirtilen belgeler,

5. Sabit veya seyyar olarak kullanılan kara, deniz, hava ve her çeşit taşıma araçlarının içkili yer olarak kullanılmasının istenmesi halinde, bu maddede belirtilen belgelerin yanı sıra, deniz araçları için bağlı olduğu veya bulunduğu liman başkanlıklarının, diğerleri için ilgili kurum ve kuruluşlarının vereceği uygunluk yazısı, eklenecektir.

Dikkat edilecek bir başka husus ta, başvuru belgelerinin son altı ay içinde düzenlenmiş olması gereğidir.

İŞLETME İZİN BELGESİ VERİLMESİ KOŞULU NEDİR?

Polis veya Jandarma tarafından hazırlanan soruşturma dosyasına, işletmenin sınıfı ve niteliği, bulunduğu binanın fenni, sıhhi ve yangın güvenliği bakımından belediyece, toplum ve çevre sağlığına uygunluğu bakımından çevre sağlık müdürlüğünce yapılan inceleme sonuçlarının eklenmesi ve kolluk amirinin görüş yazısı ile birlikte mahallin en büyük mülki amirinin onayına sunulması üzerine, mülki amir tarafından içkili yerin açılmasına ve faaliyette bulunmasına izin verilmesini takiben kollukça işletme izin belgesi düzenlenir.

Otel, motel ve pansiyon gibi konaklama tesislerinin bünyelerinde açılacak içkili yer için ayrı bir içkili yer işletme izin belgesi düzenlenir.

V. KARAYOLU KENARINDA YAPILACAK VE AÇILACAK OLAN TESİSLER İLE İLGİLİ KAPSAM NEDİR?

Karayollarının her iki tarafında karayoluna bağlantıyı sağlayacak geçiş yolları yönünden akaryakıt istasyonları, servis istasyonları, akaryakıt dolum istasyonları, sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG/CNG) dolum ve ikmal istasyonları, tehlikeli madde depoları, umuma açık park yerleri, umuma açık garaj, yolcu terminali (otogar), yük terminali (nakliyat ambar ve depoları), fabrika, işhanı, çarşı, pazar yeri, toptancı hal, sinema, tiyatro ve benzeri eğlence yerleri, turistik yapı ve tesisler, malzeme ocak ve harmanları, maden ve petrol şantiye-ocak ve tesisleri, araç bakım-onarım-teşhir ve satış yerleri, otel, motel, lokanta, kahvehane, ticari bina, hububat-tütün-fındık-pancar ve benzeri tarım ürünleri depoları, besi çiftliği ve ahırlar, yolcu indirme-bindirme yerleri (durak), sürücü kurs yerleri, eğitim-sağlık-spor-dini-kültürel ve benzeri amaçlı kamu ve özel yapılarla bunların sosyal tesisleri, üretme çiftlikleri, havuzlar, sabit kantarlar, trafolar, meskenler, trafik güvenliğini etkileyecek her türlü yapı ve tesisler ile,

Karayollarının her iki tarafından sınır çizgisine elli metre mesafe içinde olup, geçiş yolları ile karayoluna bağlantı yapmaksızın yukarıda sayılan yapı ve tesislerin yapılması, açılması ve işletilmesi 15.5.1997 gün ve 22990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan "Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmelik"te belirtilen esas, usul ve kriterlere tabidir.

