Türk Ticaret
Kanunu'nun 11'inci maddesinde yer alan tanımlamaya göre "Ticarethane veya
fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme
sayılır."
Yeni Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı'nda ise ticari işletme için farklı bir tanımlama
getirilmektedir. Bu tanımlamaya göre "Ticari işletme, esnaf faaliyeti için
öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, devamlı ve bağımsız
şekilde icra edilen faaliyetlerin yürütüldüğü işletmelerdir."
Bu tanımlama ile
esnaf işletmesi ile ticari işletme arasında belli bir iş hacmi sınırının varlığı
öngörülmektedir. Nitekim tasarıda öngörüldüğü üzere "Ticari işletme ile esnaf
işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulu'nca hazırlanacak kararnamede"
gösterilecektir.
İş hacminin
büyüklüğü çoğu kez ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki ayırıma esas
alınamaz. Bu bağlamda "Bir kimse işletmesinde kendi emeğiyle çalışmakta olsa
bile, eğer işletmesi ticari muhasebeyi gerektiriyorsa tacir sayılması icabeder."
Gerçekte ticari
işletme ile esnaf işletmesi arasındaki ayırımı sağlayacak özellikler:
. Ticari
işletmelerin belli bir organizasyonu gerekli kılması,
. Gelir (kâr)
amaçlı olması,
. Devamlılık
arzetmesi,
. Mevcut
düzenlemeler ve standartlar çerçevesinde muhasebe tutulması ve bu bağlamda
gerekli mali raporların üretilmesidir.
Bunun sonucunda
"Esnaf ister gezici olsunlar, ister bir dükkanda veya bir sokağın muayyen
yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade
bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede
az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildirler." (Türk Ticaret Kanunu Md:
17)
Ticari işletmenin
varlığı çoğu kez unvanı ile belli edilmektedir. Bu nedenle de unvan ticari
işletmenin varlığını ve niteliğini gösteren ayrı bir unsur olarak dikkate
alınmaktadır.
Ticaret Kanunu
Tasarısı'nda ayrıca bir ticari işletmenin bütün olarak devredileceğine yönelik
hüküm yer almaktadır. Buna göre "Ticari işletme bütün halinde devredilebilir ve
diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Duran malvarlığı, işletme değeri
(peştemaliye), kiracılık hakkı, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet hakları
ve sürekli olarak işletmeye tahsis olunan unsurlar öngörülmemişse, devir
sözleşmesine dahil sayılır. Bu sözleşme yazılı olarak yapılır.
Gerçekte ticari
işletmenin varlıkları doktrinde maddi ve gayrimaddi unsurlar olarak ayırıma tabi
tutulur. Bu bağlamda gayrimaddi unsurlar; marka, patent, know-how, alan adı gibi
ticari işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan hak ve unsurlardır. Buna
mukabil ticari işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş bulunan menkul işletme
tesisatı ile gayrimenkul işletme tesisatı, maddi unsurlar olarak
addedilmektedir. (Poroy/Yasaman "Ticari İşletme Hukuku Sf: 39)
Ticari işletmeleri
esnaftan ayıran özelliklerden birisi de şubeleşebilme olanağıdır. Gerçekte bir
tacirin idari bakımdan tam bağımsızlığı haiz çeşitli işletmeleri bulunabilir. Bu
takdirde her bir işletme ayrı olarak tescil edilir. Ancak yine bazı hallerde
aynı tacire ait işletmeler arasında üst idare ve merkez-şube ilişkisi vardır. Bu
durumun varlığı halinde çoğu kez durum özel bir organizasyonla tanımlanabilir.
Ticari işletme ile
esnaf işletmesi arasındaki sınırların belirlenmesi sadece iş hacmi açısından
tespit edilemez. Çünkü; yapılacak ayrımın bazı hallerde değişik tercihler
doğrultusunda da olması mümkündür. Bu durumda ortaya çıkacak olan karmaşanın ve
yaratacağı sorunların üstesinden gelmek pek kolay olmayacaktır.
Kanımızca; ticari
işletme tanımında yeni tasarıda yer alan muhtemelen parasal sınırlar dikkate
alınarak yapılacak olan ayırım yerine aşağıdaki şekilde bir tanımlamaya yer
verilmesi daha doğru olacaktır.
"Ticari işletme;
ticari faaliyetlerin belli bir organizasyon çerçevesinde devamlı olarak
sürdürüldüğü, kazanç amacına yönelik olarak kurulmuş, mevcut yasal düzenlemeler
ve standartlar çerçevesinde dönemsel
faaliyet
sonuçlarını belirleyen ve bu bağlamda mali raporlarla açıklayan yerlerdir."
Ticari bir organizasyonu gerekli kılmayan küçük çaplı faaliyet gösteren
işyerleri ise esnaf işletmesi olarak kabul edilir."
Diğer yandan
oluşan bir başka yargı kararına göre de "iktisadi işletmenin varlığından söz
edebilmek için, işletmenin faaliyetinin, devamlı, gelir sağlama amacına yönelik
olarak belli bir organizasyon içerisinde bulunması" gerekir. (Danıştay 4. Daire
E.No: 2004/1384, K.No: 2005/263)
Baran Umut Baycan
Limited şirket
kurmak istiyoruz. Hangi şartlar gerekir?
Bir arkadaşımla
limited şirket kurmak istiyoruz. Limited şirket kaç kişi ile ve ne kadar sermaye
ile kurulur? Limited ortaklığın yapabileceği işler konusunda bir sınır var
mıdır?
Limited şirket
TTK'nun 503. maddesinde iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından
bir ticaret unvanı altında kurulup ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt
ettikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi belirli olan şirket olarak
tanımlanmaktadır. Limited şirketin ortaklarının sayısı ikiden az ve 50'den fazla
olamaz. Bu sebeple limited şirketlerin halka açılması mümkün değildir. Limited
şirketler, bankacılık ve sigortacılık dışında diğer her türlü ekonomik
faaliyette bulunabilirler. Ayrıca Şirketin faaliyet göstermek istediği konu T.
Ticaret Kanunu'nun 271'inci maddesi gereğince kanunen yasaklanmamış olmalıdır.
(T.T.K. Md. 503) Limited şirketler hisse senedi ve tahvil çıkaramazlar. Limited
şirketin esasa sermayesi 5 milyar liradan aşağı olamaz. Limited şirketin esas
sermaye miktarı için kanunda belirtilmiş azami bir sınır olmadığı için çok
yüksek tutarda sermaye ile limited şirket kurmak mümkündür. Ortakların
koyacakları sermaye birbirinden farklı olabilir. Ancak ortakların koyacakları
sermayenin en az 25 milyon TL. veya bunun katları olması lâzımdır. Türk Ticaret
Kanunu'nun 506 ve 510'uncu maddeleri uyarınca şirket esas sermayesi, her ortağın
koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sermayenin ödenme suret ve
şartlarının ana sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Buna göre, özel
kanunlarındaki hükümler saklı kalmak üzere ana sözleşmenin sermayeye ilişkin
maddesinde, sermayenin muvazaadan arınmış bir şekilde tamamen taahhüt edildiği
ve nakdi sermayenin 1/4'ünün ödendiği veya şirketin kuruluşunun tescili
tarihinden itibaren en geç üç ay kalanının da en geç üç yıl içerisinde ödeneceği
belirtilecektir. Limited şirketin kurulmasında yazılı şekil geçerlilik şartıdır.
Öncelikle şirketin kurucu ortakları tarafından bir şirket ana sözleşmesi
hazırlanmalıdır. Şirket Ana Sözleşmesi'nde bulunması zorunlu olan kayıtlar
TTK'nun 506. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre şirket ana sözleşmesinde;
şirketin ticaret unvanıyla merkezi, işletmenin konusu, esas sermaye ile her
ortağın koymadığı taahhüt ettiği sermaye miktarları, şirketin yapacağı ilanların
şekli, şirketin müddetinin yer alması zorunludur. Kurucular tarafından
hazırlanan şirket ana sözleşmesinin kurucular tarafından imzalanması ve bu
imzaların noterlikçe onanması gerekmektedir. Limited şirketin kuruluş işlemleri
ana sözleşmenin notere tasdik ettirildiği tarihten itibaren 15 gün içinde
aşağıda sayılan belgelerle ilgili ticaret sicili memurluğuna tescil ve Türkiye
Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ettirilmek suretiyle tamamlanır. Tescil için
ticaret sicil memurluğuna verilecek belgeler şöyledir: 1-Dilekçe, 2-Şirket Ana
Sözleşmesi, 3-6 adet Kurucu üye, 4-Kurucu ortakların nüfus cüzdanlarının birer
sureti, 5-Temsile yetkili olanların ortaklık unvanı altına atacakları
imzalarının noterce tasdikini içeren imza beyannameleri, 6-Tüketiciyi Koruma
Fonu'na yapılan ödemeye ilişkin banka dekontu, 7-Ayni sermaye varsa mahkeme
kararı (bilirkişi raporu). Limited şirketler, ticaret siciline tescil ile tüzel
kişilik kazanırlar. (TTK Md. 512) Tescil kurucu niteliktedir. Limited
şirketlerin ticaret siciline tescilinden sonra, Türk Ticaret Kanunu'nun 37.
