REKABET HUKUKU VE LPG-TÜP PİYASASI Yrd. Doç. Dr. Hamdi PINAR, LL.M. (München)
REKABET HUKUKU VE LPG-TÜP PİYASASI
Yrd. Doç. Dr. Hamdi PINAR, LL.M. (München)
1. Türkiye’de LPG-tüp Pazarı ve Tüketim
Türkiye’de gelişmiş ülkelere nazaran ev ve işyerlerinde, özellikle de mutfakta
ve su ısıtmalarında elektrik enerjisinden çok az yararlanılmaktadır. Bu
alanlardaki enerji ihtiyacı LPG-tüplerinde sıkıştırılarak kullanıma sunulan gaz
ile giderilmektedir. Türkiye’de LPG sektörü büyük bir pazardır ve bu büyüklük
nedeniyle de pazardaki rekabet yoğun olarak yaşanmaktadır. Bu pazarda hem ulusal
hem yerel düzeyde piyasa oyuncuları bulunmaktadır. LPG-tüp pazarında küçük (kamp
tipi, 2 Kg.’lık), orta (ev tipi, 12 Kg.’lık) ve büyük boy (ticari ve sanayi
tipi, 24 ve 45 Kg.’lık) gibi ebatlarda tüpler kullanılmaktadır. Petrol ve
doğalgazdan elde edilerek basınç altında sıvılaştırılan propan, bütan ve
izomerleri gibi hidrokarbonlar veya bunların karışımını ifade eden LPG
(sıvılaştırılmış petrol gazı), ülkemizde ısıtma, ısınma ve aydınlatmada
kullanılan ve “tüpgaz” adıyla bilinen yaygın bir enerji kaynağıdır. Renksiz ve
kokusuz bir gaz olmasına rağmen, oluşabilecek bir sızıntının hemen anlaşılması
için rafinerilerde özellikle kokulandırılmıştır. Havadan ağır yanıcı bu gazın
bileşimi %70 bütan, %30 propan’dır. Tüpte hem sıvı, hem gaz halinde bulunan LPG,
tüpün bağlı olduğu cihaz kullanılmaya başlandığında, üstte gaz halindeki kısım
eksilirken alttaki sıvı buharlaşarak eksilen yeri doldurur. LPG basınç altında
sıvılaştırılmış ve kaynama noktası 0 (sıfır) derecenin altında olan bir gazdır.
Normal sıcaklıkta hemen buharlaşabilen ve çelik tüplerle rahatça depolanarak
tüketiciye de kolayca ulaştırılabilen LPG, diğer pek çok enerji kaynağına göre
daha üstün olmaktadır[3]. Dünya ve Türkiye piyasaları hakkında kısaca şu
bilgiler verilebilir[4]:
Türkiye pazarının, 2002 yılsonu rakamlarıyla Dünya LPG tüketiminde %1.7,
Avrupa LPG tüketiminde ise %11.8 paya sahip olduğu belirlenmiştir[5]. 2003 yılı
verilerine göre, Türkiye’de LPG arzının %80’i ithalat yoluyla karşılanmıştır. Bu
ithalatın %47’si Tüpraş[6], %53’ü dağıtım şirketleri tarafından
gerçekleştirilmiştir. Türkiye pazarındaki tüketimde, 2002 yılındaki miktara
nazaran 2003 ve 2004 yıllarında az da olsa bir daralmanın olduğu
görülmektedir[7]:
TÜKETİM (bin ton)
2003
2004
Türkiye
3,540,7
3,521,8
Bir diğer istatisdiki sonuç ise, 2003 yılında 13.5 milyon hanenin kullandığı
tüplügaz satışları, bir önceki yıla göre %3, dökmegazda %21 oranında azalmıştır.
Ancak otogaz pazarı ise, 2003 yılında bir önceki yıla göre %7 oranında
büyümüştür[8]. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu verilerine göre Türkiye’de 14
Mart 2007 tarihi itibari ile:
Ø LPG dağıtıcı lisansı verilen şirket sayısı toplam 55;
Ø LPG tüpü imalatı lisansı verilen şirket sayısı 14 ve
Ø LPG tüpü muayenesi, tamir ve bakımı lisansı verilen şirket sayısı ise 112’dır.
2.
Rekabet Hukuku ve LPG-tüp Piyasası
Rekabet hukukundaki ilk kararlardan biri de Rekabet Kurulu (RK) tarafından
1998 yılında verilmiş olan LPG kararıdır[9]. Bu çalışmanın kapsamında LPG-tüp
piyasasındaki bazı hükümlerin ve uygulamaların, piyasaya yeni girecek firmalar
için rekabet hukuku açısından sakıncalı olabilecek nitelikte piyasaya giriş
engeli teşkil edip etmedikleri tartışılacaktır[10]. Günümüzde LPG-tüp
piyasasında aynı anda iki mal birlikte satışa sunulmaktadır. Bunlar; çelik olan
boş tüp ve tüp içine sıkıştırılmış gazdır. Genel olarak her iki ürün aynı firma
tarafından aynı marka altında piyasaya sunulmaktadır. Bununla birlikte, aynı
grup içinde birden fazla marka bulunduğu takdirde boş tüpler aynı dolum
tesisinde yine aynı standardlara uygun doldurulmaktadır. Ancak gaz için tek bir
marka yerine ilgili çelik tüp markası aynı zamanda bandrol veya hologram
şeklinde gaz markası olarak da kullanılmaktadır.