Söz konusu Yönetmelik, diğer Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerdeki tanımlar saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmeliğe tabi olan (Akaryakıt İstasyonu, Servis İstasyonu, Akaryakıt Dolum İstasyonu, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) ve Sıkıştırılmış Doğalgaz (CNG) Dolum İstasyonları, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) İkmal İstasyonları, Tehlikeli Madde Depoları, Umuma Açık Parkyerleri, Umuma Açık Garaj, Yolcu Terminali (Otogar), Yük Terminali (Nakliyat Ambar ve Depoları), Fabrika, İşhanı, çarşı, Pazaryeri; Toptancı Hal, Sinema, Tiyatro, Gazino ve Benzeri Eğlence Yerleri, Turistik Yapı ve Tesisler, Malzeme Ocak ve Harmanları, Maden ve Petrol Şantiye-ocak ve Tesisleri, Araç Bakım-Onarım Yerleri, Araç Teşhir ve Satış Yerleri, Otel-Motel, Lokanta, Kahvehane, Hububat-Tütün-Fındık-Pamuk-Pancar ve Benzeri Tarım Ürünü Depoları, Üretme Çiftliği ve Ahırlar, Ticari Bina, Yolcu İndirme-Bindirme Yerleri (Durak), Taksi Durakları, Minibüs ve Otobüs Durakları, Sürücü Kurs Yerleri, Havuzlar, Sabit Kantarlar, Trafolar, Meskenler, Devletyolu, İlyolu, Kavşak Başlangıcı, Toplayıcı Yol (Yan Yol), Geçiş Yolu, Belediye Sınırı, Mücavir Alan, Nazım İmar Planı, Yerleşme Alanı (İskan Sınırı), Karayolu Sınır Çizgisi,) çok çeşitli tesis ve terimlerin tanımlarını ayrıntılı olarak yapmıştır.

Bu Yönetmelik kapsamındaki tesislerin açılarak faaliyete geçebilmesi için, yol ve trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla karayoluna bağlantıyı sağlayacak geçiş yolları yönünden Geçiş Yolu İzin Belgesi alınması gerekmektedir. Bu izin, 3194 sayılı İmar Kanunu gereğince alınması gerekli ruhsatlar yerine geçmemektedir. Ancak, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun öngördüğü inşaat ruhsatı alınsa bile, Geçiş Yolu İzin Belgesi alınmadan inşaata başlanılamaz.

Diğer taraftan, yapılanma, arazi kullanımı ve diğer hususlarla ilgili olarak görevli ve yetkili kuruluşlardan da gerekli izinlerin alınması zorunludur.

BELEDİYE SINIRLARI DIŞINDA KARAYOLU KENARINDAKİ YAPI VE TESİSLER İLE İLGİLİ KAPSAM NEDİR?

Belediye sınırları dışındaki karayolları kenarında yapılacak ve açılacak tesislerden karayoluna bağlantı yapılmak istenmesi halinde Geçiş Yolu İzin Belgesi, yolu yapan ve bakım altında tutan kuruluştan alınır.

GEÇİŞ YOLU İZİN BELGESİ ALMA KOŞULU NEDİR?

Geçiş Yolu İzin Belgesi almak için;

  1. Bu Yönetmelikte ve Geçiş Yolu Ön İzin Belgesinde belirtilen şartlara uygun olarak inşaatı bitirilen tesis sahipleri, ön izin belgesini Geçiş Yolu İzin Belgesi ile değiştirmek üzere İlgili Kuruluşun Bölge Müdürlüğüne müracaat eder. İlgili Kuruluşça yerinde yapılan inceleme neticesinde Yönetmelik şartlarına aykırı bir durum olmadığı tespit edilirse Geçiş Yolu İzin Belgesi verilir.
  2. Geçiş Yolu İzin Belgesi verilen tesisler için 3194 sayılı İmar Kanunu ve buna bağlı Yönetmeliklere göre ilgili Valilikten Yapı Kullanma İzni alınır. İnşaatı, bu Yönetmelik hükümleri ile Geçiş Yolu İzin Belgesinde belirtilen hususlara aykırı olarak bitirilen tesislere, yapı kullanma izin belgesi verilemez.

BELEDİYE SINIRLARI İÇİNDE BULUNAN KARAYOLU KENARINDAKİ YAPI VE TESİSLER İLE İLGİLİ KAPSAM

Adı geçen Yönetmelikte sayılan tesislerin belediye ve mücavir alan sınırları içindeki karayolları kenarında yapılması ve açılması için,

  1. İlgili Belediye Başkanlığından Geçiş Yolu İzin Belgesi alınması,
  2. İlgili Belediye Başkanlığının da trafik güvenliği bakımından, bu Yönetmelikte belirtilen şartların yerine getirilmesini sağlamaları, zorunludur.