maddesinde yazılı Gazete'de, yani; Türk Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan
edilmesi gerekmektedir. (TTK Md. 300). Ayrıca, şirket ana sözleşmesinin ilan
edildiği Türk Ticaret Sicili Gazetesi şirket tarafından bir yazı ekinde
Bakanlığa veya İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü'ne gönderilmelidir. Tescilden
sonra yapılacak bildirimler Ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik
kazanan limited şirketin bu aşamadan sonra yapması gereken bildirimler şöyledir;
İlk önce vergi dairesine müracaatla; Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi,
Gelir Vergisi vb. için vergi mükellefiyetleri tesis ettirilecek, kullanılması
gereken ticari defterler noterde onaylatılacak, vergi levhası onaylatılacak,
işyeri Sosyal Sigortalar Kurumu'na tescil ettirilecek ve Bölge Çalışma
Müdürlüğü'ne bildirilecek, işyeri izin belgeleri için ilgili belediyeye müracaat
edilecek ve faaliyet gösterilecek olan yerin Ticaret Odası'na şirketin kaydı
yaptırılacaktır.
Veysi Seviğ
Limited şirket
ortağının sorumluluğu
16/06/2006
BİZE GÖRE / Veysi
Seviğ
Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 35'inci maddesi gereği olarak "Limited şirket
ortaları, şirketin tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri
oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar."
Yasal düzenleme
gereği olarak limited şirket ortakları hakkında takibe geçilebilmesi için cebri
tahsil ve takip yollarına başvurulmuş fakat sonuç alınmamış olması
gerekmektedir. Bu bağlamda;
. Şirketin
haczedilen mal varlığının söz konusu yasa hükümlerine göre yapılan değerlemesi
sonucunda, tespit edilen toplam değerin amme alacağını karşılamaması veya satış
yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,
. Şirketin haczi
kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,
. Şirketin
iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının
iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemiyeceği kanaatinin oluşması,
. Borçlu şirketin
yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması gibi alacaklı tahsil dairesinin takdir
ve tespitine dayalı hallerin varlığı,
gerekmektedir.
Yukarıda sayılan
hallerde limited şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarını ödemek
mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahıs ortaklar, amme borçlusu olarak kabul
edilir.
Gerçekte; yapılan
açıklamalardan da anlaşılacağı üzere limited şirket ortaklarına şirket vergi
borçlarından dolayı başvurabilmek için öncelikle şirket hakkında gereken
işlemlerin yapılması, vergi ihbarnamesinin ve ödeme emrinin tebliğ edilmesi,
buna rağmen şirketin mevcut borçları ödeme olanağının bulunmadığı hususunun
tespiti gerekmektedir.
Ancak bu aşamada
da "Kanuna karşı hile yapıldığı kanıtlanmadıkça, hissesini devreden limited
şirket ortağının devir tarihinden önceki şirket borçlarından sorumlu tutulması
mümkün değildir." (Danıştay 3. Dairesi E.No: 1992/718. K.No: 1992/3379)
Danıştay Vergi
Dava Daireleri Genel Kurulu'nun E.No: 1995/250. K.No: 1996/14 sayılı kararı
uyarınca da "hissesini devreden ortak, limited şirket borcundan dolayı takip
edilemez."
Diğer yandan
"...limited şirket ortağının mal varlığına ihtiyati haciz uygulanabilmesi için
alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararı bulunması koşuluna
bağlı olduğundan, adına alınmış bir ihtiyati haciz kararı bulunmaksızın limited
şirket ortağının mal varlığına ihtiyati haciz uygulanmasına olanak
bulunmamaktadır." (Danıştay 3'üncü Dairesi E.No: 2001/2074. K.No: 2004/318)
Başlangıçta da
belirttiğimiz gibi limited şirkete ait vergi borçları nedeniyle ortaklara
başvurulabilmesi için, şirket üzerinde işlem yapılması ve yapılan işlemlerden
sonuç alınmaması, bundan sonra ortaklara başvurularak alacağın tahsiline yönelik
işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu bağlamda da limited şirket ortağı
adına şirket borçları nedeniyle düzenlenen ödeme emrinde takibin hangi kanun
maddesine göre yapıldığının belirtilmesi gerekmektedir. (Danıştay 4'üncü Dairesi
E.No: 2002/4463, K.No: 2004/682)
Ancak limited
şirketin ödenmeyen ve ödenmesi olanağı bulunmayan vergi borcundan dolayı ortağa
gidilebilmesi için "...limited şirketin vergi borcundan dolayı öncelikle hisse
oranında hissedara düşen payın tebliği gerekmektedir." Buna rağmen hissedar
"...ödemede bulunmamış ise usulüne uygun bir şekilde ödeme emri ile istenmesi,
bilahere de haciz uygulanması gerekmektedir."
Uygulamada çoğu
kez idarenin vergi borçlusu limited şirket üzerinde yasal işlemleri tamamlamadan
doğrudan hissedarlar üzerinde işlem yaptığı, bu bağlamda ödeme emri göndermeden
haciz işlemine yönlendiğini ve yine çoğu kez yapılan haciz işlemlerinden de
mükelleflerin sonradan haberdar edildiği anlaşılmaktadır.
Örneğin sahibi
bulunduğu evi veya otomobili satmak isteyenler çoğu kez daha önce ortağı
oldukları limited şirketin vergi borçundan dolayı bu tür işleme muhatap
olduklarını öğrenebilmektedir. Bu tür olaylarda yükümlülerin yasa yollarına
başvurma olanağı da kısıtlanmış olmaktadır.
Bakkal,
şarküteri, süpermarket, kuruyemişçi, kurukahveci, ekmek bayii, manav, lokanta,
pizzacı, yemek satış yerleri, pastaneler, çay bahçeleri, taksi yazıhaneleri gibi
çok çeşitli adlar altında faaliyet gösteren sıhhi işyerlerinin de uygulamada
bulundukları fiziki mekan itibariyle sınıf ve özelliklerine göre bazı
niteliklere sahip olması gerekmektedir.
Sıhhi
müesseselerin sınıf ve özelliklerine göre aranacak nitelikler, 09.3.1989 tarihli
ve 20103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına
İlişkin Yönetmelik"te açıklanmıştır.
Sıhhi nitelikte
işyerlerinden birisini açmak isteyenler; yapacağı işin niteliğine göre
Yönetmelikte belirtilen ölçütlere uygun olarak işyerini veya işletmesini
düzenledikten sonra, sıhhi müesseseler için Yönetmelikte gösterilen formu
doldurarak yetkili mercie verilecektir.
SIHHİ MÜESSESELERE RUHSAT VERECEK YETKİLİ MERCİLER KİMLERDİR?
3572 sayılı
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Kanun ve bu Kanunun Uygulama
Yönetmeliğine göre; bu Kanunun uygulanmayacağı işyerleri dışında kalan ve
Yönetmelik Ek-4 ünde sayılan sıhhi müesseseler;
Belediye
ve mücavir alan sınırları dışında kalan tüm işyeri ve işletmeler valilik ve
kaymakamlıklarca,
Belediye
ve mücavir alan sınırları içinde kalan tüm işyerleri ve işletmeler
belediyelerce, ruhsatlandırılacaktır.
Başvuru formu
eksiksiz olarak doldurulmuşsa, ilgiliye en geç başvurusunu izleyen iş günü
içerisinde "işyeri açma ve çalışma ruhsatı" verilir.
Ancak,
ilgilinin beyanına göre düzenlenen ruhsat müktesep hak doğurmaz.
II.
GAYRİ SIHHİ MÜESSESE NEDİR?
Gayrı sıhhi
(sıhhi=sağlıklı olmayan) müesseseler, yani işyerleri; faaliyette bulundukları
alan itibariyle gerek çıkardıkları koku, duman ve gürültü yönünden, gerekse
üretim sonucunda meydana gelen zararlı atıklar nedeniyle çevresinde bulunan
insanlara fiziksel, ruhsal ve sosyal yönlerden az ya da çok zarar veren veya
zarar verme ihtimali bulunan müesseselerdir. İnsanları etkileyen bu zararlarının
yanı sıra, üretim faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan tehlikeli ve zararlı
atıklar da hava, su ve toprağın kirlenmesine sebep olarak hayvan veya bitki gibi
diğer canlılara da zarar vermektedir.