LPG Piyasası Kanunu m. 2/b.L’de tüplü LPG bayii sadece sözleşmeli olduğu
dağıtıcının tescilli markası ve amblemini taşıyan LPG tüplerini işyerinde
pazarlayan gerçek veya tüzel kişidir. Aynı maddenin “i” bendinde dağıtıcı, “LPG
dağıtım yetkisi olan ve lisanslarına işlenmesi halinde depolama, dolum, taşıma
işlemleri yapabilen sermaye şirketi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlardan dolu
bir LPG-tüpünde iki ayrı ürün ve aynı olsa bile iki ayrı markanın bulunduğu göz
önünde tutulmayarak her iki ürün için de aynı markanın kullanılması
düşüncesinden hareket edilmiştir.
Böyle bir piyasaya firmalar üç değişik şekilde girebilir. İlk olarak, her iki
ürünü de üretmek yolu ile; ikinci olarak gaz dolum tesisi kurup LPG-tüplerini
doldurarak piyasaya sadece gaz sunma yolu ile ve son olarak gaz işi ile
uğraşmaksızın kendi markası altında sadece çelik tüp üretme yolu ile piyasaya
girebilirler. Bu giriş şekilleri söz konusu olduğunda bu firmaların durumu ne
olacaktır.
Birinci ihtimalde, yani piyasadaki mevcut sistem gibi bir firma, tek bir marka
altında iki ayrı ürünü birlikte bayileri aracılığı ile tüketicilere sunabilir.
Bu takdirde yeni giren firmanın, piyasada uzun yıllardır faaliyette bulunan
firmalarla rekabet edebilmesi için müşterinin elinde bulunan ve rakiplerinin
markalarını taşıyan boş LPG-tüplerini almak zorunda kalacaktır. Aksi takdirde
kendi LPG-tüplerini geniş bir müşteri kitlesine ulaştıramayacaktır. Oysa,
yukarıda da ayrıntılı olarak tartışıldığı üzere, 2005 yılında çıkarılmış olan
LPG Piyasası Kanunu m. 8 ile getirilen “boş tüpleri elde bulundurma, takas ve
satışa sunma” yasağı, bu piyasaya girecek yeni firmaların önündeki en büyük
engeldir. Bu şekildeki geniş bir yasak yerine, LPG-tüp piyasasında rekabetin
teşviki için, haksız rekabet açısından dürüstlük kuralını ihlâl etmeyecek bir
şekilde LPG-piyasasında çelik tüplerin takas edilmesi imkanının getirilmesi
gerektiği kanaatindeyiz. Böylece piyasaya girmek isteyen firmaların başka
bir şekilde engellenmesi söz konusu olduğunda RekabetK m. 4 ve 6 uygulama alanı
bulabilecektir.
LPG Piyasası Kanunu ile getirilmiş yasak olmasa idi, sadece gaz dolumu yapmak
veya sadece çelik tüp üretmek için piyasaya girmek isteyen firmaların
davranışları ne marka, ne haksız rekabet hukuku açısından bir sorun olmayacağı
gibi; rakiplerin davranışlarına, şartların gerçekleşmesi halinde, rekabet
hukukundaki hükümler uygulanabilecekti. Zira iki ayrı ürün bir arada ama iki
ayrı marka altında satışa sunulmasında tüketiciler yanıltılmadığı veya dürüstlük
kuralını ihlâl edecek nitelikte bir engelleme olmadığı takdirde marka ve haksız
rekabet hukuku açısından herhangi bir sakınca ortaya çıkmayacaktı. Buna karşın,
gaz dolumu işleri ile uğraşan firmaya, çelik tüp üreticisi firmalar kendi
ürünlerini satmadıkları takdirde, olayın özelliğine göre RekabetK m. 4 veya 6
ihlâl edilmiş olacaktı. Ancak mevcut yasak yürürlükte kaldığı sürece, başka
markalı çelik tüplerin başka bir firma tarafından doldurularak satışa sunulması
hukuken mümkün değildir. Çelik tüp üretmek için pazara giren firmanın alıcısı,
gaz dolum şirketleri olacağından pazara girişte önemli bir engelin olamayacağı
başlangıçta düşünülebilir. Ancak bayilerin sadece “dağıtıcının tescilli markası
ve amblemini” taşıyan LPG-tüpleri satışa sunma zorunluluğu bulunduğundan,
dolaylı yolla da olsa kendi markası ile sadece çelik tüp üretimi ile piyasaya
girişi engellenmiş olacaktır.
Özel bir kanunla ve RekabetK’dan sonra getirilen bu yasaklar, rekabet hukukunun
da uygulama alanı daraltılmıştır. Serbest rekabeti ortadan kaldırıcı nitelikteki
kanun hükümlerinin Anayasa m. 167’ye aykırı olduğu ileri sürülmektedir[11].
LPG-tüp piyasasında serbest rekabet, ancak tüketicinin elindeki mevcut boş
tüplerin değiştirilmesi ve daha sonra bunların karşılıklı takası ile
sağlanabilecektir. Bu imkan kaldırıldığında ise yeni firmaların piyasaya
girişi nerdeyse imkansız olacaktır. LPG Piyasası Kanunu’ndaki yasaklayıcı
hükümlerin, özellikle de m. 8’deki yasağın yargı yolu ile Anayasa Mahkemesi’ne
götürülerek Anayasa m. 167 açısından değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.