Ayrıca, dikkat edilmesi gereken bir başka husus, karayolu kenarında yapılacak ve açılacak olan tesislere, bu Yönetmelik hükümlerinin yanı sıra, tesis hangi işyeri niteliğini taşıyorsa, (sıhhi, gayri sıhhi, umuma açık, eğlence yeri, gıda vb.) onunla ilgili mevzuattan kaynaklanan kriterlere göre değerlendirilerek açılış ve çalışma ruhsatlarının verilmesidir.

VI. SAHİPLİ ARAZİLERDEKİ OCAKLAR İLE İLGİLİ KAPSAM NEDİR?

1901 tarihli Taşocakları Nizamnamesinin 1 inci maddesinde "Ocaklar; somaki, alçı, kireç, çakmak, kaldırım, değirmen, litografya, mermer çeşitleri, çakıl, gre, granit ve kumlu ve benzeri taşlarla amyant, pozolan, strasi, bazalt, lavmarin, tebeşir, üstübeç, kil, çimento, kaolen, feldspat ve buna benzer cisimlerden, yün ve yapağı temizlenmesi, çanak çömlek ve benzeri ürünler, boya imali veya toprağın kuvvetlendirilmesi için tarımla uğraşanlar tarafından kullanılan piritli topraklarla diğer topraklardan ve bunlara benzer diğer maddelerden ibarettir." şeklinde tanımlanan taş, kum, toprak, çakıl vb. ocaklar; şahısların mülkiyetinde bulunan arazilerde çıkarsa bu Nizamname'nin 2 nci maddesi uyarınca işletme hakkı arazi sahibine aittir.

Keza, bir kimse tasarrufu altında bulunan arazide meydana çıkan ocaklardan, kendine ait özel inşaat ve imalat (yapım işleri) için ihtiyaç duyduğu maddeleri, aynı Nizamname'nin 3 üncü maddesi hükmüne göre, hükümete (vilayete) durumu haber vermeye, harç ve vergi ödemeye zorunlu olmadan çıkarıp kullanabilir.

Ancak, kendi tasarrufu altında bulunan veya sahibini razı ettiği arazide ticaret amacıyla ocak açmak ve işletmek isteyenler, durumu vilayete bir dilekçe ile bildirmeye zorunludur. dilekçede;

  1. Başvuranın adı, soyadı ve adresi,
  2. Eğer arazi başkasının tasarrufunda ise onun adı, soyadı ve rızasının alınmış olduğu,
  3. Anılan yerde ocak açılması ve işletilmesinden dolayı doğacak zarar ve ziyanı ödemeyi üstleneceği,
  4. Civarında bulunan yapı ve tesislere, diğer emlake ve yollara ve en yakınındaki akarsuya göre ilişkisi,
  5. Ocağın yerüstünde mi yoksa kazılmak suretiyle toprak altında mı açılacağı,
  6. Ocaktan çıkarılacak maddelerin cinsi, türü ve nereye taşınıp gönderileceği,
  7. Ocağın tahmini durumu ve büyüklüğü,

gösterilir.

Bu dilekçeye ocağın açılıp işletilmesinden dolayı doğacak zarar ve ziyanın ödeneceğine dair bir adet kefalet senedi ile arazi bir başka kimsenin tasarrufu altında ise rızasının alındığına ve kendisine ne kadar bedel veya ücret verileceğine ve ne kadar bir süre için mukavele yapıldığına dair arazi sahibi tarafından mühürlü ve noterden onaylı bir senet bağlanacak ve açılması ve işletilmesi için başvurulan ocaklardan çıkarılacak maddelerin gerek ham, gerek işlenmişinden ikişer parça örnek (numune) de birlikte verilecektir.