İşte bu
çerçevede, 1930 yılında yürürlüğe giren 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun
"Gayri Sıhhi Müesseseler" başlıklı 268-275 inci maddeleri uyarınca çevre ve
toplum sağlığının korunması açısından önem arzeden gayri sıhhi müesseselerin
zararlı etkilerinin yok edilmesi veya en az düzeye indirilmesi ve doğal
kaynakların kirlenmelere karşı korunması için gayri sıhhi müesseselerin kontrol
altına alınması, ruhsatlandırılması ve denetlenmesindeki usul ve esasları
belirlemek amacıyla 1995 yılında Sağlık Bakanlığı'nca "Gayri Sıhhi Müesseseler
Yönetmeliği" yürürlüğe konulmuştur.
GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERE RUHSAT VERECEK MERCİLER KİMLERDİR?
Gayri Sıhhi
Müesseseler Yönetmeliği gereğince;
Birinci
sınıf gayri sıhhi müesseseler Sağlık Bakanlığınca,
İkinci
sınıf gayri sıhhi müesseseler Valiliklerce,
Üçüncü
sınıf gayri sıhhi müesseseler merkez ilçe sınırları içinde valiliklerce,
diğer ilçelerde kaymakamlıklarca, ruhsatlandırılacaktır.
3572
SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERE RUHSAT VERECEK MERCİLER
HANGİLERİDİR?
Nerede açılırsa
açılsın 1 inci sınıf gayri sıhhi müesseselere; Sağlık Bakanlığınca,
2 nci sınıf
gayri sıhhi müesseselerden;
3572
sayılı Kanun'un istisnalara ilişkin 2 nci maddesinde sözü geçen (Yakıcı,
parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli maddelerle çalışılan işlerle, oksijen LPG
dolum ve depoları, bunlara ait dağıtım merkezleri, perakende satış yerleri,
taş ocakları, akaryakıt istasyonları ve benzeri) işyerleri için il sınırları
(belediye ve mücavir alan sınırı içinde veya dışında olduğuna bakılmaksızın)
içinde nerede açılırsa açılsın valiliklerce,
Yukarıda
sayılanlar (Yakıcı, parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli maddelerle çalışılan
işlerle, oksijen LPG dolum ve depoları, bunlara ait dağıtım merkezleri,
perakende satış yerleri, taş ocakları, akaryakıt istasyonları ve benzeri)
dışındaki işyerlerine;
Büyükşehir
belediyesi olan illerde; büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları
içinde büyükşehir belediye başkanlığınca,
Büyükşehir
belediyesi olan ve büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları dışında
kalan ilçeler ile, diğer il merkezlerine bağlı ilçelerde, belediye ve
mücavir alan sınırları içinde belediye başkanlıklarınca, bu alanlar dışında
valiliklerce,
3 üncü sınıf
gayri sıhhi müesseselerden;
3572
sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde sözü geçen (Yakıcı, parlayıcı, patlayıcı ve
tehlikeli maddelerle çalışılan işlerle, oksijen LPG dolum ve depoları,
bunlara ait dağıtım merkezleri, perakende satış yerleri, taş ocakları,
akaryakıt istasyonları ve benzeri) işyerleri için; il sınırları içinde
merkez ilçe varsa, merkez ilçe sınırları içinde valiliklerce, diğer bütün
ilçelerde kaymakamlıklarca,
Bu istisna
işyerleri dışında;
Büyükşehir
belediyesi olan illerde; büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları
içerisinde büyükşehir belediye başkanlığınca,
Büyükşehir
belediyesi olan ve büyükşehir belediyesi ve mücavir alan sınırları dışında
kalan ilçeler ile, diğer il merkezlerine bağlı ilçelerde, belediye sınırları
ve mücavir alan içinde belediye başkanlıklarınca, bu alanlar dışında
kaymakamlıklarca,
İl
sınırları içinde merkez ilçe bulunan illerde merkez ilçede; belediye
sınırları ve mücavir alan içinde belediye başkanlıklarınca, bu alanlar
dışında valiliklerce, ruhsat verilecektir.
27.6.1984 TARİHLİ VE 3030 SAYILI KANUN UYARINCA BÜYÜKŞEHİRLERDE AÇILACAK OLAN
GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERİN RUHSATLANDIRILMASI KOŞULLARI NELERDİR?
3030 sayılı
Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun'un 6/e maddesi gereğince,
büyükşehir belediye sınırları içerisinde gıda ile ilgili olanlar haricinde
açılacak olan 1, 2 ve 3 üncü sınıf gayri sıhhi müesseselere açılış ve çalışma
ruhsatı vermeye büyükşehir belediye başkanlıkları yetkilidir.
BİRİNCİ SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERDEN İSTENECEK BİLGİ VE BELGELER NELERDİR?
Birinci sınıf
gayri sıhhi müesseselerden istenecek bilgi ve belgeler şunlardır:
1 . Yer seçimi
için;
Beyanname,
Tesisin
bulunduğu yeri gösteren onaylı plan ve belge,
Sanayi
bölgesi dışındaki tesisler için ilgili imar dairesinin görüşü,
Varsa
fizibilite raporu,
İş akım
şeması ve açıklama raporu,
Çevre
kirlenmesini önleyecek tedbirler hakkında açıklama.
2. Tesis izni
için;
Dilekçe,
Alet ve
cihazların konumunu gösterir şekilde hazırlanmış 1/100-1/1000 ölçekli tesis
içi yerleşim planı,
Çevre
kirlenmesini önlemek amacıyla alınacak önlemlere ait, kirleticilerin nitelik
ve niceliğine göre hazırlanmış proje ve açıklama raporları,
Sıhhi
tesisat projesi,
Şehir
şebeke suyu bulunmayan yerlerde içme ve kullanma suyu temin projesi ve
açıklama raporu ile suyun bakteriyolojik ve kimyasal analiz raporu,
Derin
kuyulardan su temin edilmesi halinde Devlet Su İşlerinden alınacak kuyu suyu
kullanma belgesi,
Kanalizasyon bulunmayan yerlerde, 19.03.1971 tarih ve 13783 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan "Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan Yerlerde
Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik"e uygun olarak hazırlanmış fosseptik
detay projesi,
Fosseptikten sonra atık suyun ne şekilde izale edileceği, sızdırma
yapılacaksa "Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak
Çukurlara Ait Yönetmelik"e uygun proje,
Kanalizasyon bulunmayan yerlerde banyo, lavabo, mutfak v.b. kullanma suları
ile yağış sularının toplanması ve izalesi ile ilgili proje ve açıklama
raporu,
Devamlı
olarak en az 50 işçi çalıştıran ve Kanunun 180 inci maddesi kapsamına giren
müesseselerde hasta ve yaralıların tedavisi için gerekli sağlık ünitesi
projesi ve açıklama raporu,
Çevre
sağlığı değerlendirme raporu,
Tesis
raporu,
Sağlık
koruma bandının işaretlendiği imarca tasdikli planı.
3. Açılma
ruhsatı için;
Dilekçe,
İşçi
Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü uyarınca işletme belgesi,
Yangın ve
patlamalar için gerekli önlemlerin alındığına dair belge,
Sorumlu
müdür sözleşmesi,
Devamlı en
az 50 işçi çalıştıran ve Kanunu'nun 180 inci maddesi kapsamına giren iş
yerlerinde tabip ve sağlık personeli sözleşmesi,
Çevre
sağlığı değerlendirme raporu,
Açılma
raporu,
Emisyon
izni,
Deşarj
izni,
Bu belgeler
tanzim edilirken ÇED raporu düzenlenmesi gereken tesisler için ÇED raporu
içerisinde yer alan bilgi ve belgelere ait belgeler ayrıca istenmez.
3572
SAYILI KANUN KAPSAMI DIŞINDAKİ 2. VE 3. SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELER İÇİN
İSTENECEK BELGE VE BİLGİLER NELERDİR?
3572 sayılı
Kanun kapsamı dışında kalan ikinci ve üçüncü sınıf gayri sıhhi müesseseler ise
Yönetmelik ekindeki; Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-4'deki formlara göre
ruhsatlandırılacak olup, söz konusu tesislerden; tesisin kurulacağı yer ve
çevreye olacak zararlı etkileri bakımından gerekli görülürse ilave bilgi ve
belgeler istenebilir.
3572
SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ 2. VE 3. SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELER İÇİN İSTENECEK
BELGE VE BİLGİLER NELERDİR?
3572 sayılı
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun kapsamındaki ikinci ve üçüncü sınıf gayri
sıhhi müesseseler bu Kanun ve bu Kanuna istinaden yayımlanan yönetmeliğe göre
ruhsatlandırılır.
İşyeri Açma ve
Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin "Gayri Sıhhi Müesseseler" başlıklı 12
nci maddesinde, gayri sıhhi müesseselerin sınıflandırılmasında 1593 sayılı Umumi
Hıfzısıhha Kanunun 268-275 inci maddeleri uyarınca düzenlenmiş bulunan "Gayri
Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği"nin esas alınacağı ifade edilmiştir. Bunun dışında
gayri sıhhi müesseselerle ilgili olarak aşağıdaki kriterler de belirlenmiştir.