Bu numunelerden biri mahallindeki resmi dairede alıkonulup, diğeri 15 inci maddede yazılı olduğu şekilde Maden Bakanlığına gönderilecektir. Ocağın işletilmesi için toprak altında kuyu ve mağara açmak gerekirse, aşağıda belirtildiği gibi düzenlenecek haritanın üç nüshası dilekçeye bağlanmalıdır. Bu nüshalardan bir mahalli dairede saklanır ve diğeri 15 inci madde uyarınca Maden Bakanlığına gönderilir, üçüncü nüshası da onaylanarak dilekçe sahibine verilir. Sözü geçen harita 1/500 ölçeğinde düzenlenip, bunda ocağın açılması ve işletilmesine gerekçeli arazinin miktarı ile ocağın açıldığı arazinin sınırları ve o sınırdan itibaren dört yönde ikiyüz ellişer metre uzaklık içinde mevcut bütün binalar ile her yönde ikiyüz ellişer metre uzaklık içinde mevcut bütün binalar ile her çeşit akarsu ve açılması gerekli kuyu ve mağara çıkışları gösterilecektir.

(Not: 1925 tarihli Genelge'ye göre, bu maddede istenildiği gibi evrakın ve belgelerin Maden Bakanlığına gönderilmesine gerek olmayıp, her türlü incelemenin il'de yapılması ve sonuçlandırılması yeterlidir.)

DEVLETİN HÜKÜM VE TASARRUFU ALTINDAKİ VE DEVLETİN ÖZEL MÜLKİYETİNDEKİ YERLERDE BULUNAN OCAKLAR İLE İLGİLİ KAPSAM NEDİR?

178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13/b maddesi gereğince, hazinenin özel mülkiyetindeki yerler ile ormanlar ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer yerlerde bulunan taş, kum ve çakıl ocakları Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından kiraya verilecek, il özel idare tarafından da Taşocakları Nizamnamesinin 19 uncu maddesine göre ruhsatlandırılarak, rüsuma bağlanacaktır.

186 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinde; taş, kum ve çakıl ocaklarının kiraya verilmesi esas usulleri;

" F- Orman sınırları içinde, Devletin özel mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde bulunan taş, kum ve çakıl ocakları teşkilatımızca kiraya verilecektir.

Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya orman sınırları içinde bulunup, 484 sayılı KHK'nin yürürlüğe girdiği 13.07.1993 tarihinden önce özel idare veya orman idaresince kiraya verilen taş, kum ve çakıl ocaklarına ait kira bedellerinin, kiracı ile akti ilişkinin devam etmekte olduğu dikkate alınarak, sözleşmelerin sona ereceği tarihe kadar; sözü edilen idarelerce tahsil edilmesine devam edilecektir. Sözleşmenin bitim tarihinden itibaren, kiraya verme işlemi Bakanlığımızca yapılacaktır.

Taş, kum ve çakıl ocakları, kiraya verilmeden önce, o yerde ocak açılmasında sakınca olup olmadığı hususu, Karayolları Bölge Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü, İl Özel İdare Müdürlüğü, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı gibi kuruluşlardan sorulacak, ocak açılmasında sakınca olup olmadığı belirlendiği takdirde, kiraya verme işlemlerine başlanacaktır. Şayet ocak orman sınırları içinde ise, bu alanda ocak açılmasına izin verildiğine dair, Orman Genel Müdürlüğünden alınacak izin belgesi istenecektir.

Taş, kum ve çakıl ocağının tahmini kira bedelinin tespitinde, öncelikle ocak sahasında bulunan malzemenin metreküp veya ton olarak miktarı belirlenecek, daha sonra bu malzemenin ocaktaki fiyatı dikkate alınarak, tahmini kira bedeli aşağıdaki formüle göre tespit edilecektir.

(m3 veya ton olarak taşınmaz malda bulunan malzeme miktarı) x (m3 veya ton olarak malzemenin ocaktaki fiyatı) = (tahmini kira bedeli)

kira süresi, ocakta bulunduğu belirlenen malzemenin, ne kadar sürede alınabileceği gözönünde bulundurularak tespit edilecektir.

Bir yıldan uzun süreli ihalelerde ve müşterinin kira bedelini taksitle ödeme talebinde bulunması halinde, ilk yıl kira bedeli aşağıdaki formüle göre belirlenecektir.

(İhale Bedeli) : (Kira Süresi) = (İlk Yıl Kira Bedeli)" olarak belirlenmiştir.

Taş, kum, çakıl ve toprak ocaklarının kiraya verilmesinde yetki hususu ise 202 Sıra Nolu Milli Emlak Genel Tebliğinde;

"Ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer yerler ile Devletin özel mülkiyetindeki yerlerde bulunan su ürünleri üretim yerleri, kaynak suları, taş, kum, çakıl ve toprak ocaklarının kiraya verilmesi işlemlerini yapmak hükümleri getirilerek, bu gibi yerlerin kiraya verme yetkisi Bakanlığımıza verildiğinden, 186 sayılı Milli Emlak Tebliğinin F bölümüne göre işlem yapılmaya devam edilecektir" şeklinde tespit edilmiştir.

TAŞ, KUM VE ÇAKIL OCAKLARININ RUHSATLANDIRILMASI KOŞULLARI NELERDİR?

Taş, kum ve çakıl ocakları, Devletin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunun yerlerde işletilecekse, öncelikle Milli Emlak Genel Müdürlüğünden kiralanması, daha sonra da Taşocakları Nizamnamesi'nin 4 üncü maddesi gereğince ihaleye gidilmeden kiracı adına özel idare tarafından Tüzüğün 19 uncu maddesine göre ruhsat verilerek rüsuma bağlanması gerekmektedir.

http://www.yerelnet.org.tr/belediye_hizmet_kilavuzu/03.php

Şirket sahiplerinin karşılaştığı 5 temel sorun

19/06/2006

YATIRIMCI KÖŞESİ / Arif Uğur

arif.ugur@gmail.com

Şirket sahiplerinin karşılaştıkları sorunlar esasen sadece günümüze has olmayıp, bazıları özel şirketlerin ortaya çıkışından bu yana var olan, bazıları ise teknolojinin evrimiyle ortaya çıkan sorunlardır. Şirket sahibi olarak bu sorunların hepsiyle teker teker ilgilenmeli ve şirketinize verebileceği zararları önlemeye çalışmalısınız.

1.Nakit Yönetimi

Tüm şirketlerin bir numaralı karşılaştıkları sorundur ve tüm şirketler ömürlerinin herhangi bir zamanında bununla ilgili bir sorun yaşayabilirler. En başarılı şirketler bile nakit yönetimini etkin bir şekilde yapmadıkları takdirde başarısız olabilirler. Nakit akışınız paranızın şirketinize giriş hızı ile bu parayı çalışanlarınıza, tedarikçilerinize ve vergi idaresine ödeme hızınız arasındaki farktır.

Çoğu şirket hızlı büyüdüklerinde veya büyük sipariş aldıklarında nakit akışlarının en büyük riski yarattığını fark etmez. Bunun sebebi bir çoğunun ürünleri ve ham maddeyi satın almak ve müşteriden para girişi olmadan bunlarının bedelini ödemek zorunda olmasıdır. Bu hizmet sektörü için de aynıdır; burada da çalışanlarınız ve müteahhitleriniz ay sonunda ödemelerini alırken müşterileriniz iş bitince veya bir ay sonra parayı öderler. Hatta ödeme zamanları daha da uzayabilir.

Hızlı büyüme dönemlerinde maliyetleriniz artabilir ve artan satışlardan elde edilen nakit şirkete girmeden bu maliyetleri karşılamak durumunda kalabilirsiniz. Bu durumda da aniden nakit kriziyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

2.Çalışanlar

Çalışanlarınız şirketinizi vezir de eder rezil de. Doğru seçimler yaptıysanız şirketinizin değeri hızla artar. Ama yanlış seçimler yaptıysanız paranız ve zamanınız boşuna harcanır ve şirketinize büyük zararlar verebilir.