Gayri
sıhhi müesseseler, öncelikle kendi tür işyerlerine ait sanayi bölgelerinde
kurulur.
Sanayi
bölgelerinde veya sanayi bölgelerinin dışında kurulacak olan ikinci sınıf
gayri sıhhi müesseselerin etrafına sağlık koruma bandı konulması zorunludur.
Bu band içinde kalan alanda, meskenler ile insanların yiyip içmesine,
dinlenip eğlenmesine mahsus diğer tesisler yapılamaz.
Gayri
sıhhî müesseseler etrafına konulması gereken sağlık koruma bandı, tesislerin
yönetici unsurları; sanayi bölgeleri etrafına konulması gereken sağlık
koruma bandı ise bölge sınırı esas alınarak tesbit edilir.
Çevresine
olan zararları giderilmeyen üçüncü sınıf gayri sıhhi müesseselerin
meskenlerden ve insanların ikametine mahsus diğer yerlerden uzakta yapılması
şarttır.
Özellikle
gürültü ve hava kirliliğine neden olan müesseseler etrafında bırakılması
gereken sağlık koruma bandı mesafesi; tesisin faaliyeti sırasında çevre ve
toplum sağlığına yapacağı zararlı etkileri, hakim rüzgar durumu ve bölgenin
diğer özellikleri dikkate alınmak suretiyle 5 inci maddede belirtilen
merciler tarafından tesbit ve ilan olunur.
Gayri sıhhi
müesseselerin, bu genel şartlara ilave olarak;
Sosyal
tesis atıklarının, varsa kanalizasyon şebekesine bağlanması,
kanalizasyonunun bulunmaması halinde, 251 sayılı "Lağım Mecrası İnşaası
Mümkün Olmayan Yerlerde Açılacak Çukurlara Ait Yönetmelik" hükümleri
çerçevesinde uygun fosseptikle tasfiye edilmesi,
Katı
atıkların, çevre ve toplum sağlığına zarar vermeyecek şekilde muhafaza ve
izale edilmesi (tuvalet, pisuvar, duş, lavabo, yemekhane gibi sosyal
tesisler, TS 1358'e uygun olmalıdır),
Proses
sıvı atıklarının "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği"ne uygun şekilde
arıtılarak deşarj edilmesi,
Proses gaz
atıklarının "Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği" hükümleri çerçevesinde
arıtılması,
Gürültü
seviyesinin, "Gürültü Kontrol Yönetmeliği"ne uygun şekilde izale edilmesi
şarttır.
Ruhsatlı gayrı
sıhhi müesseselerde, yetkili makamın bilgisi dışında herhangi bir değişiklik ve
ilave yapılamaz. Gayri sıhhi müesseseler, çevreye olan zararlarını mümkün olduğu
kadar azaltabilmek için, tekniğin gerektirdiği önlem ve yenilikleri uygulamak
zorundadırlar.
Ruhsatı olup
da, gayri sıhhi müesseseler sınıflamasında veya tesiste yapılan bir değişiklik
sonucunda alt sınıf kapsamına girmiş tesislerin yeniden ruhsat alması
zorunluluğu yoktur. Ancak, gayrı sıhhi müessese sınıflamasında yapılan bir
değişiklik neticesinde üst sınıfına girmiş tesislerin, belirlenen süre içinde
yeni sınıfına göre ruhsat alması zorunludur.
Diyet, katkılı
ekmek ile unlu mamul çeşitleri, ancak imalathane veya fırın olarak yapı kullanma
izin belgesi olan yerlerde imal edilir.
Görüldüğü gibi,
3572 sayılı Kanun kapsamında kalan ikinci ve üçüncü sınıf gayri sıhhi
müesseseler de, bu Yönetmeliğin atıfta bulunduğu Gayri Sıhhi Müesseseler
Yönetmeliğine göre ruhsatlandırılacak olup, bunlar için de GSM Yönetmeliği
ekindeki; Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-4'deki formlar düzenlenecek, tesisin kurulacağı
yer ve çevreye olacak zararlı etkileri bakımından gerekli görülen ilave bilgi ve
belgeler istenebilecektir.
Gıda maddesi
üreten işyeri kurmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, bu işyerlerini üretime
geçirmeden önce Sağlık Bakanlığı'na müracaat ederek işyerinin taşıması gereken
asgari teknik ve hijyenik şartlara göre çalışma izni almak ve Sağlık
Bakanlığının düzenleyeceği gıda işyerleri siciline kaydolmak; ayrıca, gıda
maddeleri üreten işyerleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın düzenleyeceği gıda
siciline kaydolarak sicil numarası almak, imal ettikleri gıda maddelerinin
bileşiminde bulunan maddeleri Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na da tescil
ettirerek izin almak zorundadır.
Yönetmeliğin
Ek-1 Listesinde yer alan işyerleri (Dondurulmuş gıda maddesi üreten işyerleri,
bisküvi, çikolata, kakaolu ve benzeri ürünleri üreten işyerleri, alkollü içki
üreten işyerleri ve diğer sayılanlar) için Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık
Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Ek-2 listesinde yer alan işyerleri (dondurma üreten
işyerleri, tuz işleme yerleri, makarna üreten işyerleri, un üreten işyerleri ve
sayılan diğer işyerleri) için ise İl Sağlık Müdürlükleri çalışma izni vermeye
yetkilidir.
Gerek Ek-1,
gerekse Ek-2'de yer alan listeler kapsamında üretim yapan işyerleri için çalışma
izni vermeye genel olarak Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel
Müdürlüğü yetkili olup, bu Genel Müdürlük gerektiğinde Ek-1 ve Ek-2'de yer alan
işyerleri arasında çalışma izni verme konusunda yetki değişikliği de yapabilir.
Bu listelerde
yer almayan gıda maddesi üretimi yapacak işyerleri, çalışma izni belgesi almak
için İl Sağlık Müdürlüğüne başvuruda bulunur. Bu işyerlerinin hangi gruba
gireceği hususu, İl Sağlık Müdürlüklerinin görüşü üzerine Temel Sağlık
Hizmetleri Genel Müdürlüğünce belirlenir.
ile işyerinin
özelliğine göre izni verecek olan makama başvururlar.
Başvuru
dosyasının eksiksiz olarak kabul edilmesi tarihinden itibaren bir ay içinde
işyeri, yetkili makam tarafından denetlenerek, Yönetmelik'te belirlenen şartlara
uygun bulunduğu takdirde çalışma izin belgesi düzenlenir, işyeri sicil numarası
verilir ve sicil kaydı yapılır.
Çalışma izin
belgesi, üzerinde yazılı gerçek veya tüzel kişi, adres ve yapılan iş için
geçerli olup, bunlardan herhangi birinin değişmesi halinde izin belgesi
geçerliliğini kaybeder. Bu durumlarda değişlik olması halinde, değişikliğe dair
bilgi, belge ve çalışma izni belgesinin aslı, bir dilekçeye eklenerek bir ay
içinde İl Sağlık Müdürlüğüne başvurulmalıdır.
Çalışma izin
belgesinin kaybolması veya okunamayacak şekilde tahrip olması durumunda ise,
gazete ilanı ya da tahrip olmuş belgenin aslı bir dilekçeye eklenerek yine İl
Sağlık Müdürlüğü'ne başvurulur.
Çalışma izni
alıp da 6 ay içinde faaliyete geçmeyen işyerlerinin çalışma izni iptal edilir.
IV.
UMUMA AÇIK İŞYERLERİ KAPSAMI NEDİR?
Otel, gazino,
kahve, içki yerleri, bar, tiyatro, sinema, hamam ve plaj gibi yerler, 2559
sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda umuma açık dinlenme ve eğlence
yerleri olarak tanımlanmaktadır.
2559 sayılı
Kanun uyarınca, bu gibi yerlerin açılması polis veya jandarmanın yapacağı
inceleme neticesine göre mahalli mülki amirinin iznine bağlıdır. Adı geçen
Kanunda sözü edilen içki yerleri ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin
hangileri olduğu, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin açılması,
denetlenmesi, faaliyetten men edilmesi, kapatılması, işletme izninin iptali ile
bu yerleri açacak, işletecek ve buralarda çalışacak kişiler hakkında yapılacak
işlemlere ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan ve 30.12.1999
gün ve 23922 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan 99/13681
karar sayılı "Açılması İzne Bağlı Yerlere Uygulanacak İşlemler Hakkında
Yönetmelik"te açıklanmıştır.
İÇKİSİZ İSTİRAHAT VE EĞLENCE YERİNİN AÇILMA İZNİ NEYE BAĞLIDIR?
İçkisiz
istirahat ve eğlence yerlerinin açılması ve faaliyette bulunması da,
Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde, kolluk soruşturması sonucuna göre en büyük
mahalli mülki amirinin vereceği izne bağlanmıştır.