Sık rastalanılan hatalar kendinizi iyi hissetmek için kendiniz kadar zeki insanları işe almamanız; hızlı eleman alıp hızlı işten çıkarma; eğitim ve gelişime yeterli yatırımı yapmama; çalışanların söylediklerini dinlememeniz; işe alma aşamasında iyi referanslar almama; şirket içi adil ve tutarlı insan kaynakları politikaları oluşturmamaktır.

Çoğu şirket sahibi personel konularını zaman ve para kaybı olarak görür. Bu durumda da bu konular çözümlenmediğinde açılan davalar sonucu büyük tazminatlar ve cezalar ödenir.

Yapılması gereken yüksek nitelikli insanları işe almak; bu insanların sizden zeki olması, bu kişilerin şirketi geliştirmeye ve büyütmeye istekli olması ve yine bu insanların iyi bir özgeçmişe sahip olmasıdır. Ayrıca, özgeçmişlerdeki boşluklara dikkat edilmeli ve mutlaka referanslar alınmalıdır.

Sonra yapılması gereken ise personele adil davranılması ve başarıları karşısında da ödüllendirilmeleridir. Ölçtüğünüz ve ödüllendirdiğiniz her eylem tekrar edilir. Çalışanların gelişimi ve eğitimi için tutarlı ve açık politikalar oluşturun ve birebir görüşmelerde samimi ve açık olun. Ve herşeyden önce iletişim kanallarını her zaman açık tutun ve onlara güvenin.

3.Kalabalık Pazarda Fark Edilmek

Çok iyi bir ürün veya hizmetiniz olabilir, ancak potansiyel müşterileriniz ne sunduğunuzu bilmedikleri sürece işiniz büyümeyecektir. Pazara çıkıp müşteriniz olmasını istediğiniz insanlara mesajınızı iletmelisiniz.

Artık insanlar günde ortalama 3.000 den fazla satış ve pazarlama mesajı alıyorlar ve bu sebeple de bu mesajlara karşı bağışıklık kazanıyorlar. Sizin göreviniz tüm mesajların içinden sıyrılıp müşterinin sizi fark etmesini sağlamaktır.

Bunun en iyi yolu farklılık yaratmaktır. Bu sayede hedef müşteriye doğrudan ulaşmaktır. Müşterilerin ihtiyaç ve isteklerine göre şekillendirilmiş mesajla pazara yaklaşmanız gerekir. Ancak bu sayede sizi fark eder ve dinlerler.

Buna karşı verilen standart reaksiyon bir farklılığa odaklanıldığında diğer müşterilerin elden kaçırıldığı endişesidir. Bu işin gerçeği, farklılık içermeyen genel mesajlara insanların kendisine göre olmadığına inandıkları için zamanla unutmaları veya fark etmemeleridir. Ayrıca şu an bir farklılığa yoğunlaşıp istediğinizi elde ettikten sonra bir sonraki dönemde başka bir gruba hitap edecek bir başka farklılığa yoğunlaşma şansınız her zaman vardır.

4.Yetersiz Planlama

Nereye gittiğinizi bilirseniz her yol sizi istediğiniz yere götürür. Elinizde açık bir plan ve hedef olmadan dikkatiniz dağılır ve başarmak istediğinizi asla başaramazsınız.

Şirketler planlama yapmadıklarında para, personel, ivme ve müşteri kaybederler. Plan olmaksızın doğru yolda olup olmadığınızı ve bir sonraki aşamada ne yapmanız gerektiğini bilemezsiniz. Panlama yapmak sizi beklenmeyen durumlara hazırlar ve esneklik sağlar. Çünkü planınıza sadık kalmak kaydıyla esnek olabilir ve ilerledikçe değişiklikler yapabilirsiniz. Ayrıca karar alma süreci kolaylaşır, çünkü sonuçları nasıl ve neye göre değerlendireceğinizi bilirsiniz. Bir kararın sizi planınızdan uzaklaştırıp uzaklaştırmadığını daha kolayca görürsünüz.