Yine aynı
maddede, içkisiz istirahat ve eğlence yerinde, buraları açacak olan gerçek kişi
ve özel hukuk tüzel kişilerinin mesul müdürlerinde aranacak olan şartlar
sayılmıştır.
İÇKİSİZ İSTİRAHAT VE EĞLENCE YERİ AÇACAK GERÇEK KİŞİ VE VARSA ORTAKLARI İLE ÖZEL
HUKUK TÜZEL KİŞİLERİNİN MESUL MÜDÜRLERİNDE ARANACAK ŞARTLAR NELERDİR?
İçkisiz
istirahat ve eğlence yeri açacak gerçek kişi ve varsa ortakları ile özel hukuk
tüzel kişilerin mesul müdürlerinde;
Banyo,
hamam, sauna, masaj salonu, plaj, açık-kapalı havuz ve benzeri yerler için
yirmi bir yaşını, diğer içkisiz istirahat ve eğlence yerleri için on sekiz
yaşını bitirmiş ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak,
Kişi
güvenliği ve kamu düzeni için sürekli tehlike yarattığı gerekçesiyle daha
önce işlettiği veya yönettiği aynı nitelikteki içkisiz istirahat ve eğlence
yerine ait işletme izni ikiden fazla iptal edilmemiş olmak,
Kahvehane,
kıraathane ve oyun yeri açacak kişiler için, ayrı ayrı zamanlarda kumar
oynamak veya oynatmaktan dolayı üçten fazla ceza almamış olmak veya Türk
Ceza Kanununun 119 uncu maddesine göre aynı suçlardan dolayı üçten fazla ön
ödemede bulunmamış olmak veya 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri
Oyun Alet ve Makineleri Hakkında Kanuna muhalefetten dolayı hüküm giymemiş
olmak, koşulları aranacaktır.
İÇKİSİZ İSTİRAHAT VE EĞLENCE YERİNDE ARANACAK ŞARTLAR NELERDİR?
Açılmak istenen
içkisiz eğlence ve istirahat yerinde;
Genel
sağlık, genel ahlak, genel güvenlik ve asayişin korunması açısından uygun
yerde ve konumda olmak,
Patlayıcı,
parlayıcı ve yanıcı gibi tehlikeli maddeler üretilen, satılan, kullanılan ve
depolanan yerler ile gaz dolum tesislerinin yakınında olmamak,
Genel
kolluğun kontrol ve denetimini zorlaştıracak yerde ve konumda bulunmamak,
İtfaiye,
ambulans gibi müdahale ve yardım hizmetlerinin kolaylıkla ulaşabileceği bir
yerde ve konumda olmak,
Kahvehane,
kıraathane ve oyun yerleri için okul öncesi eğitim, ilk ve orta öğretim ve
eğitim okul bina ve tesisleri ile ilk ve orta öğretim öğrencilerinin devam
ettiği kurs, dershane, özel öğretim kurumları ve bu öğrencilerin kaldığı
öğrenci yurtlarına ait bina, tesis ve bunların müştemilatına 200 metreden
yakın mesafede bulunmamak, şartları aranacaktır.
Diğer
taraftan, turizmin yoğun olduğu yörelerdeki okulların tatil olduğu
dönemlerde ise, 200 metre mesafe şartının aranıp aranmayacağı konusunda en
büyük mahalli mülki amir karar verecektir.
BAŞVURU VE İSTENECEK BELGELER NELERDİR?
Yönetmeliğe
göre, içkisiz istirahat ve eğlence yeri açmak ve işletmek isteyen gerçek kişinin
bizzat kendisi, şirket veya diğer özel hukuk tüzel kişilerinin yetkili
temsilcisi, dilekçe ile mahallin en büyük mülki amirine başvurur. Başvuru
dilekçesine;
1. İçkisiz
istirahat ve eğlence yerini açacak ve işletecek gerçek kişi veya ortakları
bakımından:
Nüfus
cüzdanı örneği,
İkametgâh
belgesi,
Bulaşıcı
hastalıkları olmadığına dair uzman hekimden alınacak sağlık raporu,
Adli sicil
belgesi,
Renkli
fotoğraf.
2. Şirket veya
diğer özel hukuk tüzel kişileri bakımından:
Kuruluş
ilanı,
Açılması
istenilen yer için, yönetim kurulu karar tutanağı ve yetkili temsilciye
yönetim kurulu kararıyla verilmiş yetki belgesi,
Açılması
istenilen yeri işletecek olan mesul müdür için, yönetim kurulu kararının
tasdikli sureti ve (a) bendinde belirtilen belgeler.
3. İşyeri
bakımından:
İşyeri
kiralık ise noter tasdikli kira kontratı,
Tasdikli
tapu senedi sureti,
Yönetim
planında aksine bir hüküm yoksa; tapuda mesken olarak görünen yerler için
kat maliklerinin oy birliği ile alacağı karar tutanağı, tapuda iş yeri
olarak görünen yerler için ise, kat maliklerinin oy çokluğu ile alacağı
karar tutanağı, eklenecektir.
Yine burada da,
belgelerin son altı ay içinde düzenlenmiş olmasına dikkat edilecektir.
İçkisiz
istirahat ve eğlence yerinin devri halinde kişi ve yer bakımından yapılan
işlemler tekrar edilir.
İŞLETME İZİN BELGESİ VERİLMESİ KOŞULU NEDİR?
Kolluk
tarafından hazırlanan soruşturma dosyasına, işletmenin sınıfı ve niteliği,
bulunduğu binanın fenni, sıhhi ve yangın güvenliği bakımından belediyece, toplum
ve çevre sağlığına uygunluğu bakımından da çevre sağlık müdürlüğünce yapılan
inceleme sonuçları eklenir ve kolluk amirinin görüş yazısı ile birlikte mahallin
en büyük mülki amirinin onayına sunulur. Mülki amir tarafından içkisiz istirahat
ve eğlence yerinin açılmasına ve faaliyette bulunmasına izin verilmesini
müteakip kollukça işletme izin belgesi düzenlenir.
İÇKİLİ YERİN AÇILMASI KOŞULU NEDİR?
İçkili yerlerin
açılması ve faaliyette bulunması, polis ve jandarmanın yapacağı soruşturma
neticesine göre en büyük mahalli mülki amirin iznine bağlıdır.
Kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşları, dernek, vakıf, sendika ve benzerlerine ait
lokal, kamp ve dinlenme evleri gibi yerlerde kadehle ve açık olarak içki
satılması ve bu yerlerin içkili yer niteliğinde faaliyet göstermesi halleri de
bu hükme tabidir.
BAŞVURU VE İSTENECEK BELGELER NELERDİR?
Yönetmeliğin 12
nci maddesine göre, içkili yer açmak ve işletmek isteyen gerçek kişinin bizzat
kendisi, şirket veya diğer özel hukuk tüzel kişilerinin yetkili temsilcisi,
dilekçe ile mahallin en büyük mülki amirine başvurur. Başvuru dilekçesine:
1. İçkili yeri
açacak ve işletecek gerçek kişi veya ortakları bakımından:
Nüfus
cüzdanı örneği,
İkâmetgah
belgesi,
Bulaşıcı
hastalıkları olmadığına dair uzman hekimden alınacak sağlık raporu,
Adli sicil
belgesi,
Renkli
fotoğraf,
2. Şirket veya
diğer özel hukuk tüzel kişileri bakımından:
Kuruluş
ilanı,
Açılması
istenilen içkili yer için, yönetim kurulu kararı tutanağı ve yetkili
temsilciye yönetim kurulu kararıyla verilmiş yetki belgesi,
Açılması
istenilen içkili yeri işletecek olan mesul müdür için yönetim kurulu
kararının tasdikli sureti ve (a) bendinde belirtilen belgeler,
3. İş yeri
bakımından:
İş yeri
kiralık ise noter tasdikli kira kontratı,
Tasdikli
tapu senedi sureti,
Yönetim
planında aksine bir hüküm yoksa, tapuda mesken olarak görünen yerler için
kat maliklerinin oy birliği ile, tapuda iş yeri olarak görünen yerler için
ise, kat maliklerinin oy çokluğu ile alacağı karar tutanağı,
4. Lokal, kamp
ve dinlenme evleri için, başvuruda bulunan kuruluşun kendi mevzuatının öngördüğü
belgeler, kuruluşun mevzuatında açılma usulleri gösterilmemiş ise (b) bendinde
belirtilen belgeler,
5. Sabit veya
seyyar olarak kullanılan kara, deniz, hava ve her çeşit taşıma araçlarının
içkili yer olarak kullanılmasının istenmesi halinde, bu maddede belirtilen
belgelerin yanı sıra, deniz araçları için bağlı olduğu veya bulunduğu liman
başkanlıklarının, diğerleri için ilgili kurum ve kuruluşlarının vereceği
uygunluk yazısı, eklenecektir.
Dikkat edilecek
bir başka husus ta, başvuru belgelerinin son altı ay içinde düzenlenmiş olması
gereğidir.
İŞLETME İZİN BELGESİ VERİLMESİ KOŞULU NEDİR?
Polis veya
Jandarma tarafından hazırlanan soruşturma dosyasına, işletmenin sınıfı ve
niteliği, bulunduğu binanın fenni, sıhhi ve yangın güvenliği bakımından
belediyece, toplum ve çevre sağlığına uygunluğu bakımından çevre sağlık
müdürlüğünce yapılan inceleme sonuçlarının eklenmesi ve kolluk amirinin görüş
yazısı ile birlikte mahallin en büyük mülki amirinin onayına sunulması üzerine,
mülki amir tarafından içkili yerin açılmasına ve faaliyette bulunmasına izin
verilmesini takiben kollukça işletme izin belgesi düzenlenir.
Otel, motel ve
pansiyon gibi konaklama tesislerinin bünyelerinde açılacak içkili yer için ayrı
bir içkili yer işletme izin belgesi düzenlenir.
V.
KARAYOLU KENARINDA YAPILACAK VE AÇILACAK OLAN TESİSLER İLE İLGİLİ KAPSAM NEDİR?
Karayollarının
her iki tarafında karayoluna bağlantıyı sağlayacak geçiş yolları yönünden
akaryakıt istasyonları, servis istasyonları, akaryakıt dolum istasyonları,
sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG/CNG) dolum ve ikmal istasyonları, tehlikeli
madde depoları, umuma açık park yerleri, umuma açık garaj, yolcu terminali
(otogar), yük terminali (nakliyat ambar ve depoları), fabrika, işhanı, çarşı,
pazar yeri, toptancı hal, sinema, tiyatro ve benzeri eğlence yerleri, turistik
yapı ve tesisler, malzeme ocak ve harmanları, maden ve petrol şantiye-ocak ve
tesisleri, araç bakım-onarım-teşhir ve satış yerleri, otel, motel, lokanta,
kahvehane, ticari bina, hububat-tütün-fındık-pancar ve benzeri tarım ürünleri
depoları, besi çiftliği ve ahırlar, yolcu indirme-bindirme yerleri (durak),
sürücü kurs yerleri, eğitim-sağlık-spor-dini-kültürel ve benzeri amaçlı kamu ve
özel yapılarla bunların sosyal tesisleri, üretme çiftlikleri, havuzlar, sabit
kantarlar, trafolar, meskenler, trafik güvenliğini etkileyecek her türlü yapı ve
tesisler ile,
Karayollarının
her iki tarafından sınır çizgisine elli metre mesafe içinde olup, geçiş yolları
ile karayoluna bağlantı yapmaksızın yukarıda sayılan yapı ve tesislerin
yapılması, açılması ve işletilmesi 15.5.1997 gün ve 22990 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan "Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak
Tesisler Hakkında Yönetmelik"te belirtilen esas, usul ve kriterlere tabidir.
Söz konusu
Yönetmelik, diğer Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerdeki tanımlar saklı kalmak
kaydıyla bu Yönetmeliğe tabi olan (Akaryakıt İstasyonu, Servis İstasyonu,
Akaryakıt Dolum İstasyonu, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) ve Sıkıştırılmış
Doğalgaz (CNG) Dolum İstasyonları, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) İkmal
İstasyonları, Tehlikeli Madde Depoları, Umuma Açık Parkyerleri, Umuma Açık
Garaj, Yolcu Terminali (Otogar), Yük Terminali (Nakliyat Ambar ve Depoları),
Fabrika, İşhanı, çarşı, Pazaryeri; Toptancı Hal, Sinema, Tiyatro, Gazino ve
Benzeri Eğlence Yerleri, Turistik Yapı ve Tesisler, Malzeme Ocak ve Harmanları,
Maden ve Petrol Şantiye-ocak ve Tesisleri, Araç Bakım-Onarım Yerleri, Araç
Teşhir ve Satış Yerleri, Otel-Motel, Lokanta, Kahvehane,
Hububat-Tütün-Fındık-Pamuk-Pancar ve Benzeri Tarım Ürünü Depoları, Üretme
Çiftliği ve Ahırlar, Ticari Bina, Yolcu İndirme-Bindirme Yerleri (Durak), Taksi
Durakları, Minibüs ve Otobüs Durakları, Sürücü Kurs Yerleri, Havuzlar, Sabit
Kantarlar, Trafolar, Meskenler, Devletyolu, İlyolu, Kavşak Başlangıcı, Toplayıcı
Yol (Yan Yol), Geçiş Yolu, Belediye Sınırı, Mücavir Alan, Nazım İmar Planı,
Yerleşme Alanı (İskan Sınırı), Karayolu Sınır Çizgisi,) çok çeşitli tesis ve
terimlerin tanımlarını ayrıntılı olarak yapmıştır.
Bu Yönetmelik
kapsamındaki tesislerin açılarak faaliyete geçebilmesi için, yol ve trafik
güvenliğinin sağlanması amacıyla karayoluna bağlantıyı sağlayacak geçiş yolları
yönünden Geçiş Yolu İzin Belgesi alınması gerekmektedir. Bu izin, 3194 sayılı
İmar Kanunu gereğince alınması gerekli ruhsatlar yerine geçmemektedir. Ancak,
3194 sayılı İmar Kanunu'nun öngördüğü inşaat ruhsatı alınsa bile, Geçiş Yolu
İzin Belgesi alınmadan inşaata başlanılamaz.
Diğer taraftan,
yapılanma, arazi kullanımı ve diğer hususlarla ilgili olarak görevli ve yetkili
kuruluşlardan da gerekli izinlerin alınması zorunludur.
BELEDİYE SINIRLARI DIŞINDA KARAYOLU KENARINDAKİ YAPI VE TESİSLER İLE İLGİLİ
KAPSAM NEDİR?
Belediye
sınırları dışındaki karayolları kenarında yapılacak ve açılacak tesislerden
karayoluna bağlantı yapılmak istenmesi halinde Geçiş Yolu İzin Belgesi, yolu
yapan ve bakım altında tutan kuruluştan alınır.
GEÇİŞ YOLU İZİN BELGESİ ALMA KOŞULU NEDİR?
Geçiş Yolu İzin
Belgesi almak için;
Bu
Yönetmelikte ve Geçiş Yolu Ön İzin Belgesinde belirtilen şartlara uygun
olarak inşaatı bitirilen tesis sahipleri, ön izin belgesini Geçiş Yolu İzin
Belgesi ile değiştirmek üzere İlgili Kuruluşun Bölge Müdürlüğüne müracaat
eder. İlgili Kuruluşça yerinde yapılan inceleme neticesinde Yönetmelik
şartlarına aykırı bir durum olmadığı tespit edilirse Geçiş Yolu İzin Belgesi
verilir.
Geçiş Yolu
İzin Belgesi verilen tesisler için 3194 sayılı İmar Kanunu ve buna bağlı
Yönetmeliklere göre ilgili Valilikten Yapı Kullanma İzni alınır. İnşaatı, bu
Yönetmelik hükümleri ile Geçiş Yolu İzin Belgesinde belirtilen hususlara
aykırı olarak bitirilen tesislere, yapı kullanma izin belgesi verilemez.
BELEDİYE SINIRLARI İÇİNDE BULUNAN KARAYOLU KENARINDAKİ YAPI VE TESİSLER İLE
İLGİLİ KAPSAM
Adı geçen
Yönetmelikte sayılan tesislerin belediye ve mücavir alan sınırları içindeki
karayolları kenarında yapılması ve açılması için,
İlgili
Belediye Başkanlığından Geçiş Yolu İzin Belgesi alınması,
İlgili
Belediye Başkanlığının da trafik güvenliği bakımından, bu Yönetmelikte
belirtilen şartların yerine getirilmesini sağlamaları, zorunludur.
Ayrıca, dikkat
edilmesi gereken bir başka husus, karayolu kenarında yapılacak ve açılacak olan
tesislere, bu Yönetmelik hükümlerinin yanı sıra, tesis hangi işyeri niteliğini
taşıyorsa, (sıhhi, gayri sıhhi, umuma açık, eğlence yeri, gıda vb.) onunla
ilgili mevzuattan kaynaklanan kriterlere göre değerlendirilerek açılış ve
çalışma ruhsatlarının verilmesidir.
VI.
SAHİPLİ ARAZİLERDEKİ OCAKLAR İLE İLGİLİ KAPSAM NEDİR?