5.Müşterilerin İhmal Edilmesi

Günümüzün hizmet odaklı dünyasında müşteriler ihmal edilmektedir. Doğru müşteriyi bulmak ve ona ürün veya hizmeti anlatmak ve ona satış yapmak için verilen onca uğraştan sonra müşteri memnuniyeti unutulmaktadır. Yeni satışlar yapmaya öyle yoğunlaşılır ki ilave satışların da yapılabileceği mevcut müşteriler unutulur. Halbuki mevcut müşterilerin referansları son derece önemlidir.

Bir müşteriyi unutur ve kaybederseniz o müşteri bunu diğerlerine anlatır. Tecrübeleri olduğu için diğerleri ona inanır.

Yeni müşteri bulmak ve satış yapmak mevcut müşteriyi tutmak ve satış yapmaktan daha maliyetlidir. Müşterilerinizin iletişim bilgilerini alın, onları hatırlayın ve ilişkilerinizi güçlendirin. İlk satışı sadece başlangıç olarak düşünün.

Mutlu ve memnun müşteriler elinizdeki en iyi pazarlama aracıdır.

Haftanın sorusu: Derecelendirme faaliyetleri neleri kapsamaktadır ve SPK'nın izin verdiği derecelendirme kuruluşları hangileridir?

Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri:VIII, No:40 sayılı “Sermaye Piyasasında Derecelendirme Faaliyeti ve Derecelendirme Kuruluşlarına İlişkin Esaslar Tebliği” 04/12/2003 tarih ve 25306 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğ uyarınca, derecelendirme faaliyeti; kredi derecelendirmesi ve Kurumsal Yönetim İlkelerine uyum derecelendirmesi faaliyetlerini kapsamaktadır. Tebliğ’de kredi derecelendirmesi “ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının risk durumları ve ödeyebilirliklerinin, veya borçluluğu temsil eden sermaye piyasası araçlarının anapara, faiz ve benzeri yükümlülüklerinin vadelerinde karşılanabilme riskinin, derecelendirme kuruluşları tarafından bağımsız, tarafsız ve adil olarak değerlendirilmesi ve sınıflandırılması faaliyeti”; Kurumsal Yönetim İlkelerine uyum derecelendirmesi ise, “ortaklıklar ve sermaye piyasası kurumlarının Kurulca yayımlanan Kurumsal Yönetim İlkelerine uyumun derecelendirme kuruluşları tarafından bağımsız, tarafsız ve adil olarak değerlendirilmesi ve sınıflandırılması faaliyeti” olarak tanımlanmıştır.

Türkiye’de Derecelendirme Faaliyetinde Bulunması Kurulca Kabul Edilen Derecelendirme Kuruluşları

Kredi Derecelendirmesi

1- Fitch Ratings Finansal Derecelendirme Hizmetleri A.Ş.

1- Standards and Poor’s Corp. (www.standardandpoors.com)

2- Moody’s Investor Service Inc. (www.moodys.com)

3- Fitch Ratings Ltd. (www.fitchratings.com)

Kurumsal Yönetim İlkelerine Uyum Derecelendirmesi

1- CoreRatings (Det Norske Veritas-DNV bünyesinde bağımsız bir birim) (www.coreratings.com)

2- ISS Europe S.A. (www.issproxy.com/global/europe.jsp)

Yazdır

 
Açılış Sayfası Yap  Sık Kullanılanlara Ekle 
likpetder.com, likpetder.org
E-mail : info@likpetder.com
Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği

Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği


Telif Hakkı © 2008 likpetder.com, likpetder.org Tüm hakları saklıdır.
 

Falcon Bilişim Hizmetleri