1901 tarihli
Taşocakları Nizamnamesinin 1 inci maddesinde "Ocaklar; somaki, alçı, kireç,
çakmak, kaldırım, değirmen, litografya, mermer çeşitleri, çakıl, gre, granit ve
kumlu ve benzeri taşlarla amyant, pozolan, strasi, bazalt, lavmarin, tebeşir,
üstübeç, kil, çimento, kaolen, feldspat ve buna benzer cisimlerden, yün ve
yapağı temizlenmesi, çanak çömlek ve benzeri ürünler, boya imali veya toprağın
kuvvetlendirilmesi için tarımla uğraşanlar tarafından kullanılan piritli
topraklarla diğer topraklardan ve bunlara benzer diğer maddelerden ibarettir."
şeklinde tanımlanan taş, kum, toprak, çakıl vb. ocaklar; şahısların mülkiyetinde
bulunan arazilerde çıkarsa bu Nizamname'nin 2 nci maddesi uyarınca işletme hakkı
arazi sahibine aittir.
Keza, bir kimse
tasarrufu altında bulunan arazide meydana çıkan ocaklardan, kendine ait özel
inşaat ve imalat (yapım işleri) için ihtiyaç duyduğu maddeleri, aynı
Nizamname'nin 3 üncü maddesi hükmüne göre, hükümete (vilayete) durumu haber
vermeye, harç ve vergi ödemeye zorunlu olmadan çıkarıp kullanabilir.
Ancak, kendi
tasarrufu altında bulunan veya sahibini razı ettiği arazide ticaret amacıyla
ocak açmak ve işletmek isteyenler, durumu vilayete bir dilekçe ile bildirmeye
zorunludur. dilekçede;
Başvuranın
adı, soyadı ve adresi,
Eğer arazi
başkasının tasarrufunda ise onun adı, soyadı ve rızasının alınmış olduğu,
Anılan
yerde ocak açılması ve işletilmesinden dolayı doğacak zarar ve ziyanı
ödemeyi üstleneceği,
Civarında
bulunan yapı ve tesislere, diğer emlake ve yollara ve en yakınındaki
akarsuya göre ilişkisi,
Ocağın
yerüstünde mi yoksa kazılmak suretiyle toprak altında mı açılacağı,
Ocaktan
çıkarılacak maddelerin cinsi, türü ve nereye taşınıp gönderileceği,
Ocağın
tahmini durumu ve büyüklüğü,
gösterilir.
Bu dilekçeye
ocağın açılıp işletilmesinden dolayı doğacak zarar ve ziyanın ödeneceğine dair
bir adet kefalet senedi ile arazi bir başka kimsenin tasarrufu altında ise
rızasının alındığına ve kendisine ne kadar bedel veya ücret verileceğine ve ne
kadar bir süre için mukavele yapıldığına dair arazi sahibi tarafından mühürlü ve
noterden onaylı bir senet bağlanacak ve açılması ve işletilmesi için başvurulan
ocaklardan çıkarılacak maddelerin gerek ham, gerek işlenmişinden ikişer parça
örnek (numune) de birlikte verilecektir.
Bu numunelerden
biri mahallindeki resmi dairede alıkonulup, diğeri 15 inci maddede yazılı olduğu
şekilde Maden Bakanlığına gönderilecektir. Ocağın işletilmesi için toprak
altında kuyu ve mağara açmak gerekirse, aşağıda belirtildiği gibi düzenlenecek
haritanın üç nüshası dilekçeye bağlanmalıdır. Bu nüshalardan bir mahalli dairede
saklanır ve diğeri 15 inci madde uyarınca Maden Bakanlığına gönderilir, üçüncü
nüshası da onaylanarak dilekçe sahibine verilir. Sözü geçen harita 1/500
ölçeğinde düzenlenip, bunda ocağın açılması ve işletilmesine gerekçeli arazinin
miktarı ile ocağın açıldığı arazinin sınırları ve o sınırdan itibaren dört yönde
ikiyüz ellişer metre uzaklık içinde mevcut bütün binalar ile her yönde ikiyüz
ellişer metre uzaklık içinde mevcut bütün binalar ile her çeşit akarsu ve
açılması gerekli kuyu ve mağara çıkışları gösterilecektir.
(Not: 1925
tarihli Genelge'ye göre, bu maddede istenildiği gibi evrakın ve belgelerin Maden
Bakanlığına gönderilmesine gerek olmayıp, her türlü incelemenin il'de yapılması
ve sonuçlandırılması yeterlidir.)
DEVLETİN HÜKÜM VE TASARRUFU ALTINDAKİ VE DEVLETİN ÖZEL MÜLKİYETİNDEKİ YERLERDE
BULUNAN OCAKLAR İLE İLGİLİ KAPSAM NEDİR?
178 sayılı
Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
13/b maddesi gereğince, hazinenin özel mülkiyetindeki yerler ile ormanlar ve
devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer yerlerde bulunan taş, kum ve çakıl
ocakları Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından kiraya verilecek, il özel idare
tarafından da Taşocakları Nizamnamesinin 19 uncu maddesine göre
ruhsatlandırılarak, rüsuma bağlanacaktır.
186 sayılı
Milli Emlak Genel Tebliğinde; taş, kum ve çakıl ocaklarının kiraya verilmesi
esas usulleri;
" F- Orman
sınırları içinde, Devletin özel mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu
altındaki yerlerde bulunan taş, kum ve çakıl ocakları teşkilatımızca kiraya
verilecektir.
Devletin hüküm
ve tasarrufu altında veya orman sınırları içinde bulunup, 484 sayılı KHK'nin
yürürlüğe girdiği 13.07.1993 tarihinden önce özel idare veya orman idaresince
kiraya verilen taş, kum ve çakıl ocaklarına ait kira bedellerinin, kiracı ile
akti ilişkinin devam etmekte olduğu dikkate alınarak, sözleşmelerin sona ereceği
tarihe kadar; sözü edilen idarelerce tahsil edilmesine devam edilecektir.
Sözleşmenin bitim tarihinden itibaren, kiraya verme işlemi Bakanlığımızca
yapılacaktır.
Taş, kum ve
çakıl ocakları, kiraya verilmeden önce, o yerde ocak açılmasında sakınca olup
olmadığı hususu, Karayolları Bölge Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü,
İl Özel İdare Müdürlüğü, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı gibi kuruluşlardan
sorulacak, ocak açılmasında sakınca olup olmadığı belirlendiği takdirde, kiraya
verme işlemlerine başlanacaktır. Şayet ocak orman sınırları içinde ise, bu
alanda ocak açılmasına izin verildiğine dair, Orman Genel Müdürlüğünden alınacak
izin belgesi istenecektir.
Taş, kum ve
çakıl ocağının tahmini kira bedelinin tespitinde, öncelikle ocak sahasında
bulunan malzemenin metreküp veya ton olarak miktarı belirlenecek, daha sonra bu
malzemenin ocaktaki fiyatı dikkate alınarak, tahmini kira bedeli aşağıdaki
formüle göre tespit edilecektir.
(m3 veya ton
olarak taşınmaz malda bulunan malzeme miktarı) x (m3 veya ton olarak malzemenin
ocaktaki fiyatı) = (tahmini kira bedeli)
kira süresi,
ocakta bulunduğu belirlenen malzemenin, ne kadar sürede alınabileceği gözönünde
bulundurularak tespit edilecektir.
Bir yıldan uzun
süreli ihalelerde ve müşterinin kira bedelini taksitle ödeme talebinde bulunması
halinde, ilk yıl kira bedeli aşağıdaki formüle göre belirlenecektir.
(İhale Bedeli)
: (Kira Süresi) = (İlk Yıl Kira Bedeli)" olarak belirlenmiştir.
Taş, kum, çakıl
ve toprak ocaklarının kiraya verilmesinde yetki hususu ise 202 Sıra Nolu Milli
Emlak Genel Tebliğinde;
"Ormanlar ve
Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer yerler ile Devletin özel
mülkiyetindeki yerlerde bulunan su ürünleri üretim yerleri, kaynak suları, taş,
kum, çakıl ve toprak ocaklarının kiraya verilmesi işlemlerini yapmak hükümleri
getirilerek, bu gibi yerlerin kiraya verme yetkisi Bakanlığımıza verildiğinden,
186 sayılı Milli Emlak Tebliğinin F bölümüne göre işlem yapılmaya devam
edilecektir" şeklinde tespit edilmiştir.
TAŞ,
KUM VE ÇAKIL OCAKLARININ RUHSATLANDIRILMASI KOŞULLARI NELERDİR?
Taş, kum ve
çakıl ocakları, Devletin özel mülkiyetindeki taşınmaz mallar ile Devletin hüküm
ve tasarrufu altında bulunun yerlerde işletilecekse, öncelikle Milli Emlak Genel
Müdürlüğünden kiralanması, daha sonra da Taşocakları Nizamnamesi'nin 4 üncü
maddesi gereğince ihaleye gidilmeden kiracı adına özel idare tarafından Tüzüğün
19 uncu maddesine göre ruhsat verilerek rüsuma bağlanması gerekmektedir.
Şirket sahiplerinin karşılaştıkları
sorunlar esasen sadece günümüze has olmayıp, bazıları özel şirketlerin ortaya
çıkışından bu yana var olan, bazıları ise teknolojinin evrimiyle ortaya çıkan
sorunlardır. Şirket sahibi olarak bu sorunların hepsiyle teker teker ilgilenmeli
ve şirketinize verebileceği zararları önlemeye çalışmalısınız.
1.Nakit Yönetimi
Tüm şirketlerin bir numaralı
karşılaştıkları sorundur ve tüm şirketler ömürlerinin herhangi bir zamanında
bununla ilgili bir sorun yaşayabilirler. En başarılı şirketler bile nakit
yönetimini etkin bir şekilde yapmadıkları takdirde başarısız olabilirler. Nakit
akışınız paranızın şirketinize giriş hızı ile bu parayı çalışanlarınıza,
tedarikçilerinize ve vergi idaresine ödeme hızınız arasındaki farktır.
Çoğu şirket hızlı büyüdüklerinde
veya büyük sipariş aldıklarında nakit akışlarının en büyük riski yarattığını
fark etmez. Bunun sebebi bir çoğunun ürünleri ve ham maddeyi satın almak ve
müşteriden para girişi olmadan bunlarının bedelini ödemek zorunda olmasıdır. Bu
hizmet sektörü için de aynıdır; burada da çalışanlarınız ve müteahhitleriniz ay
sonunda ödemelerini alırken müşterileriniz iş bitince veya bir ay sonra parayı
öderler. Hatta ödeme zamanları daha da uzayabilir.
Hızlı büyüme dönemlerinde
maliyetleriniz artabilir ve artan satışlardan elde edilen nakit şirkete girmeden
bu maliyetleri karşılamak durumunda kalabilirsiniz. Bu durumda da aniden nakit
kriziyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
2.Çalışanlar
Çalışanlarınız şirketinizi vezir de
eder rezil de. Doğru seçimler yaptıysanız şirketinizin değeri hızla artar. Ama
yanlış seçimler yaptıysanız paranız ve zamanınız boşuna harcanır ve şirketinize
büyük zararlar verebilir.
Sık rastalanılan hatalar kendinizi
iyi hissetmek için kendiniz kadar zeki insanları işe almamanız; hızlı eleman
alıp hızlı işten çıkarma; eğitim ve gelişime yeterli yatırımı yapmama;
çalışanların söylediklerini dinlememeniz; işe alma aşamasında iyi referanslar
almama; şirket içi adil ve tutarlı insan kaynakları politikaları
oluşturmamaktır.
Çoğu şirket sahibi personel
konularını zaman ve para kaybı olarak görür. Bu durumda da bu konular
çözümlenmediğinde açılan davalar sonucu büyük tazminatlar ve cezalar ödenir.
Yapılması gereken yüksek nitelikli
insanları işe almak; bu insanların sizden zeki olması, bu kişilerin şirketi
geliştirmeye ve büyütmeye istekli olması ve yine bu insanların iyi bir özgeçmişe
sahip olmasıdır. Ayrıca, özgeçmişlerdeki boşluklara dikkat edilmeli ve mutlaka
referanslar alınmalıdır.
Sonra yapılması gereken ise
personele adil davranılması ve başarıları karşısında da ödüllendirilmeleridir.
Ölçtüğünüz ve ödüllendirdiğiniz her eylem tekrar edilir. Çalışanların gelişimi
ve eğitimi için tutarlı ve açık politikalar oluşturun ve birebir görüşmelerde
samimi ve açık olun. Ve herşeyden önce iletişim kanallarını her zaman açık tutun
ve onlara güvenin.
3.Kalabalık Pazarda Fark Edilmek
Çok iyi bir ürün veya hizmetiniz
olabilir, ancak potansiyel müşterileriniz ne sunduğunuzu bilmedikleri sürece
işiniz büyümeyecektir. Pazara çıkıp müşteriniz olmasını istediğiniz insanlara
mesajınızı iletmelisiniz.
Artık insanlar günde ortalama 3.000
den fazla satış ve pazarlama mesajı alıyorlar ve bu sebeple de bu mesajlara
karşı bağışıklık kazanıyorlar. Sizin göreviniz tüm mesajların içinden sıyrılıp
müşterinin sizi fark etmesini sağlamaktır.
Bunun en iyi yolu farklılık
yaratmaktır. Bu sayede hedef müşteriye doğrudan ulaşmaktır. Müşterilerin ihtiyaç
ve isteklerine göre şekillendirilmiş mesajla pazara yaklaşmanız gerekir. Ancak
bu sayede sizi fark eder ve dinlerler.
Buna karşı verilen standart
reaksiyon bir farklılığa odaklanıldığında diğer müşterilerin elden kaçırıldığı
endişesidir. Bu işin gerçeği, farklılık içermeyen genel mesajlara insanların
kendisine göre olmadığına inandıkları için zamanla unutmaları veya fark
etmemeleridir. Ayrıca şu an bir farklılığa yoğunlaşıp istediğinizi elde ettikten
sonra bir sonraki dönemde başka bir gruba hitap edecek bir başka farklılığa
yoğunlaşma şansınız her zaman vardır.
4.Yetersiz Planlama
Nereye gittiğinizi bilirseniz her
yol sizi istediğiniz yere götürür. Elinizde açık bir plan ve hedef olmadan
dikkatiniz dağılır ve başarmak istediğinizi asla başaramazsınız.
Şirketler planlama yapmadıklarında
para, personel, ivme ve müşteri kaybederler. Plan olmaksızın doğru yolda olup
olmadığınızı ve bir sonraki aşamada ne yapmanız gerektiğini bilemezsiniz.
Panlama yapmak sizi beklenmeyen durumlara hazırlar ve esneklik sağlar. Çünkü
planınıza sadık kalmak kaydıyla esnek olabilir ve ilerledikçe değişiklikler
yapabilirsiniz. Ayrıca karar alma süreci kolaylaşır, çünkü sonuçları nasıl ve
neye göre değerlendireceğinizi bilirsiniz. Bir kararın sizi planınızdan
uzaklaştırıp uzaklaştırmadığını daha kolayca görürsünüz.
5.Müşterilerin İhmal Edilmesi
Günümüzün hizmet odaklı dünyasında
müşteriler ihmal edilmektedir. Doğru müşteriyi bulmak ve ona ürün veya hizmeti
anlatmak ve ona satış yapmak için verilen onca uğraştan sonra müşteri
memnuniyeti unutulmaktadır. Yeni satışlar yapmaya öyle yoğunlaşılır ki ilave
satışların da yapılabileceği mevcut müşteriler unutulur. Halbuki mevcut
müşterilerin referansları son derece önemlidir.
Bir müşteriyi unutur ve
kaybederseniz o müşteri bunu diğerlerine anlatır. Tecrübeleri olduğu için
diğerleri ona inanır.
Yeni müşteri bulmak ve satış yapmak
mevcut müşteriyi tutmak ve satış yapmaktan daha maliyetlidir. Müşterilerinizin
iletişim bilgilerini alın, onları hatırlayın ve ilişkilerinizi güçlendirin. İlk
satışı sadece başlangıç olarak düşünün.
Mutlu ve memnun müşteriler
elinizdeki en iyi pazarlama aracıdır.
Haftanın sorusu: Derecelendirme
faaliyetleri neleri kapsamaktadır ve SPK'nın izin verdiği derecelendirme
kuruluşları hangileridir?
Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri:VIII,
No:40 sayılı “Sermaye Piyasasında Derecelendirme Faaliyeti ve Derecelendirme
Kuruluşlarına İlişkin Esaslar Tebliği” 04/12/2003 tarih ve 25306 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğ uyarınca, derecelendirme
faaliyeti; kredi derecelendirmesi ve Kurumsal Yönetim İlkelerine uyum
derecelendirmesi faaliyetlerini kapsamaktadır. Tebliğ’de kredi derecelendirmesi
“ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının risk durumları ve
ödeyebilirliklerinin, veya borçluluğu temsil eden sermaye piyasası araçlarının
anapara, faiz ve benzeri yükümlülüklerinin vadelerinde karşılanabilme riskinin,
derecelendirme kuruluşları tarafından bağımsız, tarafsız ve adil olarak
değerlendirilmesi ve sınıflandırılması faaliyeti”; Kurumsal Yönetim İlkelerine
uyum derecelendirmesi ise, “ortaklıklar ve sermaye piyasası kurumlarının Kurulca
yayımlanan Kurumsal Yönetim İlkelerine uyumun derecelendirme kuruluşları
tarafından bağımsız, tarafsız ve adil olarak değerlendirilmesi ve
sınıflandırılması faaliyeti” olarak tanımlanmıştır.
Türkiye’de Derecelendirme
Faaliyetinde Bulunması Kurulca Kabul Edilen Derecelendirme Kuruluşları